Amerika, Obama sarhoşluğunu halen üzerinden atabilmiş değil. Amerikan tarihinde ilk kez bu kadar uzun süren, hatta bir boşluğa dönüşmek üzere olan seçimler sonrası geçiş süreci yaşanıyor. Orta ve Güney Asya’da ard arda dengeleri Amerika aleyhine bozacak gelişmeler yaşanırken, Amerika kıtasında şaşırtıcı bir sessizlik hakim. İlerleyen günlerde Amerikan tarihinde ilk kez görebileceğimiz türden yüksek dozda iç siyaset çekişmeleri ile karşılaşırsak şaşırmamak gerekiyor. Obama, her ne kadar seçilmiş bir ABD başkanı da olsa ten renginden dolayı eleştiri oklarını hazırda tutan, eli hançer kabzasında bekleyen hatırı sayılır bir kesim olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyor.

Barak Obama, Amerikan dış politikasının odak noktasını teşkil eden terörle mücadele konusunda Afganistan ve Pakistan’ın önemini her defasında altını önemle çizerek vurgulamaya çalıştı. Amerika’nın deneyimli diplomatlarından Musevi kökenli Holbrooke’u Afganistan ve Pakistan özel temsilcisi atayarak bu iki ülkenin Amerikan dış politikasındaki önemine dikkat çekti. Ancak, tüm bu girişimlerin henüz somut bir politikaya dönüştürülememiş, Bush sonrası izlenecek stratejilerin netleştirilip hayata geçirilememiş olması Amerika’yı Orta ve Güney Asya’da pasif konuma sokmuş durumda. Bu durumun farkında olan Rusya, Obama rehavetinden yararlanarak normal şartlarda hayata geçirilmesi zor iki önemli adım attı.

Rusya, ABD ile olan güç dengelerini eşitliyor

Rusya, 5 şubat tarihinde Moskova’da düzenlenen Avrasya Ekonomik Topluluğu zirvesinde dünyadaki siyasi, askeri ve ekonomik güç dengelerini yeniden şekillendirecek önemli bir adım attı. Bazı eski Sovyet ülkeleriyle ortak ordu kurma kararı alan Rusya, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan askeri güçlerini müdahale ordusu için birleştirecek. Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü adı verilen yeni askeri oluşum, Rusya’nın bölgedeki etkinliğini önemli ölçüde artıracak bir adım. Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in, oluşturulan yeni askeri ittifakın ileride NATO benzeri bir güce dönüşeceğini dile getirmesi  Rusya’nın soğuk savaş dönemindeki pozisyonunu yeniden almak istediğinin de somut bir tezahürü. Ortak bir ordu kurmakla kalmayan Rusya, müttefik ülkelere 6 milyar dolarlık yardım yaparak bölge ülkeleri üzerindeki etkinliğini pekiştirmiş oluyor.

Tüm bu önemli adımlarla Rusya, soğuk savaş sonrası ABD’ye kaptırdığı siyasi ve askeri üstünlüğü dengeleme yönünde çok önemli bir adım atmış durumda.  Rusya bu önemli stratejik hamle ile Afganistan’a yerleşerek Orta Asya’nın enerji kaynaklarını kontrol altında tutmayı hedefleyen ABD’nin önüne önemli bir set çekmiş durumda.

Rusya’nın bölgede attığı 2. önemli stratejik adım ise Kırgızistan’daki Amerikan üssünü kapattırmak oldu. Üs Afganistan’a kuzeyden lojistik girişinin sağlanması bakımından ABD ve Koalisyon güçleri için hayati önem arzediyor. Üssün kapatılması bir yandan Rusya ile bölgede oynanan güç savaşında önemli bir kalenin düşmesi anlamına gelirken, diğer yandan Afganistan’da yürütülen terörle mücadeleyi ABD ve koalisyon güçleri açısından daha riskli hale getirmiş bulunuyor. Bu durum, ABD ve NATO güçlerini çok daha güvensiz olan ve lojistik konvoyları sürekli saldırıya uğrayan Pakistan – Hayber rotasına mecbur bırakmış durumda.

