Pakistan, 1947 yılında kurulmuş, devlet gelenekleri henüz gelişmemiş ve oturmamış bir ülke. Ülkede kronikleşmiş siyasi krizlerin ve geri kalmışlığın temelinde yatan en önemli etken ise; Pakistan’da halen hüküm sürmekte olan feodal düzen. Kurulduğu yıldan itibaren ülkeyi kontrol altına alan feodal aileler, Pakistan toplumunu aile menfaatleri doğrultusunda şekillendirdikleri gibi ülkeyi de bir ağalık mantalitesi ile yönetmeye çalıştılar. İnanılır gibi değil ama bugün Pakistan’daki okuryazarlık oranı %30’dur. Bu orana sadece adını yazıp imzasını atabilenler de dahildir. Bu şu demek oluyor, 157 milyon nüfusa sahip olan Pakistan’da 100 milyon insan okuma-yazma bilmemektedir.

Bu gerçekler noktasından bakıldığında Pakistan Anayasa Mahkemesi üzerinde yürütülen mücadele bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ya da yargının bağımsızlığı mücadelesi değil, 2 ağanın ülkedeki güç merkezlerini kontrolleri altına alarak siyasi geleceklerini güçlendirmek ve garanti altına almak için verdikleri bir kavgadır. Türkçede karşılığı olmayan sevdiğim politik bir tabir vardır. “Bone of Contention”. Bu tabir köpekler arasında paylaşamadıkları için kavgaya neden olan kemikten esinlenerek üretilmiş bir tanımdır ve anlaşmazlığın kaynağını tarif eder. Yani bir nevi “kemik dalaşı”. Bu anlamda Anayasa Mahkemesi Pakistan’da gücü ellerinde bulundurmak isteyen feodal güçler arasında kavgaya neden olan bir yapıya dönüşmüştür.

Anayasa Mahkemesi El Değiştirdi

Müşerref tarafından 2007 yılında görevden alınan Anayasa Mahkemesi Başkanı İftikhar Chaudhry ve diğer yargıçların görevlerine iadeleriyle birlikte, Pakistan Anayasa Mahkemesi bağımsız bir yapıya kavuşmamış sadece el değiştirmiştir. Pakistan Halk Partisi’nin 18 Şubat 2008 tarihinde seçimleri kazanması ve Zerdari’nin Cumhurbaşkanlığı ile birlikte iktidarın kontrolüne geçen Mahkeme, muhalefet lideri Nevaz Şerif önderliğinde, avukatlar, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütlerinin gerçekleştirdiği “Uzun Yürüyüş” eyleminin ardından eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Chaudhry’in yeniden göreve getirilmesi ile birlikte muhalefetin güdümüne girmiş bulunmaktadır. Bu da Pakistan’da güç savaşlarının henüz sona ermediğini, ilerleyen günlerde Anayasa Mahkemesi’nin muhalefetin yanında yer alarak Pakistan Halk Partisi Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Zerdari aleyhine alacağı kararlarla yine ülkedeki kaos ortamını zinde tutacağını gösteriyor.

Pakistan Anayasa Mahkemesi, iktidar güdümünden kurtulamadığı için bundan önce de çok tartışılacak kararlar verdi. 2007 yılında Müşerref’in Genel Kurmay Başkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanlığı adaylığını Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasının adından karara bağlayacağı yönünde bir açıklama yaptı. Müşerref Cumhurbaşkanı seçilince adaylığını geçersiz saymaya hazırlanan Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyeleri Müşerref tarafından görevden alındı.

Yine 18 Şubat Genel Seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Zerdari ve Zerdari’nin kontrolü altındaki Pakistan Halk Partisi’nin güdümüne giren Anayasa Mahkemesi, Yüksek Seçim Kurulu tarafından siyasi yasağı kaldırılan muhalefet lideri Nevaz Şerif’i yeniden siyasi yasaklı ilan ederken Pencap Eyalet seçimlerini iptal ederek Şerif’in Pencap Eyalet Başkanı seçilmiş olan kardeşi Şahbaz Şerif ‘i de siyasi arenadan sildi. Anayasa Mahkemesi bu çok tartışılan kararıyla Zerdari’nin etrafında adeta siyasi bir güvenlik şeridi oluşturarak tarafsızlığına gölge düşürdü.

Pakistan’ı siyasi kaosa ve istikrarsızlığa sürükleyen bu kararların ardından muhalefetin baskıları sonucu Müşerref tarafından görevlerinden alınan yargıçların görevlerine tekrar iadeleri, mahkemenin iktidar limanından muhalefet limanına demir atması anlamına geliyor. Bu da siyasi kargaşa ve ağalar arası güç kavgalarının ilerleyen günlerde Pakistan’ın gündemini işgal etmeye devam edeceğini gösteriyor. Hakkındaki yolsuzluk dosyalarının yeniden açılması ve gündeme gelmesinden endişe ettiği için Anayasa Mahkemesi’nin Müşerref öncesi kompozisyonuna dönmesinden çekinen Zerdari, bunu başaramadığı gibi, Chaudhry’nin göreve iadesini zoraki gerçekleştirerek siyasi geleceğini de tehlikeye atmış oldu. Zerdari ve Şerif siyasi kavgalarla kendilerini tüketedursun, kimsenin fakında olmadığı tüm bu siyasi kriz ve kavgalardan beslenip büyüyen Pakistan’ın yeni bir “lideri” var artık.

