Libya’da Albay Muammer Kaddafi vahşice ve hunharca 20 Ekim 2011’de Sirte’de infaz edilip çölde bilinmeyen bir yere defnedildikten sonra ülkede rahat bir ortamın gelmeyeceğini ve “Libya halkı Kaddafi’yi mumla arayacak” diye görüşümüzü ortaya koymuştuk. Kaddafi’yi sevdiğimden veya yapmış olduğu gaddarlıklardan dolayı değil, Irak diktatörü Saddam Hüseyin’i Şii milislerle birlikte milliyetçi Iraklı Kürtlerin birleşerek komik ve göstermelik bir mahkeme sonunda 30 Aralık 2006 yılında idametmesinden sonra ülkenin ne hale geldiğini gördükten sonra bu kanıya varmıştım.

Her ikisi de Batılı emperyalistlerinin İslam ülkelerinin başına bela ettiği birer diktatördü,Müslümanları katlederek koltuk ve makam sahibi oldular. Ama sonunda katlettiği kişilerin savunduğu değerlere sığınmaya çalıştıklarını gördük ama iş işten geçmişti. Kendilerini besleyenler idam fermanlarını verince yerlerine yeni kukla, hem de eskilerine nazaran halka daha fazla zulmedecek köleler ihdas ettiler.

Emperyalistler kirli oyunlarıyla geri kalmış ülkeleri istedikleri gibi dizayn etmek için milyarlarca dolar bütçeli plan ve programyaparlar. Senaryo üzerine senaryo yazarlar. Bir kaç değişik koldan çalışırlar. Bizzat terör eylemlerine katılırlar. Ülkenin tanınmış sımalarınasuikast yaptırır, katlettikten sonra onu kahraman ilan ettirirler.

El-Kaide denilen örgüt başta Afganistan Mücahitlerine yardım eden bir kuruluş olarak başladığını hepimiz biliriz. Ancak daha sonra bu örgütün içi dünyanın her tarafından gelenajanlarla dolduğunu ve gittikçe terör örgütüne dönüştüğüne şahit olduk. Lider konumundakiUsame Bin Ladin Afganistan’dan Sudan’a kaçmak zorunda kalmıştı. O esnada Sudan’da tekyerli ilaç fabrikası ABD tarafından vuruldu. Gerekçe olarak da Bin Ladin’in bu fabrikada değişik ilaçlar ve kimyasallar yaptırdığı yalanları gösterildi.

Bir sürü yalan ve iftira propaganda neticesinde Bin Ladin’in Sudan’ı terk edip tekrar Afganistan’a dönmesi sağlandı. Yapılan bir kaç terör olayı El-Kaide’ye mal edildi. Onlara bu fikirleri ve imkanları sağlayanlar her zaman gizli kaldı ve kalmaya da devam edecek. ABD’deki ikiz kulelere 11 Eylül 2001’de yolcu uçaklarıyla yapılan saldırılar bu örgütün üzerine atıldı. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra onlarda sahte kahraman pozuna yatarak , terör eylemini kabullendiler. Bunun üzerine ABD, El-Kaide ve örgütün lider kadrosu başta Usame Bin Ladin olmak üzere kellesini istedi. Taliban yönetimi bu isteği kabul etmeyince, aslında etmemesi isteniyordu, Afganistan ABD tarafından işgal edildi.

DAEŞ Müslüman katlederken niçin İsrail ve İran’a saldırmıyor?

Şimdi ayni senaryo Libya için oynanıyor. Ebu Bekir El-Bağdadi denilen kişi terör örgütüDEAŞ’ın lideri olarak lanse edildi. Söylemlerine bakılacak olursa ayni El-kaide gibi sözde İslami bir toplum refah ve huzur vadediyor. Ancak ne hikmetse her fırsatta Müslüman katlediyor. Nereden beslendiği ve bu nüfuzu nasıl elde ettiği bilinmeyen örgüt kısa zamaniçinde birçok ülkenin nüfusundan daha kalabalık ve onlarca ülkenin bütçesinden daha fazlaparaya sahip oldu. Resmen petrol rafinerisi işleten ve emperyalist devletlerin petrol şirketlerine ucuz petrol satmaya başladı. Hatta Suriye’nin kasabı olarak anılan katil Beşşar Esed bile bu örgütten ucuz petrol alarak dünya piyasasına sattığı bilenen bir gerçektir.