Pakistan’ın Şeriat hamlesi ne anlama geliyor?

Ancak Amerika için işler Afganistan’ın güneyinde de yolunda gitmiyor ve kontrolden çıkmışa benziyor. Cumhurbaşkanı Zerdari’nin de onayıyla Kuzey Batı Eyalet Başkanı Taliban temsilcileriyle bir araya gelerek eyaletin Swat bölgesinde Şeriat’a geçilmesi hususunda mutabakat sağladı. Pakistan’ın attığı bu adım Amerika’ya yönelik çok ciddi uyarılar içeriyor.

Her şeyden önce, böyle bir adımla Pakistan Hükümeti, Pakistan Taliban Hareketi ile kendi sınırları içinde artan şiddeti sona erdirme çerçevesinde uzlaşı arayışlarını da devreye sokmuş görünüyor.  Pakistan’ın Kuzey Batı eyaleti zaten uzun yıllardır Pakistan devlet otoritesinin bulunmadığı bir bölge. Bölgede resmi olmasa da yıllardır şeriat hükümleri uygulanıyor ve 70’i aşkın yerel Şeriat mahkemeleri mevcut. Pakistan hükümeti pratikte ve fiilen zaten var olan bir durumu resmi olarak kabullenerek hem bölge halkının taleplerini karşılamış hem de şiddeti kontrol altına almış bulunuyor. Nitekim Pakistan Taliban Hareketi varılan mutabakatın hemen ardından sürece olan destek ve bağlılığını göstermek için tek taraflı 10 günlük ateşkes ilan etti.

Peki, Pakistan tarafından atılan bu adımın bölge ilişkilerine, ABD’nin Afganistan ve Pakistan’da sürdürdüğü Terörle Mücadeleye yansılamaları neler olabilir?

Eğer bu anlaşma Pakistan’ın kuzeyinde bulunan aşiretlerin şeriat beklentilerini karşılayarak, Talibanla olan bağlarını koparıp, Afganistan’daki Taliban güçlerine bölgeden sağlanan lojistik desteği kesmeyi hedeflemeyen, Pakistan Hükümeti’nin kendi ulusal menfaatleri doğrultusunda hayata geçirdiği terörle mücadele noktasında bir uzlaşı arayışının sonucu ise ABD için işlerinin bölgede bundan böyle daha da zorlaştığını söyleyebiliriz. Kırgızistan’daki ABD üssünün kapatılmasının hemen ardından hayata geçirilen bu anlaşma ile birlikte Afganistan’a açılan güney kapıları da tehlikeye girmiş durumda. Gelinen son nokta, Afganistan’da zaten kaybetmekte olan ABD ve koalisyon güçlerini çok daha zor günlerin beklediğini gösterir. Eğer Pakistan, Talibanla dün sağlanan mutabakatı kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürecek olursa; bu ABD’nin Afganistan’da mahsur kaldığı anlamına gelir ki, bu durum en çok Obama’yı zor durumda bırakacaktır.

Pakistan Amerikan eksininden kayıyor mu?

Özellikle Hindistan’daki Mumbai baskınından sonra ABD’nin Hindistan’ın yanında yer alarak Pakistan’ı zor durumda bırakması Pakistan’ı bölgede farklı arayışlara itmiş durumda. Pakistan, bölgedeki durumu dengelemek adına kendisi için joker konumunda olan Çin seçeneğini devreye sokarak, son birkaç ayda yapmış olduğu askeri ve güvenlik anlaşmalarıyla ABD’ye misilleme de bulundu.

İkinci ve daha büyük misilleme ise dün yapılan anlaşma ile gelmiş durumda ki, bu Çin hamlesinden çok daha şoke eden bir hamle. Pakistan, bu hamle ile ABD’ye bölgede ben olmadan bırak başarmak tutunamazsın bile mesajı vererek, stratejik önemini hatırlatıyor ve çok ciddi uyarılarda bulunuyor.

Bu mesajların asıl hedefinin ise Obama olduğunu söyleyebiliriz. Obama son zamanlarda Pakistan ve Afganistan’ın ABD tarafından yürütülen terörle mücadelede noktasında merkez üs olacağı yönünde açıklamalar yapmış bunuyor. Pakistan, Talibanla uzlaşı hamlesi ile Obama’ya sakın Pakistan’ı bu konuda elde edilmiş basit bir unsur olarak görme diyerek ciddi bir uyarı yapmış durumda. Pakistan’ın bölgedeki stratejileri değiştirecek bu adımı ABD ve NATO kanadında şaşkınlıkla karşılanmış gibi görünüyor.

Peki, bu durum ABD ve koalisyon güçlerini de Taliban’la uzlaşı noktasına iter mi? Afganistan’da görev yapan koalisyon güçlerinin komuta kademesinden zaman zaman uzlaşı seçeneğinin de masaya yatırılması yönünde açıklamalar gelmiş olsa da Amerika’nın böyle bir seçeneği gündeme almasının mümkün olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun ABD için birçok önemli nedeni var;

ABD ve NATO’nun Afganistan’da asıl bulunuş nedeni bilinenin aksine Taliban ya da El Kaide ile mücadele değildir. Afganistan, ABD için birçok dengeyi kontrol altında tuttuğu ve menfaatleri doğrultusunda dünya politikalarına yön vermeye çalıştığı bir üstür. Afganistan’da bulunarak ABD, Rusya’yı güneyden, Çin’i batıdan, İran’ı ise arkadan kontrol ederek kuşatma altında tutmaktadır. Orta Asya’nın enerji kaynaklarına yakınlığı, Pakistan’ın nükleer silahlarının İsrail’in güvenliği için markaj altında tutulması, dünya ekonomisine alternatif bir güç olarak yükselen Hindistan’ı izlemek ve Amerikan menfaatleri doğrultusunda yönlendirmek ABD’nin Afganistan’da varlığının diğer önemli nedenleridir. Bu nedenledir ki Obama Afganistan’da ki ABD güçlerinin sayısını 2009 yılı sonuna kadar 30 bin askerle daha takviye ederek 70 bine çıkarmayı hedeflemektedir.

Burada akla gelen diğer bir soru ise Pakistan’ın Swat bölgesini kapsayan şeriat anlaşması ülkenin diğer eyaletlerinde de bir beklenti yaratabilir mi? Medreselerin oldukça etkin olduğu Pakistan’ın diğer eyaletlerde faaliyet gösteren kimi cemaatler böyle bir beklenti içerine girebilir mi? Taliban’ın Swat bölgesinde elde ettiği bu kazanım beni bundan 15 yıl öncesine götürdü. Pakistan Karaçi Üniversitesi’nde yüksek lisans çalışmalarımı yaptığım yıllarda bir kuaförde sıramı beklerken “International Herald Tribune” dergisinin kapağı dikkatimi çekmişti. Kapakta tank ve jeepler üzerinde Kabil’e giren Taliban güçleri “Kabil ke Baad İslamabad” (Kabil’den sonra İslamabad) şeklinde sloganlar atıyorlardı. Kabilden sonra sıra İslamabad’a gelecek anlamına gelen bu slogan, CIA ve Pakistan İstihbaratı tarafından Afganistan’da kurulacak bir şeriat devletini engellemeye yönelik oluşturulan Taliban Hareketi’nin bumerang etkisi gösterebileceğini göstermesi açısından önemliydi.

Özetle, zaman Afganistan ve Güney Asya’da Taliban’ın lehine işlemeye devam ediyor. ABD ve NATO, Afganistan da mahsur kalabilir. Bilinen bir şey var ki o da, Afganistan ve Güney Asya’nın istikrarlı günleri özlemeye devam edeceği…

Ali ŞAHİN
Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı
17.02.2009

Paylas
GASAM

GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here