Dünyayı saran terör fay hattında bir süredir bir birini tetikleyen önemli kırılmalar yaşanıyor. Önce IRA ve ETA, şimdi Tamil Gerillaları (LTTE). Peki bu kırılma PKK’nın da benzer bir şekilde çözülmesini tetikler mi, tetiklerse nasıl?

 

Sri Lanka’da 26 yıldan bu yana bağımsız bir Tamil devleti kurmak için mücadele eden Tamil Kaplanları Ealem Kurtuluş Örgütü (LTTE)’nin lideri Prabhakaran’ın  Sri Lanka devlet televizyonunda teşhir edilen cesedi ve LTTE’nin silah bıraktığı yönünde gelen haberler Sri Lanka’da yeni bir sürecin başladığını gösteriyor. Sri Lanka Devlet Başkanı Mahinda Rajapakse, her ne kadar 26 yıldır devam eden sivil savaşın resmi olarak sonlandığını dile getirse de bu savaşı doğuran şartların hala ortada olduğunu ve bu şartlara yönelik çözüm ve uzlaşıların ortaya konmadan gerçek bir barışın sağlanamayacağını söylemeliyiz. Bugün Sri Lanka’nın kimi kaynaklara göre %30’nu, kimi kaynaklara göre %16’sını oluşturan Tamillerin seçme ve seçilme hakkı, eğitim alanlarındaki hakları ve Tamil dilinin devlet kurumlarında resmi dil olarak kullanılmasına yönelik talepleri karşılanmış değildir. Bu taleplerin karşılanmasına yönelik çözümler üretilmeden ve bir uzlaşı sağlanmadan bu savaşı bitmiş saymak mantıklı görünmüyor.

 

LTTE, bundan yaklaşık 160 yıl kadar önce tarım işçileri olarak Hindistan’dan göç ederek Sri Lanka’nın Kuzey ve Kuzey Doğusu’na yerleşen Tamillerin, Sri Lanka’nın bağımsızlığını kazandığı 1948 yılından sonra verilmeyen siyasi ve kültürel haklarını almak için 1976 yılında Marksist öğrenciler tarafından kurulmuş bir örgüttür. Bir Terör örgütü olarak LTTE, PKK gibi bir çok terör örgütüne ilham kaynağı olmuştur. Bu özelliğinin yanı sıra örgüt, dünya da teknolojiyi en iyi kullanan, savaş uçakları dahil her türlü silahı kullanma yeteneğine sahip son derece eğitimli ve deneyimli bir yapıya sahiptir. İntihar saldırılarını ve kadın militanları ilk kullanan örgüt olan LTTE, etnik tabanlı bir örgüt olup 26 yıldan bu yana Sri Lanka’nın kuzey doğusu’nda bağımsız bir Tamil Devleti kurmak için mücadele vermektedir. Sinhalalardan oluşan Sri Lanka devletine karşı fiili ilk saldırının gerçekleştiği 1983 yılından bu yana 70 bin kişi yaşamını kaybetmiş bulunuyor.

 

Bu denli güçlü ve deneyimli bir örgütün Sri Lanka Ordusu’nun 4 aydan buyana sürdürdüğü saldırılar sonucunda silah bıraktığını açıklaması Sri Lanka’da gerçek barışın sağlanmış olmasından daha çok yeni bir sürece geçildiği yönünde izlenim uyandırıyor. 11 bin savaşçısı bulunan ve bundan 4 ay öncesine kadar Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’ya hava saldırısı düzenleyecek kadar deneyimli bir örgütün bu kadar kısa bir sürede çözülmesi mümkün gibi görünmüyor. Sri Lanka’da bugün gelinen son noktayı 3 ihtimalle yorumlayabiliriz.

 

Tamil Meselesinde Kritik Nokta ve İhtimaller

 

Bunlardan ilkini Tamil Gerillaları’nın, Sri Lanka Ordusu’nun bu yoğun saldırı ve kuşatmasını kırmak ve zaman kazanarak yeni bir strateji geliştirmek suretiyle mücadeleyi sürdürmek şeklinde açıklayabiliriz. Ortada bir uzlaşı söz konusu olmadığı gibi sivil savaş gerekçelerinin de halen ortada olduğunu varsayarsak gelinen son noktayı LTTE’nin yeni bir mücadele sürecine geçişi şeklinde değerlendirmek de mümkün. Aksi halde madem böyle bir kapsamlı saldırı ile LTTE ortadan kaldırılabilecekti  neden 26 yıl beklendi sorusunu sormak lazım.

 

İkinci ihtimal ise dünya üzerinde faaliyet gösteren kimi terör örgütlerinin tasfiye sürecine girdiği yönünde. Terör örgütleri küresel güçlerin dünya üzerindeki ekonomik ve politik güç dengelerini kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirmek için kullandıkları etkin argümanlardır. Bu argümanlar değişen ekonomik, politik ve stratejik dengelere göre tasfiye edilebilmekte ya da bir başka formata bürünerek yoluna devam edebilmektedir. Sri Lanka, Hint Okyanusu’nda konuşlanmış doğal bir üs niteliğindedir. Sahip olduğu stratejik limanlarla uluslararası deniz ticaretinin kavşak noktası olan Sri Lanka; Çin, Hindistan, Japonya, Singapur gibi ülkelerin çıkar savaşlarının da merkez üssüdür. Yine ABD’nin Sri Lanka’nın kuzeyinde bir üs kurmak istemesi Güney Hindistan’da nükleer santralleri bulunan Hindistan’ı ciddi anlamda rahatsız eden bir noktadır. Sri Lanka küresel güçler arasında tabiri caizse bir bone of contention yani paylaşılamayan kemik konumundaydı. Bu anlamda çıkar savaşlarının bir argümanı olarak da kullanılan Tamil Gerillaları’na küresel güçler tarafından sağlanan desteğin Sri Lanka hükümeti ile yapılan anlaşmalar neticesinde kesilmiş olma ihtimalini de
bugünkü gelinen noktayı işaret etmesi bakımından önemsemek gerekiyor.

 

Üçüncü ihtimal ise LTTE benzeri ETA ve IRA gibi etnik kökenli terör örgütlerinin İspanya ve İrlanda’da şiddet yoluyla sonuç elde edemeyerek silah bırakmaları ve politik arenaya inmiş olmalarının getirmiş olduğu psikolojik çöküntü neticesinde bu noktaya gelinmiş olma ihtimalidir. Ancak, burada ayrılan önemli bir noktaya da vurgu yapmak gerekiyor. IRA ve ETA’da elde edilen başarılarda Blair ve Zapatero’nun izlemiş oldukları diyalog politikasını önemsemek gerekiyor. Sri Lanka örneğinde ise diyalog yerine askeri yöntemlerin çözümü getirdiğini görüyoruz ki, bu nokta Sri Lanka’da bugün sağlandığı söylenen barışın en zayıf noktasıdır. Eğer askeri yöntemlerle gelinen bu nokta acilen siyasi ve kültürel reformlarla desteklenmediği sürece rahatsızlığın ilerleyen süreçte evrim geçirmek suretiyle yeniden ortaya çıkacağını belirtmekte yarar var.

 

Tamil Örneği Herkes İçin Önemli Bir Fırsattır

 

Peki söz konusu örgütlerin çözülmesi ya da tasfiye sürecine girmiş olmaları bu örgütlerle bir çok ortak özelliği bulunan PKK üzerinde nasıl etki yaratacaktır? Şüphesiz, IRA, ETA ve son olarak LTTE’nin karşı karşıya kaldığı tasfiye süreci PKK üzerinde psikolojik bir baskı yaratacaktır. Sri Lanka’da Tamil Gerillalarının 26 yıl süren mücadelelerinin başarısızlıkla sonuçlanması özellikle örgütün askeri kanadında ve dağlarda aktif durumda bulanan militanlar üzerinde ciddi güven kaybına yol açacaktır. Yaklaşık LTTE kadar bir mücadele geçmişi olan PKK’nın politik ve örgüt kadrosu da bu süreci ciddi olarak değerlendirerek stratejilerini belirleyeceklerdir. Sri Lanka’da ki mevcut durumun fay hattı etkisiyle PKK üzerinde de bir kırılma etkisi yaratması kuvvetle muhtemeldir. Gazeteci Yazar Hasan Cemal beyin PKK görüşmesinin satır aralarında da bu yönde mesajlar almak mümkün. Murat Karayılan’ın Hasan Cemal’a yaptığı açıklamada “önemli bir eşikteyiz!” vurgusunu bu anlamda önemsemek gerekiyor.

 

Bu durumda Türkiye’nin gelinen bu önemli kavşağı dönebilmek için diyalog ve uzlaşı bağlamında stratejiler geliştirerek hayata geçirmesi gerekmektedir. Tony Blair’in IRA’nın zor durumda bulunmasına rağmen “silah bırakması durumunda şeytanla bile görüşürüm” diyerek uzlaşı yolunu tercih etmesi, yine Zepatero’nun  ETA için diyalog seçeneğini sonuna  kadar zorlaması Türkiye’nin belirlemek zorunda olduğu PKK stratejisi için önemli örneklerdir. Bu anlamda Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt açılımını önemsemek ve desteklemek gerekiyor.

 

Özetle LTTE’nin çözülme süreci Türkiye’de PKK ve Kürt sorununun çözümü içinde önemli bir fırsat ve atmosfer yaratmıştır. Sorumluluk sahibi tüm kurum, siyasi ve aydınların bu süreci çok iyi değerlendirmesi gerekmektedir.

 

İrlanda’dan İspanya’ya oradan Sri Lanka’ya uğrayan barış treninin yeni güzergahı Türkiye gibi görünüyor. Bir daha uğrayıp uğramayacağı belli olmayan bu tren kaçırılmamalıdır.

Paylas
GASAM
GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here