Tarihi Arka Plan

Pakistan’ın Türkiye ile ilişkileri her zaman karşılıklı dostluk, işbirliği ve destek yönünde olmuştur. Birçok jeopolitik anlaşmazlık dâhil her zaman birbirleriyle dayanışma halinde olmuşlardır.  Bu ilişkinin kökleri Hindistan’daki İngilizlerin uyguladığı kuralların zamanına dayanmaktadır. O zamanda Hindistan Müslümanları İngilizlere karşı Osmanlı ile dayanışma halinde olmuşlardı ve siyasal İslamcı hareketi ilan ederek İngiliz Hükümeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu bölme girişimlerini önlemeye çalışmışlardı.

Halifeliğe siyasal destek faaliyetleri Müslüman dünyasında yer almasına rağmen, en önemli haykırış Hilafet Hareketleri kapsamında Hindistan’da meydana gelmiştir. Hareketin kurucuları İngilizlere karşı direnç göstermekle birlikte Halifeliğin savunucusu olmuşlardır. Hareketin kurucuları ve savunucuları bunun bir dini hareket olmadığını aksine Türkiye’deki Müslüman kardeşlerine gösterdikleri bir destek hareketi olduğunu öne sürüyorlardı. Bu hareket sivil itaatsizliğin öncüsü olmanın yanı sıra Hindistan’daki Pakistan hareketinin başlangıcı da olmuştur ki bunun sonucunda Hindistan bağımsızlığına kavuşmuş ve Pakistan’ın oluşmasına yol açmıştır.

Kültürel Bağlar

Pakistan ve Türkiye ilişkileri iki ülke arasındaki kültürel, dini ve jeopolitik bağlantılar sebebiyle güçlüdür. Pakistan, Hindistan’daki Babür kurallarından dolayı Türk-Moğol kültüründen ağır bir şekilde etkilenmiştir. Üstelik Türk halkı Orta ve Güney Asya’nın engin topraklarındaki yerel halk üzerinde hüküm sürmüşlerdir ki bu yüzyıllar süren kültürel bir etki bırakmıştır yerel insanların üzerinde. Pakistan, Türk dili konuşan bir ülke olmamasına rağmen Urduca Türkçe dilinden etkilenmiştir hatta “Urdu” sözcüğü bir Türkçe sözcük olup “Ordu” modern Türkiye’deki “Asker” kelimesinde gelmektedir.

Ticaret

Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün kurucu üyesi olan Pakistan ve Türkiye güçlü ekonomik bağlara sahiptir. İyi bir ikili ilişkiye sahip olan iki ülke ticari ve ekonomik işbirliklerini attırmak üzere anlaşmışladır.  Sahip oldukları bu ikili ilişki ekonomi, enerji, iletişim ve savunma alanlarında stratejik ortaklığa dönüşmüştür. Pakistan ve Türkiye’nin enerji üretimi alanında özellikle hidroelektrik üretimi alanında çalışması için muazzam bir potansiyel bulunmaktadır. Pakistan, enerji sektörü projelerine özellikle kömür bazlı elektrik üretimine yatırım yapmaları için Türk şirketlerini davet etmiştir.

Türkiye, Pakistan’ın ekonomik olarak kalkınmasında önemli bir rol oynayabilir. Geçen yıl Türkiye Başbakanı Sn. Ahmet Davutoğlu’nun da ifade ettiği gibi; İslamabad yönetiminin lojistik destek sağlaması şartıyla “Türkiye Özel Ekonomik Bölgesi” oluşturulabilir. 14 Ağustos 2009 tarihinde İslamabad’dan İstanbul’a hareket eden bir konteyner treni Baloçistan ve Tahran üzerinden geçerek İstanbul’a iki haftada varmıştır. İki ülke arasında yolcu treni seferlerinin olacağına dair bir umut söz konusudur.

Yardım

İki ülke afet zamanlarında birbirlerine maddi ve manevi desteklerde bulunmuşlardır. Pakistan 1999 depremi ve 2011 Van depreminde Türkiye’ye desteklerini esirgememiştir aynı zamanda Türkiye de 2005 Kaşmir depreminde depremden etkilenen Pakistanlılara 150 Milyon Dolarlık bir yardım paketi sağlamıştır.

Dış Politika

Türkiye ve Pakistan uzun süreli askeri ilişkiye sahiptirler. Keşmir sorununda Türkiye, Pakistan’ın yanında olmuştur ve Cammu ile Keşmir’in Pakistan’ın bir parçası olduğunu kabul etmiştir. Tabi Türkiye bunu yaparken Pakistan da Kuzey Kıbrıs sorununda Türkiye’ye destek vermiştir. Her iki ülke de Merkezi Antlaşma Teşkilatı’nın (CENTO) üyesidir ve yine her iki ülke de İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bir parçasıdır.

