İSTANBUL –  Güney Asya Stratejik Araştırmaları Merkezinin (GASAM) organize etmiş olduğu “Bangladeş’in Bağımsızlığı ve İdamlar”  konulu Panel, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı yerleşkesinde gerçekleştirildi.

 GASAM Başkanı Cemal Demir panelin açılış konuşmasında “Düşünce kuruluşları ülkelerin yumuşak gücü olduğunu ve düşünce merkezleri bir ülkenin ulusal gücü ve ‘ar-ge’leri olarak tanımladı.

Türkiye’nin tarihi ve coğrafi derinliği olan bir ülke olduğunu ve düşünce merkezlerin desteklenmesi ve niteliğinin artırılması tavsiyesinde bulundu.

Dünya genelinde yaklaşık 6 bin düşünce kuruluşun olduğunu; ABD’de 1800, Avrupa Birliği’nde 1485, Çin’de 425, Hindistan’da 292, İngiltere’de 286, Almanya’da 194, Fransa’da 176, Rusya’da 104, Japonya’da  105 ve Türkiye’de ise 47 düşünce kuruluşun olduğunun bilgisini verdi.

İslam coğrafyasının cephe kazanımları artık masa kazanımları ile güçlendirilmesini, ülkenin masada ki kazanımları düşünce kuruluşların üretimleriyle orantılı olduğunu söyledi.. ABD ve Avrupa da düşünce kuruluşların, yüzyılı doldurduğu, ülkemizde ise düşünce kuruluşlarının tarihi ise yenidir. Ülkemizde ve yakın coğrafyamızda oynan oyunların araştırılması ve çözüm üretilmesinde yerli ve milli düşünce merkezlerine ne kadar ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

GASAM Yönetim Kurulu Üyesi Gazeteci-yazar Aslan Balcı’nın moderatörlüğünde başlayan Panel ’de 23. Dönem AK Parti Konya Milletvekili Av. Hüsnü Tuna, Gazeteci- Yazar ve Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni Erem Şentürk ile Bangladeş uyruklu akademisyen Neamat Ullah Bangladeş’te son gelişmeler, İktidarın halk üzerine korku salarak mahkemeler aracılığıyla sindirilmesi  ve ülkede devam eden idamların devam etmesi etraflıca ele alındı.

 Aynı kaderi paylaşarak Hindistan’dan ayrılarak ortaklaşa kurulan Pakistan’da 1969 yılında merkezi hükümet tarafından Bengali dilinin artık kullanılmayacağının bildirildiğini aktaran Şentürk, Bengal halkına getirilen dil yasağı bahane edilerek kentlerde bir kaç milliyetçi grup “Urdu dilinin” kullanılmaması için şiddete varan gösteriler yapıldığını dile getirdi.

banglades-gasam

 

 Ülkenin kurucu lideri olan Muciburrahman yapmış olduğu siyasi propagandalarda Doğu Pakistan’a muhtariyet getireceğini ileri sürerek ulusal meclis için yapılan seçimlerde büyük başarı elde ettiğini belirten Şentürk, emperyalist güç olan İngiltere ve onun etkisindeki kişilerin kışkırtması ve ortalığa yaydığı fitne tohumlarından dolayı iki müslüman halk birbiriyle savaşmaya başladı. Söz konusu savaşın kazanının olmadığını, dolayısıyla kazanılan veya 1971 yılında elde edilmiş bir bağımsızlığın olmadığını ifade etti.

 Bangladeş’e özel önem verdiğini ve insanların çok zeki, çalışkan ve içten olduğunu dile getiren Şentürk, Türkiye olarak Bangladeş’in asker ve polisin bir kısmının Türkiye tarafından eğitildiğini ve bunun devam etmesinin gerektiğinin altını çizdi. Ülkeler arasında mutlaka öğrenci değişimi olmasının gerektiğini ve ülkemizden Bangladeş’e seyahat ve ziyaret amaçlıda olsa mutlaka gidilmesi gerektiğini belirtti.       

 Av. Tuna, Daha önce Bangladeş’e yapmış olduğu ziyareti esnasında ülkede devam eden yargılamaların hukuki değil siyasi olduğunu adalet bakanı ve yetkili savcılara anlatma imkanı bulduğunu dile getirdi.

 Hükumet tarafından  kurdurulan ve üyeleri siyasi iktidar tarafından atanan “Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi” ve bu mahkemede görev yapan yargıçların durumu hakkında bilgi veren Tuna, Söz konusu mahkemenin Uluslararası sıfatının olmadığını ve yargılamaların evrensel hukuk normlarına ve hatta hiçbir hukuki temele dayanmadığını belirtti.

 Siyasi iktidarın kendine muhalif olan grupları sindirmek ve siyasi arenadan uzaklaştırmak için kurulan mahkemenin başkanının Brüksel’den bir kişiden almış olduğu emir ve direktifler doğrultusunda hüküm verdiğini dile getiren Tuna, Mahkeme başkanı ile söz konusu kişi arasında yapılan görüşmelerin büyük bir kısmı sanıkların avukatları tarafından ele geçirilip mahkemeye sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını aktardı.

Araştırmacı Neamat Ullah ise Türkçe olarak yaptığı konuşmasında Bangladeş’te iktidarı elinde bulunduran Şeyh Hasina’nin meşrutiyeti hala tartışıldığını ve 2014 yılında yapılan seçim sonuçlarının resmi olarak ilan edilmediğini ve iktidarı zorla elinde tuttuğunu belirtti.

 Halk nezdinde itibarının olmadığını, ülkede rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma ve usulsüzlüklerin olağan hale geldiğini aktaran Ullah, okullarda İslam dininin zorunlu ders olarak okutulması yürürlükten kaldırılarak yerine seçmeli İslam dini dersleri konulduğunu, ancak Hindu dininin İnek Tanrısı olan “ Kırmızı İnek” mecburi ders olarak okutulduğunu ve Müslüman çocuklara zorunlu olarak Hindu dininin temel özelliklerinin anlatıldığını dile getirdi.

 Hükumete bağlı olarak görev yapan polislerin hukuksuz olarak gözaltına aldığı kişilere yönelik yargısız infaz yapıldığını, sadece 2015 yılı içinde, tespit edilen, 136 kişin katledildiğini, halkın bu polislerden oldukça tedirgin olduğunu ve Müslümanlara karşı son derece hoşgörüsüz davranıldığını ve baskı yapıldığı kaydetti.

 Panel ’in kapanış konuşmasında Balcı, dost ve kardeş Bangladeş’in yönetimini illegal olarak elinde tutan Şeyh Hassina babasının başlayıp ama bitiremediği intikam davasını 45 yıl sonra tekrar gündeme getirmesi ülkeyi ileriye değil aksine geriye ve kaosa sürükleyeceğini belirtti.

Daha önce kendi ülkemizde yaşanan ve bir daha hatırlamak istemediğimiz 28 Şubat sürecinin aynısının Bangladeş’te yaşandığına işaret eden Balcı, Ülkenin siyasi intikam ve iç kargaşaya değil kardeşliğe ve iç huzura ağırlık vermesini tavsiye etti.

 Ülkedeki hukuksuzluk ve yolsuzlukların arkasında ABD ve İngiltere’nin bu rolü Hindistan’a devrettiğini dile getiren Balcı, Ülkede 65 vilayetin 46 vilayetteki valinin Hindu dinine mensup olan kişilerin atandığına dikkati çekti. Hindistan yanı başında güçlü ve istikrarlı bir Bangladeş görmek istemediğinin altını çizen Balcı, Bangladeş yönetimine ve özellikle Şeyh Hasına’ya halkıyla uzlaşı çağrısı yaptı. 

Paylas
GASAM
GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here