analitikbakis.com, AKPM Başkanlığı seçimlerini yerinde takip eden GASAM Başkanı Ali Şahin’le Mevlüt Çavuşoğlu’nun AKPM Başkanlığına seçilmesini ve AKPM Başkanlığının Türkiye yansımalarını konuştu.

Analitik Bakış: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ne zaman hangi amaçla kurulmuştur?

AKPM BÜNYESİNDE TÜRKİYE’YE KARŞI OLUŞMUŞ ALMAN, FRANSIZ VE İNGİLİZ EKSENİ VAR

Ali Şahin: AKPM, 5 Mayıs 1949’da Londra anlaşmasıyla Avrupa entegrasyonunu sağlamak, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerini tüm üye ülkelerde geliştirmek ve desteklemek üzere kurulmuş önemli bir uluslararası platform.

Analitik Bakış: AKPM işlevsel anlamda neler yapıyor önemi nedir?

Ali Şahin: Avrupa’nın adeta ciğerleri. Siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel yaşamının şekillendirildiği ve yön verildiği bir güç merkezi. Üye ülkeler başta olmak üzere tüm dünyadaki seçimler, demokrasi hareketleri, insan hakları süreçleri adım adım izleniyor. Hazırlanan raporlarla bir yandan Avrupa’nın modern, güvenli, sağlıklı ve istikrarlı bir yaşam coğrafyası haline getirilmesi amaçlanırken, buna ayak uyduramayan ülkelerin dikkatleri çekilerek yaptırımlar da uygulanıyor.

Analitik Bakış: Türkiye AKPM’ye ne zaman dâhil oldu ve bugüne kadar AKPM içindeki pozisyonu ne oldu?

Ali Şahin: Türkiye AKPM’nin kurucularından biridir. Yani AKPM 1949 yılında kurulurken Türkiye de kurucu ülkeler arasında idi.  Türkiye AKPM’de 12 yedek 12 asil olmak 24 parlamenterimiz tarafından temsil edilmekte olup Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerle birlikte AKPM’de en çok temsilci sayısına sahip ülkelerden biridir. Temsilci sayısı üye ülkelerin nüfus yoğunluğuna belirleniyor ve bu anlamda Türkiye temsilci sayısı bakımından önemli bir avantaja sahip.

Ne var ki bir kurucu üye olması ve yüksek temsilci sayısına rağmen Türkiye AKPM içerisinde bugüne çeşitli nedenlerle etkili olamamıştır.

Analitik Bakış: Saydığınız bu önemli avantajlara rağmen Türkiye AKPM gibi bir platformda neden etkili olamadı?

Ali Şahin: Bunun çok önemli birkaç nedeni var. Bunlardan ilki AKPM bünyesinde Türkiye’ye karşı oluşmuş Alman, Fransız ve İngiliz eksenin çok etkin olması. Türkiye’nin sahip olduğu potansiyellerin farkında olan bu ülkeler oluşturdukları bu eksenle Türkiye’nin etkinliğini kırmaya çalıştılar.

İnsan hakları, azınlıklar, Kıbrıs meselesi, etnik meseleler, basın özgürlüğü, demokratikleşme vb. konularda Türkiye aleyhine hazırlanan kimi zaman haklı çoğu kere maksatlı raporlarla Türkiye AKPM içinde sürekli savunma pozisyonunda kaldı. Böyle olunca gündemi belirleyen değil belirlenen ülke haline geldi.

Analitik Bakış: Türkiye buna neden izin verdi. Ya da bunu oluşturan nedenler nelerdi?

TÜRKİYE’NİN AKPM ÜYELİĞİNDE TEKNİK BİR PROBLEM VAR

Ali Şahin: Türkiye’nin insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi konularında kendi içinde yaşadığı sorunlar AKPM bünyesinde Türkiye’nin aleyhine cephe oluşturanların işini kolaylaştırmış oldu. Demokrasi, İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkleri üzerine kurulmuş bir platformun hem kurucusu olmak, hem de bu konularda sorunlar yaşamak Türkiye’nin köşeye sıkıştırılmasını kolaylaştırdı ve bu konularda Türkiye aleyhine hazırlanan raporlarla Türkiye zor yıllar geçirdi.

