Pakistan’ın geçirdiği en sancılı seçim sürecine rağmen, 11 Mayıs seçimleri sonrası ortaya çıkan tablo Pakistan halkının zaferi olarak yorumlanabilir.
Pakistan seçmeni 11 Mayıs’ta, Taliban’ın tüm tehdit ve sabotajlarına rağmen deyim yerindeyse canını ortaya koyarak siyasal sistemin tıkanmaması adına sandığa gitti. Pakistan’ın tarihten gelen devlet şuurunu hiç kaybetmediğini ortaya koyan seçim sonucu ortaya çıkan tablo, ülkeye bağımsızlığı getiren 1947 ruhunu tüm dosta-düşmana gösterdi, Pakistan’ın her an parçalanabileceğini düşünenlerin düşüncelerini boşa çıkarttı.
11 Mayıs’ta gerçekleşen seçimlerde oy kullanma oranı önceki seçimlere oranda en yoğun seviyede gerçekleşirken, 81 milyon seçmenin yaklaşık yüzde 60’ı sandığa demokratik tercihini yansıttı. Ülkede 2008 yılında yapılan seçimlere katılım yüzde 44 oranında gerçekleşirken, bu oranın yüzde 16’lık bir artış göstererek 2013 yılında yüzde 60 seviyesine yükselmesi, ikbalini arayan halkın geleceğe ümitle baktığının en önemli göstergesiydi. Pakistan’ın geçirdiği en sancılı seçim sürecine rağmen, ortaya böyle bir tablonun çıkması Pakistan halkının zaferi olarak yorumlanabilir.
Seçim sistemi ve seçim sonuçlarının ortaya koyduğu tablo
Federal bir devlet olan ve Pencap, Sind, Kuzeybatı Sınır Eyaleti ve Belucistan’tan müteşekkil dört eyaletten oluşan Pakistan’da dar-bölge seçim sistemi uygulanıyor. Bu sistem ülke barajı içermiyor ve bu sebeple Pakistan’da partiler ve adaylar her zaman güçlüdür. Ancak ülkede bölge barajı uygulaması söz konusu ve dolayısıyla bölgede güçlü olanlar kazanıyor.   Pakistan’da Temsilciler Meclisi 272 üyeden oluşuyor. 132 parlamentere sahip parti hükümet kurabiliyor.
2013 seçim sonuçlarına baktığımızda, kesin olmayan sonuçlara göre Ulusal Meclis’in sandalye dağılımı şu şekilde oluştu: Seçimlerden galip çıkmayı başaran Navaz Şerif liderliğindeki Pakistan Müslüman Birliği (PML-N) 125 sandalye ile Temsilciler Meclisi’nin yüzde 45’lik dilimini oluştururken, Bilavel Butto önderliğindeki Pakistan Halk Partisi (PPP) 33 sandalye ile yüzde 11’lik bir oy kazanımı elde etti. Seçimlerde üçüncü olan İmran Han liderliğindeki Pakistan Tahriki İnsaf (PTI) Partisi 28 sandalye ile yüzde 10’luk dilimi elde ederken, oyların yüzde 10’unu alan Bağımsızlar ise 28 sandalye elde etti. Seçimlere katılan diğer partilerin yüzde ve sandalye dağılımı ise şu şekilde gerçekleşti: Altaf Hüseyin liderliğindeki Muttahide Kavmi Hareketi (MQM) 18 sandalye ve yüzde 7 oy, Fazlu-ur Rahman Cemaati İslami Ulama (JUI-F) Partisi 12 sandalye ve yüzde 4 oy, diğer siyasi partiler ise 31 sandalye ile yüzde 13’lik bir oy dilimi elde ettiler.
Bu seçim sonuçlarına göre Navaz Şerif liderliğindeki PML-N yeni hükümeti kuracak parti olurken, bölgesel ve etnik tercihlerin sandığa ve meclis aritmetiğine yansıdığını ortaya koyan tablo, ülke demokrasisinin en önemli eksikleri arasında yer alan ‘ülke genelini kuşatacak bir kitle partisinin bulunmaması’ eksikliğini yeniden ortaya koydu.
Ülkede kuşatıcı bir kitle partisinin olmaması, on yıllardır süregelen basit sorunların dahi çözülememesi sorununu doğuruyor. Ancak PML-N, PPP ve PTI gibi en yoğun oy oranına sahip partiler kitle partisine dönüşmeye uygun parti tüzükleri ve yönetimler oluştururlarsa, bu sorun kısa zamanda aşılabilir. Aksi takdirde Pakistan’da ülkenin tüm bölgelerine hizmet götürecek, kucaklayıcı yeni bir kitle partisine ihtiyaç sürecek.