Afganistan Üçlü Anlaşması

Zaman zaman Türkiye ve Pakistan’ın amaçları ve hedefleri çıkarlar noktasında çakışmıştır. Bunun en güzel örneğini Afganistan savaşı sırasında Türkiye’nin etnik, dil ve kültürel bağlar sebebiyle Özbek ve Türkmenleri Kuzey İttifakı’nda desteklemesi olarak görmekteyiz. Ayrıca Pakistan’ın etnik olarak Peştun olan ve Pakistan’daki Peştun nüfusla bağlara sahip Taliban ile derin bağlantıları vardır. Pakistan’ın Taliban’ı desteklemesindeki diğer bir niyeti de Afganistan’ın Kuzey İttifakı’nın kontrolüne gidişini engellemekti ki bu ittifak Pakistan Hindistan dâhil Pakistan’ın düşmanları tarafından desteklenmekteydi. Fakat bu durum 11 Eylül saldırılarından sonra Pakistan’a NATO tarafından gelen baskı sonucu değişti ve Pakistan’dan, El-Kaide’ye yardım ve yataklıkla suçlanan Taliban ile olan ilişkilerini sonlandırması istendi. Türkiye, Afganistan üzerinden Batı ve Doğu Asya’daki soydaşlarına ulaşması sebebiyle Afganistan’da barışın ve istikrarın hâkim olmasını daima arzu etmiştir. Türkiye, Afganistan krizinin yönetiminde çok aktif bir rol oynamıştır ve bölgede terör belasını bitirmek için Türkiye, Pakistan ve Afganistan arasında siyasi, askeri ve istihbarı işbirliği oluşturmak amacıyla Ankara’da üçlü bir zirvenin yapılmasını sağlamıştır. Bu nedenle Türkiye her zaman Afganistan ve Pakistan arasındaki barış girişiminin öncüsü olarak hatırlanacak ve bölgede güvenliğin ve istikrarın devamlılığını sağlamada önemli bir rol almaya devam edecektir.

Güvenlik, Savunma ve Çin ile İlişkiler

Dünyada güvenlik sorunları daha derin ve karmaşık bir hale gelmektedir. Pakistan ve Türkiye her ikisi de kendi ülkeleri içerisinde farklı yönlerden gelen istikrarsızlık durumu ve tehditlerle ilgilenmektedirler. Bu tehditler terörizm, ekonomi, göç, mezhepçilik dini ve milliyetçi grupları içermektedir.

Türkiye IŞİD tehdidi, PKK tehdidi, çeşitli grupların protestoları ve Suriye mülteci kriziyle karşı karşıya kalırken Pakistan da Keşmir kontrol hattında ateşkes ihlalleri ve Hindistan’ın FATA & Baloçistan’a müdahaleleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Aynı zamanda Hindistan Savunmasının Afganistan’daki güvenlik durumu ile ilgili uzun menzilli balistik füze üretimi gibi çılgın harcamalarıyla karşı karşıyadır. Her iki ülke aynı zamanda politik sorunlarla da karşılaşmaktadırlar. Pakistan’ın odaklandığı konu terör tehdidini yok etmektir. Bu yüzden iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin daha sağlıklı ve derin bir şekilde olması ve bölgede güvenliğin sağlanması için kolektif bir işbirliğine gitmesi son derece büyük bir öneme sahiptir.

Pakistan, Çin’in güçlü bir müttefikiyken Türkiye Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin (EMİT) mensubu olan Uygur’ları desteklemiştir ve Çin de ülkesi içerisindeki sadece İslami ayaklanmaları değil aynı zamanda Çin karşıtı ayaklanmaları bastırmakla meşguldü. Pakistan kendi sınırları içerisinde Taliban ve El-Kaide operasyonları sırasında birçok yabancı militanı öldürmüştür.

Çin’in büyümesi ve Avrupa projelerde etkisinin artmasıyla Türkiye’nin Çin ile müttefik olması büyük bir önem taşımaktadır. Pakistan’ın Çin ile tarihsel samimi ilişkileri Türkiye’nin Çin ile çok hızlı bir şekilde ilişki kurmasına yardımcı olacaktır. Türkiye ve Pakistan’ın bir yol bir kemer projesinin rotasında olması hem ekonomik olarak hem de daha güvenlik olanaklarını getirecektir. Çin’in bu bölgeye dâhil olması güvenliği arttıracaktır ve iki ülke için daha güvenli ve istikrarlı bir çevre oluşacaktır.

Fatima UMAR – Pakistan

Paylas
GASAM

GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here