Kısa zaman içinde Irak, Suriye ve Somali gibi bir kaç ülkede örgütlenen ve ülkedeki Müslümanlara yönelik katliam yapmaya başladılar. Son zamanlarda ayni örgüt Pakistan, Tunus ve Libya’da da örgütlenmeye başladı. Bu kanlı örgüt kendine düşman olarakİran ve Şiiinancında olan grupları hedef almış gibi gözükse de ne hikmetse şimdiye kadar İran’a, Esed’e ve Siyonist İsrail’e karşı hiçbir eylemde bulunmayıp her fırsatta Sünni Müslümanları katletmeyi sürdürüyor.

Yeni senaryoya göre DEAŞ lideri olarak gösterilen Bağdadi geçen hafta Suudi Arabistan’agitmiş, Umre yapmış, akabinde de Kral Selman bin Abdülaziz Al-Suud ile görüşmüş(!). Bu görüşmeden iki gün sonra Bağdadi’nin Libya’nın Sirte kentine gittiği yalanıservis edildi. Bu yalanı entrikacı İran yayıyor. Ardından İtrail denilen İran’ın dostu, onun ardından da Arap bölgesindeki ülkeler ve nihayetinde dünya kamuoyunda bu yalan haber doğruymuş gibi lanse ediliyor. Böylelikle Libya’ya yapılması planlanan işgal hareketinin alt yapısı oluşturuluyor.

Bağdadi Libya’ya işgal için mi gönderildi?

Öteden beri ayni şer eksen bu kanlı terör örgütüne Türkiye’nin destek verdiği yalan haberini yaydı. İran medyası tüm dünyayaülkemizde de onlarca TV, gazete ve dergi vasıtasıyla bupropagandayı yapmaya devam ediyor. Buna karşın İran ise hep masum(!) ve mağdur rolünüoynamaya devam ediyor. Emperyalistlerin yeni oyun alanı Libya’dır. Ülkede zaten iç savaş var,hatta iki merkezli hükümet olmasına rağmen son zamanlarda bu gruplar birbirine yaklaşmaya ve tek hükümet olma yoluna gitti. Onun önünü kesmek için devreye DEAŞ’ısoktular.

Sirte’de Kaddafi yanlısı katil ve ne kadar çapulcu varsa hepsi kendini DEAŞ militanı olarak göstermeye başladı. Dinden imandan uzak bu kişiler tam anlamıyla birer piyon olduklarının tam anlamıyla farkında değiller. Daha şimdiden uluslararası arenada yapılan Libya konulu toplantılarda bu ülkeye acil müdahale edilmesi fikirleri açıkça dillendirilmeye başlandı.Gerekçe hazır. Yukarıda izah etmeye çalıştığım gibi Bağdadi’nin Sirte’de olması(!)müdahale için en geçerli bir neden olacaktır.

ABD Başkanı Barack Obama ulusal güvenlik birimlerine Libya’daki DEAŞ ile mücadele etmeleri için talimat verdi. Hedeflerinin DEAŞ’in Libya’daki yapılanmasını engellemek ve gerekirse askeri güç kullanılması için çalışma yapılmasını istedi. Zaten bu tür çalışmaların sonucunun askeri işgal olduğu bilinen gerçektir. Rusya Suriye’yi İran ile birlikte işgal etti. Buna karşılık petrol rezervibakımından oldukça zengin olan Libya’yı da ABD Fransa ve diğer şer odaklarıyla birlikte işgal etmenin zemini hazırlanıyor.

