İran’ın Jeopolitiği

İran genellikle Ortadoğu mülahazalarında yer alsa da bir Güney Batı Asya ülkesi olması araştırma ve değerlendirme çalışmalarımıza konu olan Güney Asya ülkelerinden jeopolitik açıdan bölge dışında tutma imkânı yoktur. Türkiye’nin üç katı büyüklüğü ile dünyanın en geniş 18. yüz ölçümü. Batıya açılan kapısı Türkiye, Kafkaslar, kuzeyinde Hazar Denizi, Azerbaycan, Türkmenistan, doğusunda Afganistan ve Pakistan’la komşu olan İran, 800 km’lik Fars körfezi ile, Arap dünyası ile bağlantılı çok önemli stratejik dinamikleri olan bir konuma sahiptir. Zengin petrol ve doğalgaz rezervleri İran’ı her zaman dünya gündeminde tutacaktır.

1979 “İran İslam Devrimi ”diye lanse edilen Humeyni iktidarı ya da laiklerin “Molla Rejimi” diye adlandırdıkları aslında siyasetlerini Şiilik ekseni üzerine bina etmiş, dünya Şiilerinin hamisi, tek Şii devlet olması dolayısıyla analizlerimize başka bir açı daha kazandırmıştır.

Sekiz yıl süren Irak savaşında, İran’ın üzerine çullanan batılı emperyalistlerle birlikte, özellikle körfez ülkeleri bunlardan en önemlisi Suudi Arabistan, Irak’a savaş boyunca sınırsız destek vermiş ama İran tarihin hiçbir döneminde işgal edilememiş tek devlet olma özelliğini koruyabilmiştir. İran, hem bunları unutmamış bir kenara yazmış, bu nedenle nükleer silahlara sahip olması gerektiği inancı hâsıl olmuştur. Aşırı Şia taassubu ile bir yandan dünya ile de ilişkilerini sürdürmektedir.

Devrimden sonraki 35 yıl asıl konumuz olmadığı için buraları yüzeysel bilgilerle hatırlatma babında geçerek günümüze özellikle de bu yılın ocak ayında ambargoların kalkması İran’ın çok farklı yönlere açılan sınır kapılarıyla dünya konjonktüründe değişen rolü ve güney Asya’nın batı komşusu Ortadoğu köprüsü İran’ın bölgede soyunacağı rolünü nötrden aktif konuma getirecektir.

Komşu Ülkeler Stratejisi

Güney Asya ülkelerinden, Afganistan ve Pakistan’a komşu İran bir yandan da bölgenin ve dünyanın en önemli aktörü Hindistan’la ilişiklerinin görünümünü özellikle ambargoların kalkmasından sonra farklı bir mecraya çekmeye başladı. Üzerinde ağırlıkla durulması gereken konu Güney Asya ülkeleriyle genel ilişkileri, ancak özellikle Afganistan ve Hindistan’la ayrı bir blok olma çabasının içinde olmasıdır. Güney Asya ülkeleri için İran, dünyanın da geri kalanı gibi önemli bir petrol ve doğalgaz ülkesidir. İlk bakışta bölge ülkeleri için İran, ambargoların da kalkmasıyla iyi ilişkiler kurulması gereken önemli bir stratejik ortak. Ambargonun üzerinden çok kısa bir zaman geçmesine rağmen, bölgede önemli bir ekonomik güç olacağının işaretlerini veren İran, bundan sonra rolleri belirleyen ülke konumuna geçecektir. Bu bağlamda Güney Asya’da neler yapmak isteyeceğini, neleri yapıp neleri yapamayacağını yakın geçmişiyle ileri ışık tutmaya çalışacağız.

Ambargo Öncesi

İran’ın ambargo öncesi, Güney Asya ilişkilerinin neredeyse hiçbir etkinliği ve önemi yok iken ambargo sonrası bir anda, Güney Asya bölgesine çevre ülkeler ve bölgeyle ilgisi olan uluslararası diğer küresel aktörler, Rusya, Çin, Amerika ve Hindistan diğer yandan da Afganistan ve Pakistan’la olan ilişkileri mercek altına alınma gereksinimini doğurmuştur.