Türkiye sürekli baskı altında kaldı ve gündemi belirlenen ülke oldu. Aleyhinizde sürekli bu şekilde raporlar hazırlanınca kendi gündeminizi belirlemek yerine kendinizi bu raporlar karşısında savunmak durumunda kalıyorsunuz. Zamanınızı hangi raporda Türkiye aleyhine ne tür bir sıkıntı yaratacak bir ifade iliştirilmiş ve bu sıkıntıyı nasıl ortadan kaldırabiliriz, rapordaki bu sorunu nasıl ortadan kaldırabiliriz bunun peşine düşülüyor. Tüm zamanınızı bununla harcıyorsunuz. Rapor hazırlamak yerine hazırlanan raporlardaki prinçleri ayıklamakla geçiyor zamanınız.

Burada teknik bir probleme daha dikkat çekmek istiyorum. Türkiye’nin AKPM üyeliğinde teknik bir problem var. Her seçimle birlikte TBMM’de milletvekilleri değişince dolayısıyla AKPM’deki üyelerimizde değişmiş oluyor. Türkiye’de yapılan seçimlerde daha önce AKPM üyesi olarak görev yapan milletvekili aday olamamışsa, seçilememişse, ya da seçilmiş olsa bile Partisi tarafından AKPM’ye aday gösterilmemişse bu AKPM de kazanılmış deneyimlerin çöpe gitmesi anlamına geliyor.

Oysa bir parlamenterin AKPM çalışma sistemini öğrenmesi, rapor hazırlama tekniklerini öğrenmesi, AKPM bünyesinde diğer ülke parlamenterleri ile tanışarak kulis yapar hale gelebilmesi için en az 2 sene gerekiyor. Bu süre tamamlandıktan sonra Türkiye’de yapılan seçimler deneyim kazanıp üretken hale gelmiş bu AKPM üyesini bir anda geriye çekiyor ve yerine deneyimsiz AKPM’yi tanımayan yeni bir milletvekilini sürüyor.

Bu kısır döngü her seçimde devam ettiği için Türkiye’nin AKPM’de etkin bir şekilde temsili mümkün olamamakta, sekteye uğramaktadır. Oysa AKPM’de 30 yılı aşkın süreden bu yana görev yapan İngiliz, Fransız, Alman parlamenterler bulunmaktadır.

Analitik Bakış: Türkiye’nin bu problemi ne şekilde aşabilir?

“TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ” STATÜSÜ OLUŞTURULMALI

Ali Şahin: Daha önce de bir sürede uygulanan neden kaldırıldığını bilmediğim “Türkiye Milletvekilliği” statüsü bu problemi ortadan kaldırabilir. 450 milletvekilinin seçimlerle 100 milletvekilinin ise seçilen partilerin kontenjanından atanması burada 100 kişilik deneyimli bir milletvekili havuzu oluşturacaktır. Bu şekilde sürekli AKPM çalışmalarını yürütecek deneyimli bir parlamenterler gurubu oluşmasını mümkün kılacaktır.

Analitik Bakış: Türkiye AKPM Başkanlık Sürecini Nasıl Yürütmeli?

AKPM BAŞKANLIĞI TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKA KONUSUNDA LOBİCİLİK KONUSUNDA ÖNEMLİ BİR FIRSAT SAĞLADI

Ali Şahin: AKPM başkanlık sürecinin en iyi ve etkin bir biçimde değerlendirilmesi için mutlaka bir stratejik plan ve yol haritasının hazırlanması lazım.  Süreç kendi başına bırakılıp kendi kaderine terk edilmemelidir.

AKPM Başkanlığı Türkiye’nin dış politika konusunda müzmin bir zafiyeti olan lobicilik konusunda da önemli bir fırsat yaratmıştır. AKPM başkanlığını 2 yıl süreyle elinde bulunduracak olan Türkiye Lobicilik konusunda önemli adımlar atarak bu fırsatı değerlendirmeli ve Türk Dış Politikasını daha donanımlı hale getirmelidir.

Türkiye’nin her geçen gün uluslar arası örgütlerde önemli roller üstlenmeye başladığı görüyoruz. Bu yönde Acilen yapılması gereken önemli bir nokta var. Bu nokta uzman yetersizliğidir. Türkiye’nin acilen AKPM, İKÖ, NATO, UN gibi uluslar arası örgütlerde etkinliğini artıracak uzman kadrolar yetiştirmelidir. Bu eksiklik giderilemezse uzun vadede bir başarı elde edemeyiz.

