Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (GASAM), Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi işbirliğiyle düzenlediği “Afganistan’da Güç Savaşları” panelinde Afganistan’da yer alan küresel ve bölgesel güçlerin stratejileri masaya yatırıldı.
“Afganistan’da Yaşananlar İyi Analiz Edilmeli”

Panelin açılışında konuşan GASAM Başkanı Cemal Demir, Afganistan mücadelesinin İslâm coğrafyasını çok ilgilendirdiğini belirterek, “Afganistan mücadelesinde İslâm coğrafyasındaki genç insan kaynağının küresel güçler tarafından organize edilerek, bilinçli olarak sıcak çatışmaların içine çekmek ve yok etmek gibi bir strateji uyguladığı muhtemeldir. Örneğin Sovyet Rusya’ya karşı İslâm coğrafyasından toplatılan ve savaştırılan mücahitler daha sonra dünya düzenine tehdit olmakla suçlanmışlardır ve bunun akabinde Ortadoğu’da işgaller ve savaşlar başlamıştır. Bundan dolayı Afganistan’da ki güç savaşları akademisyenler tarafından detaylı araştırmalıdır. Afganistan’ı iyi analiz edersek küresel güçlerin Suriye stratejilerini çözebiliriz.” diye konuştu. Demir, ABD’nin geçen nisan ayında tüm bombaların anası olarak tanımlanan GBU-43’ü Afganistan’da kullanmasının tartışılması gerektiğini ifade ederek yaşadığımız coğrafyanın artık “böl, parçala, yönet” stratejisine teslim edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Bölgesel Güçler Yerel Aktörleri Destekliyor

GASAM Başkan Yardımcısı Müzemmil Hevadpal’in moderatörlüğünde yapılan panelde, Stratejist Zabihullah Kokcha, Afganistan’ın ulusal güvenliğindeki yerel aktörler ve bölgesel güçler hakkında konuştu. Afganistan iç savaşının sadece yerel aktörlerin değil bölgesel güçlerin de dâhil olduğu bir savaş olduğunu belirten Kokcha, Afganistan’daki yerel aktörlerin dış güçler tarafından çıkarları doğrultusunda desteklendiğini, bu aktörlerin siyasi partiler ve silahlı gruplar olmak üzere ikiye ayrıldığını aktardı. Ülkede 18 silahlı çatışan gruptan en güçlüsünün Taliban olduğunu ifade eden Kokcha, Taliban’ın bu gücü, insanlara korku salarak, vahşetle sağladığını aktardı. Taliban’ın önceleri Afganlar arasında bir savaş sürdürürken 11 Eylül saldırılarından sonra söylem değiştirip İslâm için de savaştıklarını söylemelerinin dikkat çekici olduğunu belirtti.

“Afganistan Süper Güçlerin Kabristanıdır”

Stratejist Abdul Basit Adeel, güç savaşlarındaki bölgesel ve küresel güçleri ele aldığı konuşmasında güç savaşlarını Britanya’nın 1844’teki Kabil çıkarmasına kadar götürmenin mümkün olduğunu ifade etti. Adeel, Britanya’nın başarısız olarak geri dönmesinin ardından parçalanması ve Sovyet Rusya’nın 1979’da başlattığı ve 10 yıl süren savaşın ardından çöküşe geçmesi nedeniyle Afganistan için ‘süper güçlerin kabristanı’ tanımlaması yapıldığını aktardı. Adeel, günümüzdeki işgalci ABD’nin de büyük güç kaybı yaşadığına dikkat çekti. Pakistan ve Hindistan’ın güç savaşının en önemli iki aktörü olduğunu söyleyen Adeel, Pakistan’ın güçlü bir Afganistan ve Hindistan arasında ezilmemek adına ülkeden geri durmadığını vurguladı.

Her Şeyin Üzerinde Denendiği Bir Ülke

Afganistan’ı laboratuvar ülke olarak tanımlayan SETA Güvenlik ve Savunma Uzmanı Dr. Merve Seren, “Her şeyin ilki orada deneniyor, bombalar, drone’lar ve daha birçok şey. Terörizmle küresel savaş Afganistan’da başlamıştır. Burada kazanırsanız terörle mücadelede de kazanırsınız, burada kaybederseniz küresel savaşta kaybedersiniz.” diye konuştu.

Jeopolitk ve jeostratejik olarak önemli bir konumda bulunan Afganistan’da, ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan İskandinav ülkelerine kadar birçok ülkenin çıkarları doğrultusunda yer aldığını belirten Seren, orada uygulananların bugün İran ve Suriye üzerinde de uygulandığını belirtti.

Panel, soru cevap faslının ardından sona erdi.
Haber: Kübra Erten

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here