Ambargo öncesi İran, Pakistan sabık cumhurbaşkanı, Benazir Butto’nun eşi Asıf Ali Zerdari’nin kararlı tutumuyla Amerika’nın tüm baskılarına karşı durarak, İran-Pakistan doğalgaz boru hattı inşaatını başlattılar. İran için bu boru hattı yâda gaz satmaktan daha önemli ambargonun delinebileceğini göstermesi açısından önemli bir mesajdı. Tabi bugün şartlar değişti gaz boru hattı stratejik önemini yitirdi ve atıl hale geldi. Bugün İran Amerika’nın ambargoları kaldırmasıyla dünya bankacılık ve sigortacılık sistemlerine entegre olacak batı bankalarında dondurulan 100 milyar doların üzerindeki varlıklarının serbest bırakılmasıyla da pozitif bir ivme kazanacaktır. Çin dışında tutunacak dalı kalmayan bölgede izole edilmeye çalışılan Pakistan’a karşı bir adımda İran atarak Hindistan ve Afganistan’la yeni ilişkiler kurmaya yakınlaşmaya başladı. Pakistan’ın can damarı “Çin-Pakistan Ekonomik Koridorunun önemli ayağı Gwadar liman projesine Hindistan’ın ilk etapta 500 milyon dolarlık yatırımıyla gerçekleşmesi planlanan Çabahar projesini başlattılar. Çabahar limanı, İran üzerinden Afganistan ve Orta Asya bağlantı yolları yapılarak Çin-Pakistan ekonomik koridoruna önemini yitirterek alternatif bir güzergâh yapmışlardır.

Uluslararası Kuzey Güney ulaştırma koridoru ile Mumbai limanından, Çabahar limanı vasıtasıyla Hazar denizi, Moskova ve Saint Petersburg’a bağlanacak ticari rota Süveyş kanalını bypass ederek %40-60 arası zaman ve kargo maliyet tasarrufu kazandıracaktır. Ayrıca Hürmüz boğazı ve Bandar Abbas limanında zaten aşırı olan trafiği ambargo sonrası daha da artacak yoğunluğu azaltacaktır.

Ambargo Sonrası

İran’ın nükleer çalışmalarını ambargoların kaldırılması şartıyla 15 yıl süreyle durdurmasının altında yatan gerçek sebep sanıldığı gibi ambargolara boyun eğmesi değildi. Ambargolar sebebiyle artık iyice bunalan insanların tepkileri öyle bir hal almıştı ki; kendilerini devrimle iktidara taşıyan halk, molla rejimini de alaşağı edecek duruma gelmişti. Bu yüzden mollalar çok önemli siyasi bir manevra yaparak asıl siyasi profillerinin göstergesi Ahmedinejat’ın yerine güya ılımlı uzlaşmacı Hasan Ruhaniyi allayıp pullayıp cumhurbaşkanı yapıp ambargoların kaldırılması sürecini başlatıp nihayete erdirdiler.

Ambargoların kalkması o kadar ani tepkiler verdi ki; yıllık %50’lere varan enflasyon oranı ve aynı oranda Riyalinin değer kaybı bir anda enflasyon oranını geçtiğimiz ay itibariyle %9.75 indirdi. Ayrıca dünyanın her yerinden akın akın gelen yatırımlar varili 50 dolara kadar inse bile doğalgaz hariç sadece petrol gelirleri yıllık 100 milyar dolarlara ulaşacak olması önümüzdeki 5-10 yıllık zaman diliminde İran’ı bölgenin süper gücü haline getirecektir. Tabi beraberinde İsrail merkezli Amerikan think-tank kuruluşları güçlü İran ekonomisinin terör finansmanı demek olduğu algısını oluşturmaya başladılar. Büyük ihtimal İran’ın bu denli büyümesine izin verilmeyecek para ve enerjisini içeride çıkaracakları bir iç savaş yada potansiyel bir terör yapılanması ile boşa heba edeceklerdir. İki unsur bunda etkili olabilecektir; birincisi Kürt meselesi ikinci ve daha ağır basan ihtimal hem suni hem de milliyetçilik unsurları içeren Belucistan’da ayrılıkçı hareketler başlatılarak İran’ın başını ağartacaklardır.

İran bundan sonra tüm dünya ile olduğu gibi Güney Asya ülkeleriyle olan ilişkilerine yeni stratejiler belirleyerek devam edecektir. Bölgedeki konjonktüre İran’ı da dâhil edip baktığımızda tam anlamıyla karmaşık ilişkiler yumağı görüyoruz.

  1. Rusya ve Pakistan’ın stratejik ortağı Çin’in bölge ilişkileri ve Amerika…
  2. Hindistan’ın Çin ile çekişmesi ve Amerika’nın Hindistan desteği…
  3. Hindistan’ın, Pakistan’ı bypass ederek, Afganistan ve İran’la stratejik ortaklığa gitmesi..

Gibi çok bilinmeyenli denklemler karşısında İran’ın alacağı vaziyet, bölgedeki hareketliliğe yeni bir ivme kazandıracaktır.

İran’ın Amerika ve Güney Asya İlişkileri

İran’ın Güney Asya ile ilişkilerini, İran-Amerika ve Amerika-Güney Asya ilişkilerinden bağımsız düşünemeyiz. İran ve Amerika’nın Güney Asya’daki ortak birtakım çıkarları söz konusudur. Her iki ülke için bölge istikrarı çok önemlidir. Afganistan’da tırmanan şiddet İran’a ciddi bir mülteci akınını tetiklemekte, artan fundamentalist ve cihatçı oluşumlar özellikle Afganistan’daki Taliban gruplarından kopmalar yaşanması ve bunların yeni yeni Daiş grupları oluşturması İran’ı ziyadesiyle endişelendirmektedir. Ekonomisi güçlü bir İran, Afganistan’a olumlu anlamda Şii taassuptan uzak kalkınma müdahalelerinde bulunup istikrarı sağlamaya çalışmalıdır. Bu bağlamda Hindistan ile yürüttükleri ekonomik işbirliği, iç Asya’ya Afganistan üzerinden bağlanmaya çalışmaları Afganistan’da istikrarın teminini zorunlu hale getirmiştir. Kısa vadede İran’dan yeni Afganistan hamleleri görmek gayet normal olacaktır.

Beluçistan bölgesi, bir kısmı İran bir kısmı da Afganistan ve Pakistan’da bulunan ağırlıkla sunilerin yaşadığı ve daha çok İran ve Pakistan’ın başını ağrıtan ayrılıkçı bir zihniyet güden sorunlu bir bölge, Pakistan ile çok ciddi sorunlar yaşamayan İran, bu ülkenin istikrarında çok önem vermekte zira coğrafi şartlar nedeniyle devlet otoritesi sağlamanın nerdeyse imkânsız olduğu her iki ülkenin Beluç bölgeleri yabancı ajanların özellikle Hindistan gizli servisi RAW’ın terör faaliyetlerine destek verdiği bir bölge, ancak yakın gelecekte İran için ayrılıkçı Beluç tehlikesi pek görünmemekte ne Hindistan ne de Amerika şimdilik kaydıyla İran ile ortak çıkarları sebebiyle Beluç kozunu kullanmayacaktır. Belki İsrail, Amerika’nın izin verdiği ölçüde bu yarayı kaşıyabilir.

Ambargo sonrası İran, Pakistan için daha önem arz etmektedir. Pakistan genelde dış yardımlarla geçinmesini iyi bilen bir ülke olarak İran’a daha çok yaklaşacaktır. İran, Hindistan ile Afganistan politikaları Pakistan’ı dışarıda bırakmadan devam etmeli yoksa Pakistan İran’ın Hindistan’la bölgede hâkimiyetini hoş karşılamayacaktır. Pakistan’ın devre dışı bırakılacağı hiçbir Afgan istikrar projesi başarı sağlayamaz! Pakistan sürece olumlu katkı sağlamaya çalışmalı ancak ülkedeki siyasi istikrarsızlık ve askerlerin farklı politikaları ve zayıf dışişleri buna imkân vermemektedir. Yakın zamanda Afganistan sınır şehri Torham da yaşanan çatışmalar, Afganistan’ın Pakistan sınırlarını kabul etmeyen Peştun bölgelerinin Afganistan toprağı olduğunu iddia etmesi ayrı bir sorun olarak masada beklemektedir.

İran’ın Taliban Stratejisi

Diğer yandan İran Taliban’la ilişki kurması hatta Taliban’a mali destek vermesi son Dron hamlesi ile öldürülen Molla Mansur’un İran’a Pakistan pasaportu ile gidip gelmesi bölgede İran özellikle Afgan Taliban’a ayrı bir destek verdiği konuşuluyor. Afgan Taliban’ın formunun yavaş yavaş Daiş’e dönüşmesi İran’ı endişelendirdiği için Afgan Taliban’ı ayakta tutmaya çalışıyor deniliyor.

Nükleer programını askıya alıp anlaşma yolunu tercih ederek ambargoları kaldırtan İran ve Güney Asya’nın yükselen değeri Hindistan, Amerika bölgenin çok önemli iki aktörünü aynı anda oyuna soktu. Yakın zamanda yabancı sermaye ve enerji yatırımcısı devlerin İran’a yerleşmesi ile muazzam bir ivme kazanacak olan İran’la, Rusya’nın Avrupa’ya gaz tehdidi azaltılmış olacak. Hindistan’la 2004 Tsunami faciası ile başlayan Amerika stratejik ortaklık ve savunma işbirliği anlaşmaları gibi önemli birçok anlaşmayla hem Rusya’ya ama daha çok Çin’e karşı koz olarak kullanılacak Hindistan.

İran, Güney Asya’nın dominant gücü Hindistan ile ilk önce stratejisini, en büyük ikinci petrol alıcısı olması, yakın gelecekte de satın alma gücünün artacak olması nedeniyle ekonomik çıkarları çerçevesinde geliştirecektir. Hindistan da ambargolar sonrası bankacılık, sigortacılık ve lojistik sisteme dâhil olan İran’ın sahip olduğu servetten pay almak için karşılıklı ticareti geliştirme yoluna gidecektir. Mumbai limanından başlayıp Moskova- St Petersburg’a uzanacak Kuzey-Güney Ulaştırma(Kargo Taşımacılığı) projesi iki önemli ekonomik gücün sinerjisi ile daha aktif hale gelecektir.

Çin’e alternatif yeni üretim üssü haline getirilmesi düşünülen Hindistan, elektrik ihtiyacını Amerika ve Japonya’nın inşa edeceği yeni nükleer santraller, petrol ve gaza dayalı enerji ihtiyacını da İran’dan karşılayacaktır. Pakistan’la aralarındaki düşmanlık ve terör sebebiyle, İran ve Afganistan’a ulaşamayan Hindistan bu ülkeyi bypass ederek Arap denizinden fars körfezine deniz yolu ile İran üzerinden geçerek Orta Asya’ya ve Rusya’ya ulaşacaktır.

Amerika-Hindistan ve Çin-Pakistan Stratejik Ortaklığı

İran kendini bir anda Amerika-Hindistan ve Çin-Pakistan stratejik ortaklığı geriliminin içinde bulacaktır. Pakistan’ın Hindistan ile düşmanlığı, Afganistan ile kötüye giden ilişkileri Çin’in bu üç ülke ve kendisiyle olan ilişkileri. Bu karmaşık denklemde çok önemli bir oyuncu haline gelen İran, Güney Asya ile olan hem kendi ilişkilerini hem bölgenin iç dinamiklerine önemli bir katkıda bulunabilmeli birbirleri ile sorunlu olan bu ülkelerin tamamı İran ile iyi ilişkiler içindeler. Yakın geleceğin ekonomik gücü olması beklenen İran’ın yeni misyonu, Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması ve sürdürülebilir hale getirilmesi, Hindistan’la mevcut stratejik konumuyla Pakistan-Hindistan barış olamasa da çatışmasızlık ortamını temin etmesi beklentisi hâkim kılınmalı. Tabi bu senaryolar için en büyük handikabı Amerika-Çin rekabetine Hindistan’ın taraf olmasıdır. Hindistan’ın Çin’in düşmanı Vietnam’a füze satması, Çin’in, Hindistan’ın nükleer tedarikçiler grubuna girmesini engellemesi, Pakistan yanlısı politikaları bölgede istikrarı bozan bazı unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çin-Pakistan bloğunun karşısındaki ülkeler özellikle de Hindistan ve Amerika, Pakistan’ın üzerine çok fazla gitmemeli. Zira Pakistan’ın konumu Çin için hayati öneme haiz. Bu hassas noktaya çok fazla baskı uygulanırsa Çin’in tek uçak gemisi Varyag’ı Arap Denizi açıklarında görebiliriz.

İsmet SAVUK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here