İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğumuz “NATO sonrası Afganistan” temalı sempozyum oldukça heyecanlı ve farklı görüşlerin ortaya çıkmasına vesile oldu. Sempozyum katılımcıların fikirlerini ortaya çıkarması için iyi bir zemin oluşturdu. Bizim amacımız bölgede istikrar ve barışın egemen olması, silahlı ve Narko terör gruplarıyla müzakere vemücadele etmenin yolunu açmaktır.

Ne yazık ki bölge bugün adeta terör laboratuvarına dönüştü. Emperyalist ülkelerin istihbarat birimlerinin merkez üssü olduğu kadar kendilerinin desteklediği gruplar vasıtasıyla her an olay çıkarabilecek kapasitede olduklarını biliyoruz. İşte bu durum bizi çok üzüyor. Neden elin ajanı gelip bizim kardeşlerimizi birbirine düşürüyor ve bizim kardeşlerimiz de neden bu densizlere kanıyor?

Ortada cevaplanması gereken bir yığınsoru var.  O zaman herkesin işin bir ucundan tutması gerektiğine inanıyorum. Karınca misali da olsa belki barışa küçük bir katkımız olur düşüncesiyle hareket ediyoruz. Terör sadece bölge insanını değil aslında tüm dünyayı ve Müslümanları etkiliyor. Gerek Pakistan Taliban örgütü ve gerekse Afganistan Taliban’ıbütün dünyadaki Müslümanları derinden etkiliyor. Bazı olayları çocuklarımıza ve etrafımızaizah edemez hale geldik.

Bu örgütleri dizayn eden şer güçler hem dünyada kaos ortamı oluşturmak hem de Müslümanları “şiddet yanlısı terörist” olarak göstermek için çaba sarf ediyor. Bunun içinde İslami görünümlü ajanlar vasıtasıyla yaptıkları İslam karşıtı eylemler Müslümanların üzerine yıkılıyor. Basın – Yayın ve medya aracılığıyla algı operasyonuyapılarak Müslümanların ötekileştirilmesi sağlanıyor. Bu algı ve Müslümanlara atılançamurun silinmesi için her bireyin çalışması gerektiğine inanıyorum.

Bölgede bulunan Taliban Terör örgütleri yetmezmiş gibi yanlarına bir de DEAŞ terör örgütü  eklendi. Afgan Taliban örgütüyle çatışmaya giren DEAŞ militanları Libya, Irak veSuriye’de yaptığı vahşet gibi henüz kafa ve vahşice katliam yapmadı ama bu yapmayacağı anlamına gelmez. Bu örgütlerin bölgede yer bulmaması için huzurun vebarışın sağlanması gerekir.

Halkına iş ve aş veren, sanayisi ve ekonomisi gelişmekte olan, hukukun üstünlüğü, adaletli gelir dağılımı, insana ve çevreye duyarlı bir yönetimin olmaması için hiçbir neden yok.Engin tarihe sahip Afgan halkı kendi kendine bırakılırsa yönetimini ve idaresini çok rahat bir şekilde kurabilir. Ancak anladığım kadarıyla emperyalistler Afganistan’ı Afganlılarabırakmaya pek niyetli değiller.

Afgan ve Pakistan Taliban’ın amaçları nedir?

Emperyalistlerin görevi ortalığı karıştırmak, iç ve dış kavga çıkararak ortaya “arabulucu” olarak çıkıp hem ülke kaynaklarını hem de komşu ülkeleri kendi hegemonyası altına almak için çaba sarf eder. Pakistan ile Afganistan’ın arasını açmak için oldukça şeytanca planyaptıklarını görünce dehşete düşüyorum. Fitne tohumları öylesine güçlü ekilmişki ayrık otu gibi söküp koparmak oldukça zorlaşıyor.

Husumet ve temeli olmayan bu kavganın daha da derinleşmemesi için samimi insanlarındevreye girmesi gerekir. Biz her iki kesime de elimizden geldiğince nasihat etmeye veeşit mesafe de durmaya çalıştık. Afganistan Pakistan’ız, Pakistan’da Afganistan ‘sızyapamaz. Her ikisi debirbirine muhtaçtır. Halklar arasında hiçbir problem olmamasınarağmen politik ve siyasi olarak birbirleri üzerinden husumeti körükleyecek eylemlerden uzak durulması gerektiğini belirttik.