Analitik Bakış: Türkiye’nin AKPM Başkanlığını Üstlenmesi Türkiye’ye nasıl bir katkı sağlayacaktır?

AKPM DÖNEM BAŞKANLIĞI İLE TÜRKİYE’NİN DÜNYA POLİTİKALARINDAKİ ETKİNLİĞİ ARTACAK

Ali Şahin: Çavuşoğlu’nun AKPM Başkanı seçilmesiyle birlikte Genelde Almanya Fransa, İngiltere gibi ülkeler arasında el değiştiren konsey başkanlığı ilk kez bu ülkeler dışında Türkiye tarafından yönetilmiş olacak. Türkiye AKPM başkanlığını devralmakla 1949 yılından bu yana AKPM de hüküm süren Alman, Fransız, İngiliz ve İskandinav hâkimiyetini de kırmış oluyor.

Çavuşoğlu’nun AKPM Dönem Başkanlığı’nı yürütecek olması Türkiye’nin uluslararası arenada ve dünya politikalarındaki etkinliğinin artırması için oldukça önemli.

Türk bir Parlamenter’in AKPM başkanı olmasını önemli kılan diğer husus ise, kurulduğu 1949’dan bu yana savunma pozisyonunda kalan ve gündemi belirlenen bir ülke olan Türkiye’nin, bundan böyle gündem belirleyecek ülke haline gelmiş olması.

Türkiye, uzun yıllar insan hakları ihlalleri, azınlık hakları, etnik konular, Kıbrıs meselesi gibi konularda aleyhine hazırlanan maksatlı raporlarla AKPM’de zor günler geçirdi. Bir Türk Parlamenterin başkanlığı üstlenecek olması AKPM’deki Türkiye aleyhtarlığını da frenleyecektir.

Yine az önce belirttiğim gibi Türkiye’nin zayıf olduğu lobicilik konusunda da bu başkanlığın önemli fırsatlar yaratacağını düşünüyorum.

Analitik Bakış: Türk Dış Politikası’nda Eksen Kayması iddialarının yaşandığı süreçte AKPM Başkanlığı ne anlama geliyor?

Tabi ki bu yöndeki iddiaların tamamının çöpe gitmesi anlamına geliyor. Türkiye, AKPM Başkanlığı ile Avrupa ekseninde de önemli roller üstlenmeye başladığını ortaya koymuştur. Batı ilişkileri Türkiye için önemlidir. Türkiye eksen kayması değil eksen zenginliği yaşayan bir ülkedir.

Analitik Bakış: Türkiye’nin AKPM Başkanlığı İslam Alemi İçin Ne Anlama Geliyor?

TÜRKİYE’NİN AKPM BAŞKANLIĞI İLE BİRLİKTE İSLAM ALEMİ KENDİNİ BATI ALEMİNDE DAHA KOLAY İFADE ETME FIRSATI YAKALAMIŞTIR

Bu soru çok önemli bir soru. Türkiye’nin AKPM başkanlığı ile birlikte İslam Alemi kendini Batı aleminde daha kolay ve rahat ifade etme fırsatı yakalamıştır. Mevlüt Çavuşoğlu’nun başkanlık koltuğuna oturduğu ilk gün yönettiği oturum İsrail – Filistin anlaşmazlığının gündeme geldiği bir oturumdu. Kaderin cilvesine bakın ki bu oturumda dinlenen kişi koltuk krizine imza atan İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayelon ve Filistin temsilcisi idi. Ayelon Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde bir Türk Başkanın huzurunda konuşma yapmak durumunda kaldı. Bizim için bir anlam ifade etmiyor ama oturduğu ve konuşmasını yaptığı yer hem AKPM Başkanı Çavuşoğlu’nun hem de diğer parlamenterlerin çok aşağısındaydı.

Filistin temsilcisi ise başkanlığını bir Türk parlamenterin yürüttüğü Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde konuşuyor olmasından gerek oldukça rahat ve güven doluydu. Sonuçta Filistin meselesi batılılar tarafından hep ikiyüzlü politikalarla gündeme getirilmiş ve İsrail tüm uluslararası hukuk ve insan hakları ihlaline rağmen her zaman bu platformlarda destek bulmuştu.

Analitik Bakış: Teşekkür ederiz.

Ali Şahin: Rica ederim.
30.01.2010

http://www.analitikbakis.com/NewsDetail.aspx?id=914#

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here