Seçim sonuçlarına dair yapılabilecek bir diğer yorum ise ülkede okuma-yazma oranı ile son seçimlerde sandığa giden kitlenin yüzdelik diliminin birbirine yakın olması. Bu, Pakistan seçmeninin okuma yazma oranı üzerinden seçimlere katılım sağladığını, dolayısıyla ülkede okuma-yazma oranı arttıkça, siyasal sisteme katılımın da arttığını ve halkın siyasal sisteme ve partilere daha fazla sahip çıktığını ortaya koyuyor. Bu artışla birlikte, halkın, Pakistan yönetimi üzerinde oluşabilecek demokratik olmayan tüm sistemlere karşı açık bir duruş sergilediğini ve net bir mesaj verdiğini ifade edebiliriz.
Güçlü hükümetin gerekliliği
Pakistan’da reformlar yapabilecek güçlü bir hükümete ihtiyaç var. Navaz Şerif’in PML-N partisi hükümeti kuracak çoğunluğu elde edemedi. Dolayısıyla, hükümet kurmada yeter sayısına ulaşacak çoğunluğun sağlanabilmesi için PML-N, bağımsız parlamenterlerle görüşmelere başladı. Bağımsızların desteği ülkede hükümet kurulmasını sağlayacaktır ancak etkin reformlar yapabilecek güçte bir hükümet kurulması ihtimalinin zayıf olduğunu belirtebiliriz. Bağımsızların yerine, güçlü reformlar yapmaya istekli bir parti ile hükümet kurması Navaz Şerif’i daha güçlü kılacaktır. Zira böylesi bir hükümet, daha geniş bir toplumsal tabandan oluşacak, daha güçlü bir destekle karşılanacaktır. Bu adım Pakistan’ın demokratik değişim ve dönüşümünde önemli bir ilk adımı oluşturacağı gibi, siyasal sistemin işlemesi açısından aynı zamanda tarihsel bir eşiğe işaret etmektedir.
İç ve dış sorunlar ve yeni hükümetten beklentiler 
Pakistan’da yeni kurulacak hükümeti bekleyen önemli bir ‘yapılacaklar listesi’ var. Pakistan’ın başlıca sorunlarını dâhili ve harici olarak ikiye ayırabiliriz. Dâhili sorunların başında ise ordu ve yönetim sorunu geliyor. Pakistan, tarihinde sıkça askeri darbelere maruz kalmış, dolayısıyla siyasal sistemi sıklıkla kesintiye uğramış bir ülke. Bu darbelerin bedelini ise her seferinde geniş halk kitleleri ödedi. Navaz Şerif, iki kez bu darbelerden nasibini almış bir siyasetçi. Dolayısıyla, ülkedeki darbelerin mağduru olan bir siyasi lider olarak, ordunun siyasal sisteme müdahalesini engelleyecek yasal adımların atılmasına öncelik vermesi gerekiyor. Diğer yandan ülkede en önemli yönetim sorununu oluşturan, aşiretler kaynaklı siyasi bölünmüşlük sorununun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Bunun için, Pakistan devletinin aşiretleri muhatap alarak, sorunun çözümü için artık masaya oturması gerekiyor. Aşiretler, Pakistan’ın toplumsal yapısının bir gerçeği. Bu gerçeğe uygun bir çözüm için, nasıl ki İngilizler asilzadeleri için Lordlar Kamarası kurdularsa, Pakistan devletinin de aşiretlerin yönetime katılabilmesi noktasında bu türden bir ara formül geliştirmesi düşünülebilir. Hükümet eğer aşiretler sorununu çözebilirse, Taliban sorununu da büyük oranda çözmüş olacaktır. Çünkü Taliban’ın yurtdışı destekçileri olduğu gibi, yurtiçindeki aşiretlerden de lojistik destek almaktadır.
Bu sorunlara işsizlik, ekonomi ve enerji sorunlarını da ilave edebiliriz. 
Öte yandan, harici sorunlar olarak adlandırdığımız uluslararası sorunlara gelince; ABD’nin bölgede olması halk arasında tedirginlik yaratmaktadır. Devletin nükleer silahlara sahip olmasının uluslararası alanda sürekli gündemde tutulması ve dolayısıyla Pakistan’ın Batı kontrolünde tutulmak istenmesinin ülkede yarattığı huzursuzluğun son bulması gerekiyor. Bunun yanı sıra ülkedeki terör sorunu ve komşu ülkelerle olan ihtilaflar çözüm bekleyen öncelikli harici sorunları oluşturmaktadır.
Tüm bu sorunlar karşısında Pakistan’ın çözüm üretebilecek heyecanının varlığını, halkın sandığa yansıyan seçimlere katılım oranı ve siyasi partilerin programlarında yer verdikleri sorunlara kalıcı çözümler üretecek stratejik planları ortaya koydu. Bundan sonrası büyük oranda, kurulacak güçlü bir yeni hükümete ve yeni hükümetin reformları esas alan cesur yönetimine bakıyor.
Paylas