AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı iken Pakistan’dan önemli bir heyeti ağırlamıştık Ankara’da. Bu heyet içerisinde Pakistan’ı istikrarsızlaştırmak üzere 2004 yılından bu yana korkunç saldırılar düzenleyen Tahrik-i Taliban Pakistan (TTP) yani Pakistan Taliban Hareketi ile Pakistan’ın Çözüm Süreci’ni yürüten Pakistanın önemli bir müftüsü de vardı. Pakistan Talibanıyla müzakerelerin nasıl gittiğini sordum.

Sayın Müftü müzakereleri sonlandırdıklarını ve TTP üzerine Pakistan Ordusunun operasyon başlattığını ve önemli başarılar elde ettiklerini söyleyince müzakereleri kesmekle yanlış yaptıklarını ifade ettim. Müftü ve Pakistanlı siyasetçiler Pakistan Ordusunun TTP ile başedecek güçte olduğunu ve TTP örgütünü yok edeceklerini uzun uzadıya anlattılar.

Ben de onlara Türkiye’de süregiden çözüm sürecinden bahsettim ve müzakerlerin önemine değindim. Bu tür örgütlerle baş etmenin kolay olmayacağını söyledim. Nitekim müftü ve beraberindeki Pakistanlı heyet Pakistan’a döndükten bir hafta sonra TTP 16 Aralık 2014 Peşaver’de askeri bir okulu basarak 148 lise seviyesindeki öğrenciyi katletti.

O gün Pakistanlı heyete müzakerelerde ısrarcı olmalarını tavsiye ederken içimde küçük bir çelişki de yaşıyordum. TTP, PKK, IŞİD, BOKO HARAM, JUNDULLAH, EŞŞEBAP tüm bu örgütler post modern bir savaş metodu olarak kimi hedef ülke ve bölgeleri istikrarsızlaştırmak adına karanlık laboratuarlarda üretilmiş geliştirilmiş örgütlerdi. Yani ipleri başkalarının ellerindeydi. Böyle olunca bu örgütlerle müzakerelerde ne derece ilerleme kaydedilebilir ya da netice alınabilirdi.

Nitekim içimdeki çelişki gerçeğe dönüştü. Türkiye çözüm sürecini sonuçlandırabilseydi hiçbir şey yapmasa dahi dünyanın konjonktürel akışı içinde kısa sürede bir süper güç haline gelme potansiyellerine sahipti. PKK zaten Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması ve zayıflatılması için geliştirilmiş ve Türkiye’nin bünyesine zerkedilmiş bir kanser hücresiydi. PKK barış için değil tam tersi savaş ve çatışma için kurgulanmış bir örgüttü. Ve PKK için en büyük tehdit varoluş sebeplerini tek tek ortadan kaldırarak PKK’nın zeminini elinden alan AK Parti iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Aynı durum ve oyun Pakistan üzerinde TTP taşeronluğu ile hayata geçiriliyordu. TTP’nin Kurucusu Abdullah Mehsud 2001 yılında ABD ve NATO’ un Afganistan’a müdahalesi sırrasında yaralı olarak yakalanmış, götürüldüğü Guantanamo’dan sosyal rehabilitasyon adı altında 2004 yılında Pakistan’a gönderilmişti. Ne hikmetse Mehsud Pakistan’ın Afganistan’a yakın Weziristan bölgesine döner dönmez 2004 yılında TTP’yi kurdu ve o yıllardan bu yana TTP Pakistan’ı istikrarsızlaştırma adına korkunç saldırılar düzenliyor. Peki neden Pakistan? Çünkü Pakistan nükleer silah üretmiş ve bu yeteneğe sahip tek Müslüman ülke.

Lahor’da Paskalya bayramını kutlayan azınlık Hıristiyanlara yönelik saldırının hedefi Pakistan’da bir Hıristiyan-Müslüman çatışması iklimlemek. Pakistan’da ki öğrencilik yıllarımdan bilirim. Pakistan’da yaşayan Hıristiyanlar son derece fakir ve sahipsiz insanlar. Hindistan yarımadasındaki Hıristiyanlara Batı her zaman mesafeli durmuş ve şaşı bakmıştır. Pakistan yaşayan Hıristiyanlar devlete bağlı ve kendi hallerinde bir yaşamları vardır. Bu yönüyle de son Lahore saldırısı gerçekten bir dram.

Türkiye için PKK, Pakistan için TTP, Iran için Jundullah, Nijerya’nın bakir enerji kaynakları için Boko Haram, Somali ve hinterlandı için Eş Şebap ve bütün bir Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırıp sömürülebilir hale getirmek için IŞİD.

Birileri yeryüzünü yeniden şekillendiriyor. Batıdan Doğuya yeryüzü başkentleri ve metropoller intihar saldırıları ile sarsılıyor art arda. Aslında söz konusu intihar saldırıları ile hedeflenen insan öldürmek değil. Tam tersi yaratılan infial ile dünya kamuoyunun,  insanlığın şuur altı ele geçiriliyor.

Paris’ten Lahor’a Ankara’dan Brüksel’e patlayan canlı bombalar aldığı canlardan daha çok bütün bir insanlığın şuur altını teslim alıyor ve bütün bir insanlığı bir yöne sevketmeye çalışıyor. Daha önceleri büyük dünya savaşları ile birkaç yüzyılda bir yeniden şekillendirilen yeryüzü külli bir nükleer yıkım ve yok oluş riski nedeniyle artık terör örgütleri üzerinden gerçekleştiriliyor.

Evet birileri yeryüzünü coğrafyasının Hıristiyan ya da Müslüman olmasına bakmadan terör örgütleri eliyle yeniden dizayn ediyor. O birileri kim ola ki… Evet evet, zihninizde ilk beliren kimse işte onlar…

Ali Şahin

Paylas

HENÜZ YORUM YOK