Sorunun temeline inmek gerekir. Burada en büyük ve öncelikli meselenin Afgan Taliban örgütü ile müzakere masasına oturmak olduğunu vurgulamam gerekir. Mayıs başında Taliban örgütü gayrı resmi olarak Katar’da Afgan hükümet ve devlet yetkilileriyle bir araya geldi. Bu görüşmeler hala devam ediyor ve devam edecek. Yakın gelecekte de ayni görüşmeler resmi olarak Afgan devleti ile Taliban arasında olacak. Bunun için her iki tarafta iyimser ve kararlı görünüyor.

Müzakere masasına oturmak aslında büyük bir özveri olduğunu unutmamak gerekir. Geçmişte olanları geçmişe bırakmak ve ortaklaşa geleceğe bakmak demektir. Bu olgunluğu herkes gösteremez. Ancak bu kararlılık hem devlette hem de Taliban örgütünde olduğunu görüyoruz. Tam da bu noktada çok dikkatli ve özenli olmak gerekir. Barış masasına tarafları oturtmamak için şer güçler ajanlarını devreye sokacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Eğer bu oyun bertaraf edilirse barışın önündeki en büyük engel kalkmış olacak.

Taliban’ın bazı istekleri var. NATO güçleri ülkeyi terk ettikten sonra geride kalan “danışman” veya lojistik destek sağlayan birliklerin de ülkeyi terk etmesinin yanında siyasi mahkumlar için genel af ilan edilmesi gibi anlaşılabilir istekleri var. Devlet de haklı olarakterör eylemlerine son verilmesini, hükümeti ve kanunları tanımaları konusunda ısrar ediyor.

Ortak noktada bulunmaları temenni ediliyor. Böylece  Taliban örgütünehükümet içinde bazı yetki ve görevler verilecek. Çoğunlukta oldukları birkaç kentin valiliği Taliban’a verilecek. Görünürde iyi gelişmeler olacak. Ama daha şimdiden bazı odakların maşası olan kişiler talihsiz beyanatlarda bulunmaya başladılar bile. Bizdeki PKK terör örgütü gibi bunların da kökleri ve ipleri başkalarının elinde olduğundan dolayı ağzı olan konuşuyor.

Sorun medreselerde değil

Türkiye devleti ve hükümeti PKK ile olan sorunları halletmek için son derece önemliinisiyatif aldığını ve kararlı olduğunu görüyoruz. Ancak ayni iyi niyeti PKK terör örgütündegörmüyoruz. Taliban gibi onlarında arkasında olan şer güçler barış yapılmasını istemiyor. Afganistan devletinin içine yerleştirilen ajanlar ayak diremeye başladı. Taliban’ın bazı yetkili veya yetkisiz kişileri isebarış görüşmelerinin olmaması için uyduruk fetva ve görüşler ortaya koymaya başladı. DEAŞ bile bu konuda fikir beyan etmeye başladı.

Taliban  ile yapılan görüşmelere katılan Afganistan Cihad’inin önde gelen Hizb-i İslami Grubu’nun Lideri GülbettinHikmetyar’ın damadı ve aynı zamanda siyasi danışmanı olan Dr. Gayret Behir önemli ve sevindirici bilgiler verdi. Afganistan Ulusal Diyalog Toplantısı’nda Taliban örgütünün yanında diğer muhalif gruplar ve Afganistan devlet yetkilileriyle bir araya gelmeleri son derece  sevindirici bir gelişmedir. Barış dışındabaşka bir çıkar yolun bulunmadığını belirten Behir, “Türkiye her zaman olduğu gibi bu barış görüşmelerinde de aktif rol oynayabilir” dedi.

Yanlış anlaşılan ve belkide bazı çevrelerce algı operasyonuyla bölgede bulunanmedreselerin “militan yuvası” olduğu imajıverilmeye çalışılıyor. Bu doğru değildir. İslam dininin temel bilgilerinin okutulduğu hiçbir yerde terör değil barış dili hakim olur. Ancak art niyetli kişiler tarafından ele geçirilen bazı terör yuvaları kendini kamufle etmek için medreseleri birer us olarak kullandıkları da bir gerçektir.

Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı AbdurreşidDostum’un siyasi müsteşarı Prof. FazılAhmedBurget, Pakistan ve Afganistan medreselerinde okuyan bazı öğrencilerin ideolojik saplantılarakapılarak kaos ortamı oluşmasına sebebiyet verildiğine dikkat çekti. Bu medreselerin kontrol altına alınması için tüm tarafların iyi niyet içerisindegayret sarf etmeleri gerektiğine işaret etti.

Pakistan Başbakanı Muhammed Navaz Şerif’in danışmanı Eşref Cihangirqazi de iki ülke halkı arasında sorun bulunmadığını belirterek, “Bölgedeki sorunların çözülmesi içinhalkların olumlu tavrı, devletlerin tutumlarını etkileyecektir” dedi.

Pakistan ile Afganistan arasında cereyan eden fikir ayrılıklarının giderilmesi ve tarafların ön şart ileri sürmeksizin barış masasına oturmaları, her iki devletin desorunların çözümü için gayret sarf etmeleri gerekir. Taliban örgütünün eylemleri yüzündendost ve kardeş ülkelerin arasını bulmak için Türkiye’nin çok iyi bir arabulucu olduğunu dile getirdik.Ülkemizin bu konuda deneyimi ve tecrübesi bulunmaktadır. Bu görüşmelere hem iki ülke hem de Taliban örgütleriyle yapılacak müzakerelerin hepsi birlikte ele alınabilir.

DEAŞ, Taliban, Cundullah ve PKK örgütlerinin ortak noktası

Gruplar arasında keskin görüş ayrılıklarının olduğunu gördüm. İşgal kuvvetlerinin mevcudiyeti ve sivrisinek gibi her tarafta bulunan ajanların varlığı unutularak iki devletinbirbirini suçlaması kabul edilemez. Ancak kafamızı kuma gömerek bu devletlerinyaptıkları gayrı ahlaki davranışları da görmemezlikten gelemeyiz .Cahilliğin ve art niyetliğin olduğu birortamda az da olsa her kesim biraz suça bulaşmış olabileceği gerçeğini kabul etmek gerekir. Ama bu böyle devam edemez olduğunu dile getirmeye çalışıyoruz.

Biz burada ayni taraftayız. Mevlana CelaleddinBelhi – Rumi’nın torunları ve Ümmet şairiMuhammed İkbal‘in şiirlerinden beslenen bu üç devletin halkları olarak barış ve huzurun tesis edilmesi için samimiyet testinden geçtiğimizi unutmamak gerekir. Emperyalistlerinoyununu bozabiliriz. Artık şer güçler değil, oyunun kurallarını bizler kurabiliriz. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözebiliriz.

Afyon üretimi ve satımı için bölgede terör örgütlerinin palazlandığının gerçeğini görmeliyiz. Aslında bir hat şeklinde haritaya baktığımızda Afganistan ve Pakistan sınırboyunda başlayan terör örgütlerinin devamı olarak İran – Pakistan sınırındakiCundullah terör örgütü, Irak ve Suriye’deki DEAŞ’in varlığı ile ülkemizde ki PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleri birbirini besliyor ve tamamlıyor. Bu örgütlerin hepsi Afganistan’daki Afyon ve diğer uyuşturucu maddelerini dünya pazarına sürmek için katliam yapmaktan geri durmazlar. Ellerindeki gelişmiş silah ve patlayıcılarla önlerine çıkan herkesi etkisiz hale getirmek için genelde Haşhaşı kişilikli tetikçileri kullanırlar.

Halklarımız ve melaike konumunda olan çocuklarımızınuyuşturucu müptelasınabulaşmaması, Batı dünyası ve ABD kıtasındaki masum çocukların “keş” olmaması için bu bataklık kurutulmalıdır. İşgal kuvvetlerinin kontrolünde bulunan bu topraklarda Afyonun yüzde 94’ü üretilmekte ve dünya pazarına sürülmektedir. Esas büyük parayı kazanan emperyalist ve işgalci güçler işlerini/ kaçakçılığı daha rahat yapabilmeleri için halklarla devlet birimlerini birbirine düşman hale getirdiğinin farkında varmamız gerekir.

Bölgede ve Afganistan üzerinde yıllardan beri oynan oyunlar bitmiş değil. İran her zaman olduğu gibi bölgedeki egemenliğini korumak için mezhep ve etnik kimliğiyle öne çıkarken Hindistan ne hikmetse Taliban ve yeni rejimle çok iyi ilişkiler içine girdi. İmparatorluklar mezarlığına dönen Afganistan’da yeni emperyalist aktörlerden biri Çin’dir. Bu konuyu kısmetse gelecek makalede ele alacağız.

Emperyalistleri Afganistan’a çeken nedir acaba ?

aslanbalci1@twitter.com

Paylas