Siyasi Krizlerin Büyüttüğü Lider: Iftikhar Chaudhry

Pakistan ve Pakistan’ı yakından izleyen dünya kamuoyu en az Zerdari kadar ihtiraslı yeni bir lidere daha hazırlamalı kendini. Iftikhar Chaudhry her ne kadar Pakistan’da bir hukuk ve bağımsız yargı savaşı veriyormuş gibi görünse de asıl hayali ilerde Pakistan’ı yönetmek. Azledildiği Anayasa Mahkemesi’nin başına yeniden gelerek hem General Müşerref hem de Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye karşı iki önemli zafer kazanarak Pakistan’da popülaritesini artırmış durumda.

2005 yılında General Müşerref tarafından Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na atanan Chaudhry, siyasi istikbalinde kendisine rakip olabilecek General Müşerref, Muhalefet Lideri Nevaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Zerdari hakkındaki tüm yolsuzluk dosyalarına vakıf biri. En az Zerdari kadar ihtiraslı ve inatçı olan Chaudhry Amerika tarafından da parlatılan biri. Harvard Law School Association, General Müşerref’e karşı gösterdiği direnişten dolayı 2007 yılında Chaudhry’i yüksek onur ödülü olan “HLS Özgürlük Madalyası” ile ödüllendirirken, 1978 yılından bu yana Amerika’da yayın hayatını sürdüren The National Law Journal dergisi de yine Chaudhry’i 2007 yılında “Yılın Avukatı” seçti. Son olarak Iftikhar Chaudhry, New York Barosu tarafından 2008 Kasım ayında “Onursal Üye” olarak kabul edildi.

Chaudhry, bir yandan ülkedeki kronikleşen siyasi krizlerin ve “devrik” Anayasa Mahkemesi Başkanı olmanın avantajlarını kullanarak Pakistan halkının sempatisini kazanmaya çalışırken, diğer yandan dışarıda, kendisini Pakistan’ın geleceğine hazırlayacak mekanizmalar da işlemeye başlamış durumda. Ancak şunu belirtelim ki Chaudhry, Pakistan’ı içine düştüğü tüm sıkıntılardan kurtaracak, liderlik sorunu çözecek biri olmadığı gibi, Pakistanlıların umutla beklediği o halk kahramanı da değil.

Pakistan’da İstikrar Kısa Vadede Zor

Pakistan’ın kısa vadede tüm bu iç hesaplaşmaları ve siyasi krizleri aşması oldukça zor görünüyor. Kronikleşmiş sorunlarla baş edebilmek için çok güçlü bir liderliğe, yolsuzluklardan ve siyasi ihtiraslardan arındırılmış demokratik kurumlara ihtiyaçları var. Yargının bağımsız bir yapıya kavuşamayışı, kurumların demokratikleşme sürecinde yaşadıkları sıkıntı, güvenlik sorunu, karmaşık etnik ve mezhep yapısı, halen devam eden feodal düzen, %30’larda seyreden okuryazarlık oranı Pakistan’da huzur ve istikrarın önünde yatan en önemli sorunlar.

Bununla birlikte, jeopolitik konumu ve sahip olduğu nükleer silahlar Pakistan’ı kendi başına bırakmayacak diğer önemli konular. Geçtiğimiz günlerde İsrail eski Askeri İstihbarat Şefi, Aharon Ze’evi-Farkash’ın Nükükleer silahları ve ihraç ettiği terörden Pakistan İran’dan daha önemli bir tehdit” sözünü önemsemek gerekiyor. Siyasi kargaşa için son derece uygun şartlar sunan Pakistan’ın zayıf iç dinamikleri dışarıdan gelen müdahalelerle yönlendiriliyor.

Pakistan siyasi krizler ve ağalar arası tepişmelerle meçhule doğru sürüklenedursun kendisinden 1 gün sonra dünyaya gelen ve çok daha karmaşık sorunları olan Hindistan’ın mucize ilerleyişi devam ediyor. Hindistan’ın, tüm zorluklara rağmen, bu denli hızlı ilerleyişinin altında yatan en önemli neden sahip olduğu samimi demokrasi anlayışıdır. Hindistan, demokratik değerleri ayrımcılığa ve istismara başvurmaksızın samimiyetle özümsemiş kıçında “postal izi” olmayan bir demokrasiye sahiptir. Pakistan demokrasisi ise 60 yıllık kısa tarihinde 4 kez tekmelenmiştir. Bu durum iki ülke arasındaki önemli farkı açıkça ortaya koyuyor.

Özetle Pakistan, “İkbal”ini aramaya devam ediyor…

Ali Şahin
Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı
17.03.2009

Paylas
GASAM
GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here