Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) ve Konya Selçuklu Gençlik Meclisi işbirliği ile bir panel düzenlendi. Panelin moderatörü GASAM Başkanı  Cemal DEMİR, Panelistler;Gazeteci – Yazar Turan KIŞLAKÇI,İstanbul Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Zekai KARDAŞ, Konya,Selçuklu Gençlik Meclisi üyeleri ve üniversite öğrencileri “Güney Asya İlişkilerimiz” konulu panele yoğun ilgi gösterdi.

Gönül Coğrafyamız
GASAM Başkanı Cemal Demir konuşmasında Mevlana’nın Konya’ya yerleşiminin 789.yıldönümünde (3Mayıs 1228) panelin icra edilmesinin Güney Asya ilişkilerimizin ne kadar köklü olduğunu ve Konya Selçuklu ‘nün yıllar önce Güney Asya ilişkilerimizin temelinin attığını ifade etti. Güney Asya kadim tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu gönül coğrafyamızın bir parçasıdır. Hint Hilafet Hareketinin bu bölgede doğması, Kurtuluş Savaşımız da bölge halkının maddi ve manevi yardımlarını esirgememesi, Türk ve Güney Asya halkları arasında duygusal bağlarının çok güçlü olduğunungöstergesidir. Güney Asya’da kurulmuş üç Türk devletinin, Cumhurbaşkanlığı forsunda üç yıldız olarak temsil etmesi çok manidardır!dedi. Ayrıca, bölgenin genç nüfus ve ekonomi potansiyel gücüne işarette bulundu.

Hint Hilafet Hareketi Bir Halk Hareketi
Halifeliğin Osmanlı İmparatorluğu’na geçmesiyle birlikte Müslüman olan Hint halkı ile Osmanlı arasında manevi bir bağ oluştuğunu, iki toplum arasındaki münasebetler giderek artış gösterdiği konusunda bir değerlendirmede bulunarak konuşmasına başlayan Yrd. Doç. Dr. Zekai Kardaş, Özellikle İngilizlerin Hint-Alt kıtasında hüküm sürmeye başlamalarından sonra bölge Müslümanları kendilerine manevi olarak dayanak olacak bir unsur olarak Halife makamını görmüşlerdi. Hindistan’ın İngilizlerin eline geçmesiyle iktidar ve devlet hizmetlerindeki görevlerinden dışlanarak sosyal ve siyasî açıdan geri bırakılan Hindistan Müslümanları, varlıklarını devam ettirme mücadelelerinde Osmanlı hilafetinin desteğini almak istediler,ancak destek umdukları bu mercide zayıflamıştı!

İngiltere, I. Dünya Savaşı esnasında Müslümanların tepkisini yumuşatmak üzere Osmanlı Devleti, halife ve mukaddes toprakların durumlarında bir değişiklik olmayacağı yönünde verdiği sözleri tutmayınca Müslümanlar, Hindulardan da gelen destekle İngiliz hükümetine baskı yapmak ve Osmanlı Halifesini korumak adına Aralık 1918’de Hint Hilafet Hareketi’ni başlattılar. 1920 yılında Hilafet Manifestosu yayınlanarak İngilizlerden Halifenin güvenliği sağlamaları istendi. Bu manifestoyla İstanbul’un Türklere bırakılmasının, yapılacak barış konferanslarına Hindistan delegelerinin de katılmasının ve hilafetin dini-siyasi haklarının mahfuz tutulmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Aynı zamanda Müslüman halka da İngilizlerin bu güvenliği sağlamakla mesul olduğu anlatıldı. Hindistan kamuoyunun sesini dünyaya duyurabilmek için Muhammed Ali başkanlığında bir heyetin Londra’ya gönderilmesi kararlaştırıldı. Hilafet Hareketi Hindistan’da büyük bir halk hareketidir.” İfadesinde bulundu.

Afganistan iyi ise tüm Asya iyi Afganistan hasta ise tüm Asya hasta
Güney Asya gönül coğrafyamız olarak kültürel, manevi ve tarihi perspektif düşüncesiyle ülkemize çok yakın olduğunu belirten Gazeteci-Yazar Turan Kışlakçı, Türkiye’nin Güney Asya Stratejisi üzerine değerlendirmelerde bulundu.Güney Asya coğrafyası dünya nüfusunun beşte birini barındırmakla kalmayıp dünya ekonomisinde yükselen trende sahiptir. Genç nüfusu ve dünyanın en büyük ekonomisine aday bir bölge olarak dikkatleri üzerine şimdiden çekmiştir. Türkiye, Güney Asya’ya reel yatırımlarını zaman kaybetmeden yapmalıdır.

Devletler, soğuk savaş sonrası uluslararası siyasi ve askeri blok ilişkilerinden uzaklaşarak güvenlik, ekonomik, kültürel ve etnik uluslararası ilişkiler anlayışına geçiş yapmıştır.Güney Asya Dünya stratejisinde jeopolitik ve sosyoekonomik olarak önemi gün geçtikçe keşfedilmektedir. Bundan dolayı Türkiye’nin Güney Asya Stratejisi daha da önem arz etmektedir. Tarih boyunca Asya’nın kalbi Afganistan’dır.Afganistan iyi ise tüm Asya iyi Afganistan hasta ise tüm Asya hasta olur. Hindistan dünyanın en büyük 20 ekonomisi ülkelerinden biri olması bölgenin ekonomide uluslararası yerini her zaman alacağını göstermektedir. Bölgede öne çıkan diğer bir ülke ise Müslüman nüfuzu ve nükleer silahıyla Pakistan’dır.  Güney Asya her zaman bölgesel ve İslam Medeniyeti olarak dünyada yer bulacaktır.” Vurgusunda bulundu.

Panel, soru-cevap faslı ve hediye takdimlerinin ardından sona erdi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER