Güney Asya Araştırmaları Merkezi (GASAM) Bangladeş Sorumlusu Cemal Demir, Cemaat-i İslami Partisi’nin eski lideri Ğulam Azzam’ın da aralarında bulunduğu 12 zanlının yargılanmasından idam kararı çıkması durumunda Bangladeş’in yeniden 1971’i yaşayabileceği uyarısında bulundu.
Yargılamalar üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Bangladeş mevkidaşına gönderdiği mektubun dostane bir tavsiye olduğunu söyleyen GASAM Bangladeş Sorumlusu Cemal Demir, Bangladeş’teki yargılamaları AA muhabirine değerlendirdi.
”Hindistan’ın ayrılmasıyla sezaryan ülkeler doğdu”
Yargılamaları anlamak için Bangladeş’in tarihi geçmişinin hatırlanması gerektiğini belirten Demir, 1947’de İngiltere sömürgesindeki Hindistan’da dine göre toprak ayrımı yapıldığını savunarak, ”Hindistan’ın ayrılmasıyla sezaryan ülkeler doğdu. Müslümanların büyük çoğunluğu, bugünkü Bangladeş’i de kapsayan Pakistan’a yerleşti. Pakistan ve Doğu Pakistan (Bangladeş) arasında kara sınırı yoktu. Böyle bir yönetimde sıkıntılar yaşanacağı, Bangladeş’in eninde sonunda ayrılacağı belliydi. 1971’de Pakistan yönetiminin Bangladeş’in yerel dili Bengalce’yi yasaklaması, ateşi alevlendirdi” diye konuştu.
Demir, 1971’deki 2 milyon kişinin katledildiği ve 40 bin kadına tecavüz edildiği bağımsızlık savaşında, Cemaat-i İslami Partisi’nin bu suçlara işbirliği yaptığı iddialarının hatırlatılması üzerine, ”O dönemde abartıldığı gibi 2 milyon kişi katledilmedi. Elbette çok sayıda insan öldü, ancak 1947’deki ayrılmada bile 1.5 milyon insan ölmüştü, bu yüzden Bangladeş Bağımsızlık Savaşı’nda 2 milyon insanın ölmesi mantıklı değil” ifadelerini kullandı.
Demir, şöyle devam etti:
”Cemaat-i İslami o dönemde Müslümanların bölünmesine karşıydı. Fakat, dil yasağıyla onlar da bağımsızlık savaşında yer aldılar, hatta Ğulam Azzam Pakistan tarafından hapse atıldı. Böyle bir lider nasıl Pakistan ile işbirliği yapıp kendi halkını öldürebilir?”
”Hindistan ve İngiltere’nin adil yargılama çağrısı yapması gerekir”
GASAM Bangladeş Sorumulusu Demir, ABD’nin yargılanma sürecini yakından takip ettiğinin ve şimdiye kadar yargılamaların yapıldığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararları adaletli bulmadığının anımsatılması üzerine de şunları söyledi:
”ABD’nin tavrı çok önemli elbet. Fakat Bangladeş’i sömüren İngiltere hala bölgede etkin. Hindistan’da her zaman Bangladeş’in iç işlerinde yer alıyor ve yargılamalar hakkında hiçbir açıklama yapmıyor. Birçok sivil toplum ve düşünce kuruluşu sessizliğinden ötürü Hindistan’ı eleştiriyor. Bangladeş’te bu yargılamaların adil bir şekilde yapılması, ülkede tansiyonun durdurulması için Hindistan’nın ve İngiltere’nin de bu konuda posizyonlarını belirlemesi ve sağduyu ve adil yargılama çağrısı yapması gerekir.”
Başbakan Şeyh Hasina liderliğindeki Awami Ligi hükümetinin Cemaat-i İslami’yi siyasetten uzaklaştırmak için yargılamaları başlattığını savunan Demir, ”Cemaat-i İslami’yi siyaseten uzaklaştırmak bölgenin DNA’ları ile oynamaktır ” dedi. Demir, Başbakan Şeyh Hasina’nın yargılamaları kişiselleştirdiğini ve milliyetçi ruhu kullanmak için Bangladeş’in resmen kurulduğu 27 Mart’a kadar idamları gerçekleştirmeyi istediğini ileri sürerek, ”Eğer idam kararı çıkarsa, Bangladeş 1971’i tekrar yaşar, ülkede istikrarsızlık artar ve kaos çıkar” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin uzakta olsa da Bangladeşli kardeşleri ile yakın bağlarının olduğunu vurgulayan Demir, ”Böyle bir süreçte devlet liderlerinin akil davranması, toplumda ayrışmayı engellemesi gerekir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dost ülke Bangladeş’in istikrarsızlığa sürüklenmesini istemediği için Bangladeş Cumhurbaşkanı Zillur Rahman’a dostane bir mektup gönderdi. Ancak Bangladeş hükümeti bu dostane mektubu dahi yanlış anladı. Türkiye hiçbir zaman Bangladeş’in ya da başka bir ülkenin içişlerine karışmak istemez, sadece kardeşlerini düşündüğü için samimi öneride bulunabilir. Umarız Bangladeş hükümeti bu tavsiyeleri dikkate alır ve ülkenin ayrışmasına yol açacak girişimlerden kaçınır” dedi.  Zehra Yaman Kaynak: AA
Paylas
GASAM
GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here