Libya’da ulusal mutabakat hükümetinin kurulması için taraflar Roma’da toplandı ve sonunda mutabakata vardıklarını açıkladılar. Ancak bunun gibi onlarca açıklamanın zamanla yapıldığını ve sonucunun sahaya indirgenemediğini gördük. Böylesi kırılgan bir ortamda tarafların ortak hükümet kurma çabaları takdire şayan olsa da ben bu işin sonucundan pekumutlu olmadığımı peşinen belirtmeliyim. Emperyalist işgalciler bir şekilde ülkeyi ele geçirmek ve işgal etmek için bir şer planın içinde oldukları görünmektedir.

Libya hükümeti işgal gücünü davet edebilir!

Belki de Roma’da kurdurulan bu hükümete işgal gücünü ülkeye davet etme görevi verilmiştir. Nasıl ki katıl Beşşar Esed işgalci Rusya’yı ülkesine resmen davet ettiyse ve şimdi ülkedeİran’la birlikte sivil halkı katlediyorsa ayni oyun bu kez Batılı bir devletin daveti için yapılmış olabilir. Yoksa Batılı devletlerin işi gücü yok da Libya’nın ortak hükümet kurmaçalışmalarına neden vakit harcasın. Bu arada İtalya kimseden davet beklemeden Sicilya adasından kaldırdığı uçaklarla her gün Libya kentleri üzerinde keşif uçuşları yaptığını inkar etmedi.

Tobruk’ta sahte general Halife Hafter öncülüğünde kurulan Temsilciler Meclisi hükümeti ileTrablus‘taki Milli Genel Kongreortaklaşa gerçek anlamda daha iyi bir Libya için anlaşabilecekler mi? Asıl mesele buradadır. Bu arada unutmadan bu işe BM’de katıldı. EğerBM bir ülkenin barış meselesine el attıysa oradan barış değil kaos çıktığını belirtmeliyim. BM bünyesinde Libya Destek Misyonu (UNSMIL) bakalım ileride ülkenin işgali ve bölünmesiiçin nasıl bir misyon üstlenecek?

Fransa üzerine vazife değilken Libya’daki DEAŞ örgütüne yönelik kurulacak askeri bir operasyona destek vereceğini açıkladı. Ayni Fransa Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali‘ye sözde ayni amaçlarla çıkarma yapmıştı. İlk yaptıkları petrol, altın ve uranyumsahalarınınkontrolünü sağlandı. Hristiyan ayrılıkçıları silahlandırıp masum Müslüman sivil halkın katledilmesini organize ettiklerini hepimiz biliyoruz. Utanmadan- sıkılmadan barış sever modunda kendini gösterip ülkeleri işgal etmesi unutulacak gibi değil.

İtalya gibi Fransa’da Nijer’deki askeri üslerindeki casus uçaklarıyla Libya’nın üzerinde keşif uçuşlarına başladı. Yeni kurulacak hükümetin sahte daveti üzerine ülke işgal edilecek olursa görünürde ABD’den sonra İtalya, İngiltere ve Fransa gibi sömürgeciler ilk sırayı kapmışlar bile. Mısır yönetimini askeri cuntayla ele geçiren Abdülfetteah es-Sisi’de kendini meşru göstermek içinkaradan askerlerini Libya’ya sokarak kendine meşruiyet kazandıracak.Kaybeden yine bizler olacağız. Birileri servet, birileri meşruiyet kazanacak, karşılığındamasum canlar ölecek, yetimler, dullar, sakatlar ,insanlar yollara dökülecek. Bir tarafta merhametlilerin duası bir tarafta da zalimlerim bombaları yeri göğü inletecek.

Umarım Libya için düşünülen işgal gerçekleşmez ve ülkedeki iç savaş bitsin. Rabbim emperyalistlere ve terör örgütlerine fırsat vermesin. İnsanlarımız bu bölgelerde hür ve kardeşçe yaşasın!

Paylas

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER