Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (GASAM) Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) işbirliğiyle düzenlediği “Türkiye’nin 2023 Hindistan Stratejisi” panelinde iki ülkenin ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel ilişkilerinin geleceği değerlendirildi. 

Hindistan Büyükelçisi Rahul Kulshreshth’nin açılış konuşması ile dâhil olduğu panelde, FSMVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahameddin Başar protokol konuşmasını, GASAM Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Demir ise açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Hindistan Başkonsolosu Azar Abul Hasan Khan ile FSMVÜ Genel Sekreteri Âlim Türkyılmaz’ın da katıldığı panelde, FSMVÜ Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü İsmail Öz’ün moderatörlüğünde, GASAM Yüksek İstişare Kurulu Üyesi İletişim-Algı Yönetimi Stratejisti Engin Şenol, Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Mevlüt Tatlıyer ve Gazeteci-Yazar Turan Kışlakçı konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar, Türkiye’nin 2023 vizyonu çerçevesinde iki ülke arasındaki ilişkileri ele alarak önerilerini sundu.

Türkiye-Hindistan İlişkilerinde GASAM’ın Rolü

Panelin açılış konuşmasını yapan GASAM Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Demir, Merkez olarak neden Günay Asya ile ilgilendiklerinden söz ederek; Türk ve Hint üniversiteleri arasındaki akademik işbirliklerinin geliştirilmesi için adımların atılmasına yardımcı olmak, Türkiye ve Hindistan arasındaki ekonomik çalışmalarının düzenli yürütülmesi için gerekli rapor ve analizlerin hazırlanmasında öncülük etmek gibi birkaç maddede GASAM’ın Hindistan perspektifini ortaya koydu.

“Panel, İki Ülke Arasındaki İyi İlişkilere Katkı Sunacak”

Üniversite olarak araştırma merkezleri ve çeşitli birimler ile ulusal ve uluslararası çalışmalar yaptıklarını ifade eden FSMVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahameddin Başar, “Hindistan ve Türkiye arasında başlamış ve gelişmekte olan iyi bir ilişki var. Bu panelin de bu iyi ilişkilere katkı sağlayacağı şüphesiz.” diye konuştu.

“Ülkeler Arasındaki Diyalog Derinleştirilmeli” 

Hindistan Büyükelçisi Rahul Kulshreshth, gerek ekonomisi gerek bilimsel ve teknik alandaki kapasitesiyle Hindistan’ın hızla büyüyen bir ülke olduğunu söyleyerek Türkiye ile Hindistan arasındaki ilişkilerin de aynı hızla ilerlemesi gerektiğini belirtti. İki ülkenin de coğrafi konumları nedeniyle bölgede ortak kaygılar ve fırsatlar taşıdığını, bu nedenle belli yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekliliğini ifade eden Kulshreshth; 2003 yılından itibaren hız kazanan, son birkaç yıldır ise ikili görüşmeler şeklinde devam eden ilişkilerin her iki ülkenin de bölgesel roller üstlendiği bir döneme denk gelmesinin kayda değer olduğunun altını çizdi. Büyükelçi şöyle devam etti: “2023 ve ilerisine baktığımızda diyalogu derinleştirmek, ekonomik bağları güçlendirmek, bilim, teknoloji, tarım gibi alanlarda işbirliği fırsatlarını değerlendirmek gerekmektedir. Aynı zamanda değişim programları başlatılmalıdır. Buradaki gaye, atılan temellere yenisini eklemek ve Hindistan-Türkiye ilişkilerini çok daha sağlam bir hale getirmek olmalıdır.”

İnşaat Sektöründe Türkiye ile Hindistan Bir Araya Gelmeli

Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mevlüt Tatlıyer, tekstile dayanan Hindistan ekonomisinin geleneksel dönemdeki başarısından sanayi devriminin ardından gerilemeye başlamasına, İngiltere’nin güçlenmeye başlamasından ekonomiyi ele geçirmesine kadar geleneksel dönem ekonomisine dair değerlendirmelerde bulundu. Son 200 yıllık süreçte Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’nın ekonomik liderliğinin 1990’lardan itibaren Asya’ya doğru kaydığını ifade eden Tatlıyer, Hindistan’ın 1,4 milyar nüfusu, dinamizmi ve teknolojisiyle büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu, bu potansiyelin özellikle inşaat sektöründe Türkiye ile geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Hindistan’la Beraber Dünya 5’ten Büyüktür Demek Gerekiyor”

Hindistan’ın coğrafi olarak uzak olsa da kültürel, manevi ve tarihi olarak ülkemize çok yakın olduğunu belirten Gazeteci-Yazar Turan Kışlakçı, Türkiye ile Hindistan’ın tarihteki bağının canlandırılması gerektiğini aktardı. Bölgelerinde yükselen güç olan iki ülkenin her alanda en kısa sürede bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizen Kışlakçı, “Dünyayı yöneten 5 ülke var ve içinde İslâm dünyasını temsil eden bir ülke yok. Türkiye ve Hindistan bu ülkelerin arasında yer almalıdır. Hindistan’la beraber dünya 5’ten büyüktür demek gerekiyor.” diye konuştu.

Türkiye ve Hindistan Yeni Dünya Düzeninin Karşısında

GASAM Yüksek İstişare Kurulu Üyesi İletişim-Algı Yönetimi Stratejisti Engin Şenol, 1940’larda Amerika’da askeri literatürde yer alan bir yönetim biçimi olan “algı yönetimi”nin Türkiye’de son 5 yılda konuşuluyor olmasını, algı yönetiminin ne kadar gizlice yürütüldüğüne bağladı. Devletlerin algı tuzağına düşürdüğü insanlar üzerinden dünyaya istedikleri yönü verdiklerini belirten Şenol, bu algı yöneticilerinin ortaya çıkardığı yeni dünya düzenine direnecek iki ülkenin Türkiye ve Hindistan olduğunu vurguladı. Yeni dünya düzeninin ne olduğunu anlamak için haşhaşi, ütopya, cesur yeni dünya gibi kavramların doğru okunmasının gerektiğini söyleyen Şenol, Kudüs devletini oluşturmaya çalışan güçlerin bu düzenin mimarları olduğunu ifade etti. Dünya güçlerinin silahı, bilgiyi, finansı, teknolojiyi ellerinde tutarak, dini kendi ideolojilerine uygun hale getirerek ve özellikle Hollywood’u kullanarak bilinçaltı operasyonlar yaptıklarını belirten Şenol, bu düzene karşı Türkiye ve Hindistan’ın acilen blok oluşturması gerektiğini vurguladı.

Panel, soru-cevap faslı ve hediye takdimlerinin ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here