Güney Asya olarak adlandırılan bölgenin en güneyindeki adalar topluluğu olan Maldivler genelde doğasıyla ünlü olan bir ülkedir. Neredeyse yüzde yüzü müslüman olan bu ülke, diğer müslüman ülkeler arasında fazla farkedilmeyen bir konumdadır. Hatta bu kayboluş önümüzdeki dönemlerde fiziken de gerçekleşme ihtimalindedir. Son dönemde doğada yapılan tahribat gezegenin geleceğini tehdit etmekte ve Maldivler bu durumdan en çok etkilenen bölgelerden biri olarak gösterilmektedir. Eğer bu durum devam ederse yakın gelecekte Maldivlerin büyük bir kısmının sular altında kalacağı öngörülmektedir.[1]

 Tarih

Maldivlerin ilk sakinleri hakkında bilinenler bir efsaneye dayanmaktadır. Hindistan’da bulunan Kalibanga’dan geldikleri söylenen bu halkın Maldivlere ne zaman geldikleri bilinmemekle birlikte Hindistan’ın efsanevi maharacası Aşoka’nın (M.Ö.273-232) ülkesi Maurya İmparatorluğu’ndan önce buraya geldikleri aktarılmaktadır. Buraya gelen halk Devis olarak adlandırılmaktadır. Hintçe’de tanrı anlamına gelen “dev” kelimesi düşünüldüğünde Hint alt kıtasıyla olan ilk bağlantı noktasına ulaşabiliriz. Bunun dışında inanış biçimleri daha çok güneş, ay gibi doğaya tapma şeklindedir. Bir kralları yoktur. Dini liderleri ise Svamia olarak adlandırılır.[2] Bu kelime de yine Hintçe’de halen kullanılan “svami” yani “malik, bey” çoğunlukla dervişane yaşayanlar için kullanılan bir hitap ifadesidir.

Hindistan’a kuzeyden daha açık bir ifadeyle Doğu Avrupa’dan gelen, Hinduizme bugünkü formunu veren Aryanlar, sonrasında Hindistan’ın yerlileri olan Dravidyen güneyliler en son Sri Lankalılar adaya gelmiş böylece Hinduizmi buraya taşımışlardır.[3] İlk krallığın Maldivler’de kurulmasından sonra Budizm’i ihya eden Aşoka’nın ülkesinden bu topraklara Budizm taşınmıştır.[4] Ortaçağda ise İslam bu bölgeye ulaşır.

İslam Maldivler’e geldikten sonra adalar topluluğunu yöneten hanedanların hepsinin buranın yerlileri olmadığını görüyoruz. Üç Arap ve bir Hindistanlı hükümdar burada hüküm sürmüştür. Bunun dışında Maldivler ’de kadın yöneticiler de karşımıza çıkmaktadır. XIII. yüzyıldan itibaren kadın yönetici figürü Maldivler tarihinde kayıtlara geçmiştir.[5]

Maldivler ’in diğer müslüman ülkelerle bağlantıları olmuştur. Fakat Osmanlı Devleti ile alakalı herhangi bir belge ülkedeki Ulusal Kütüphane’ de ya da İslam Üniversitesi Kütüphanesi’nde mevcut değildir. Bununla birlikte halk Türkleri tanımaktadır. Özellikle Osmanlı Devleti döneminin ve Halife’nin bugün dahi hafızalarda olması aslında aradaki kalbi bağları göstermektedir. Türkleri seven ada halkı son dönemde birçok ülkede yayınlanıp sevilen Osmanlı dönemine ait tarihi dizileri beğeniyle izlemektedirler. Bununla birlikte Türkiye’ye ilginin eskiye oranla arttığı söylenebilir.

 Okyanus Etkisi

Maldivler ‘de kendine özgü mimari yapılarda görülen sanat onu diğer ülkelerden ayırmaktadır. Bunun temel niteliği okyanustan elde edilen mercan kayalarıdır. İslam öncesi dönemlerde de İslam döneminde de resifler yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Bunlar tapınakların ana malzemesi konumundadırlar.

Maldivler ‘de adalar yüzölçümü olarak çok büyük değildir. Fakat yine de iletişimin sağlanması ya da halka duyuru yapılması veya bir felaket durumunda halkı uyarmak için bir uyarıcı gerekmekteydi. Bu sebeple okyanustan çıkarılan bir çeşit deniz kabuğu kullanılmıştır. Kara toplumlarında boynuzdan yapılan ve bugünkü mikrofon görevini gören aracın Maldivler’de deniz kabuğu olması coğrafi şartların bir sonucu olsa gerek.

 Sosyal Hayat

Başkenti Male olan ülkede yeni yerleşim yerleri açılmaktadır ve bu da ülkenin ihtiyaçlarının artmasına sebep olmaktadır. Dışarıdan işçi ihtiyacı en yakın müslüman ülke olan Bangladeş’ten sonrasında Hindistan, Pakistan ve Sri Lanka’dan temin edilmektedir. Fakat ülke, anakaraya uzak olması sebebiyle oldukça pahalıdır. Üstelik tarım arazisi bulunmaması işleri daha da zorlaştırmaktadır. Ülkede sadece hindistan cevizi, karpuz, muz ve az miktarda mango yetişmektedir. Ekonomik durum birçok müslüman ülkede olduğu gibi burada da halkı zorlamaktadır. Olumsuzluklara rağmen Maldiv halkı oldukça kanaatkardır. Üstelik adanın geleceğinin belirsizliği dahi onları olumsuz yönde etkilememektedir. Ülkelerinde yaşamaktan hoşnutturlar. Ayrıca ülkelerine gelen turistlere karşı son derece saygılıdırlar.

Yemek kültüründe Tuna balığı büyük yer tutmaktadır. Köri denilen ve sade pilav üstüne dökülen sosları ana yemek biçimindedir. Köriler Tuna balığı, tavuk ve kırmızı etten yapılmaktadır.  Ahtapot, karideslerin üzerine acı sos sürülüp çöp şiş şeklinde servisi yaygındır. Ayrıca ızgarada kızartılmış acı soslu sosis atıştırmalık olarak fazlaca tüketilmektedir.

Deniz akşamları çekildiğinde kıyıdan yüz iki yüz metre ileride olan kayalıklarda ahtapot arayan insanları görmek mümkündür.

Sebzeler ya da Tuna balığı hamur ile kaplanıp yuvarlanmış bir biçimde kızartılır. Bunlar restorantlarda ya da dışarıda hanımların sattığı tezgahlarda satılır. Bu sıcak memlekette dondurmanın azlığı dikkat çekmektedir. Anlaşılan burada dondurma üretilmemektedir. Muhtemelen burada tavuk dışında bir hayvan olmaması varsa da bunun sınırlı olması sebep gösterilebilir.

Restorantlar bazen sadece çatısı olan yerler bazen de loş ışıklı mekanlardır. Nedense Maldiv halkı  yarı karanlık mekanlanları sevmektedirler. Muhtemelen ülkenin sürekli dik güneş ışığına mağruz kalması bu sonucu doğurmuştur.

Ada halkı yüzmeyi sevmektedir. Erkek, kadın, yaşlı, çocuk herkes yüzmeyi bir yaşam biçimi haline getirmiştir. Gündüz güneş çok yakıcı olduğu için gece denize girmek oldukça yaygındır. Sabah ya da ikindi vakti yunusların sürüler halinde yüzdüğünü görmek de mümkündür. Zıplayabilen yunus türlerini de burada, açık denizde görebilirsiniz. Burada köpek balıkları da mevcut fakat Maldivler’deki köpek balıklarının vejeteryan olup insana saldırmadığı söylenmektedir.

Gündüzleri işleriyle meşgul olan halk güneşin aşağı doğru yol almasıyla dışarı çıkmaya başlamaktadırlar. Motorsiklet oldukça yaygın kullanılmaktadır. Bu konuda kadınlar da en az erkekler kadar aktiftir. Okuldan gelen çocuklar parklara çıkmakta ve yol kenarlarında, park etrafında kurulmuş tezgahlarda evde pişirilen atıştırmalıklar hanımlar tarafından satılmaktadır.

Maldivler’de Divehi[6] dili halkın anadili olmasına rağmen yeni neslin bu dile duyarlılığı azalmış görünmektedir. Özellikle çocukların İngilizce konuşup anadilini hiç bilmemesi şaşırtıcı olmasa gerek. Bu durum İngilizlerin gittikleri toplumlarda bıraktıkları bir iz olarak yerini korumaya devam etmektedir. Muhtemel diğer sömürü bölgelerinde olduğu gibi İngilizce bilmek, eğitimli olunduğunun bir göstergesidir.

Tropikal iklimin hakim olduğu ülkenin halkı Divehi dilini konuşmaktadır. Hint dili özellikleri gösteren bu dil yine Hint alt kıtasının kültürel etkisi altındadır. Dili, mutfağı, sade yaşam biçimi açısından da birbirine yakın olan bu kültürün etkileşimi son derece olasıdır.

Sosyal hayatın dikkat çeken bir tarafı da burada mental rahatsızlıkların cinlere atfedilmesi ya da büyü yoluyla insanlara zarar vermek amacıyla birileri tarafından yapıldığına inanılmasıdır. Maldivler,  Male’de adı Indra Gandhi Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi olan bir merkez mevcuttur. İki farklı adada da iki hapishane vardır.

 Siyaset

Bir Cumhuriyet olan Maldivler’de şeriat kuralları da geçerlidir. Örneğin adalarda halka açık plajlarda mayo ile yüzemezsiniz. Bu noktada adil bir uygulama mevcuttur. Erkekler de yüzerken kısa kollu bir tşört ve diz altı bir şort giymek zorundadır.

Başkanlık sisteminin uygulamada olduğu ülkede Ibrahim Mohamed Solih Cumhurbaşkanıdır. Ülkede Maldiv Demokratik Partisi, Dhivehi Raiyyithunge Partisi, Demokratik İslam Partisi ve Adhaalath Partisi –ki bu kelime muhtemelen bizdeki “adalet” kelimesinin Maldivlerdeki telaffuzudur- bulunmaktadır. Bir önceki Cumhurbaşkanı olan Abdulla Yameen Abdul Gayoom, Dhivehi Raiyyithunge Partisi’ndendi. 2018 yılında yapılan seçimlerde oyların %58’i ile Ibrahim Mohamed Solih seçimleri kazanarak iktidarı Abdulla Yameen Abdul Gayoom’dan aldı.

 Mimari

Yüzölçümü açısından küçük olan Maldivler’in başkenti, binalar ve genelde dar sokak, caddelerden oluşur. Şehrin eski kısmında birkaç farklı yapı dikkat çekmektedir. Bunların en gözdesi Eski Cuma Camiî ya da diğer adıyla Hukuru Miskiy’dir.

Male ve çevresinde bulunan camiîlerde diğer ibadethanelerde olmayan bir tarz mevcuttur. İslam’dan önce Budist olan ülkedeki camiîlerde bu dine ait izler kendini göstermektedir. Özellikle eski olanlar Budist izleri taşımaktadır. Hatta Eski Cuma Mescid’inde bulunan türbelerde de bu farklı yapılar görülmektedir. Kendine has bu doku insanlığın başka bir rengi, güzelliği olarak İslam kültürünün Güney Asya’daki yansımasını gözler önüne sermektedir.

Camiî hazireleri burada mevcuttur. İbadethanenin çevresinde mezarlar hatta türbeler Türkiye’deki Osmanlı dönemine ait camiî-mezar birleşiminin yansıması gibidir. Diğer bir camiî tarzı, dikdörtgen şeklinde örülmüş duvarların üzerine kondurulmuş metal çatılı yapılardır. Son derece sade olan ibadethaneler oldukça temizdir. Böylesine basit bir yapının oluşmasında tropikal iklimin ılıman havası etkilidir.

Camiler

Hukuru Miskiy (Camiî) [Eski Cuma Camiî (Male Friday Mosque)]

1153’de Maldivlerin ilk müslüman sultanı Muhammed bin Abdullah tarafından yaptırıldı. 1656’da ise Sultan I. İbrahim İskender tarafından camiî yenilendi. Bunun sebebi ibadethanenin genişletilmesiydi. Yeni yapıda mercan kayalıkları malzeme olarak kullanıldı.

Camiîdeki yapı diğerlerinden farklıdır. Dışarıdan bakıldığında camiî olduğunu anlamak zordur. Çünkü kubbesi yoktur ve minaresi ibadethaneden ayrıdır ve geniş gövdesiyle bir kalenin kulesini andırır. Muhtemelen İslam öncesi Budist inancını benimsemiş olan Maldivlerin eski inançlarından izler taşımaktadır. Camiînin içerisine girdiğinizde bunu daha net görebilirsiniz.

Bahçede abdest alınan mekanlar birkaç kuyudan oluşur. Son dönemde şadırvan tarzında bir yapı da mekana eklenmiştir. Neyseki kuyular hala kullanılmakta olup buraya farklı hava katmaya devam etmektedir. Bahçede birkaç türbe bulunmaktadır. Türbe tarzları da yine Maldivlere özgü çatılı mekanlardır. Bunların yanında daha sade olan mezarlar da mevcuttur. Osmanlı dönemine ait camiî hazirelerini andırmaktadır. Camiînin haziresi kendine özgü mezar taşlarıyla adeta süslenmiştir.

Male Kulhuvakaru Miskiy(Camiî)

Camiînin malzemesi abanoz ağacından elde edilen tahta türünün adıyla anılır. Divehi dilinde kulhuvakuru cinsindeki tahta, ibadethaneye isim olarak verilmiştir. Ayrıca mercan kayalıkları camiînin yapımında kullanılmıştır. Maldivler’e ait el sanatları bu yapıya yansımıştır.1773 yılında Sultan Şemseddin tarafından yapımına başlanmıştır. Sultan I. Hasan Nureddin dönemi, 1789’da tamamlanmıştır.Bu camiîde Hukuru Camiî’nde görülen Budist izlerine de rastlanabilmektedir.

Bu camiî boyut olarak oldukça küçük yapılmıştır. Farklı dönemlerde farklı mekanlara taşınmıştır. Son bulunduğu yerden önce üç farklı bölgeye yerleştirilmiş en son burada sabitlenmiştir.

[1]Mumtaz Hussain, Saniea Mumtaz, Climate Change and Managing Water Crisis: Pakistan’s Perspective, De Gruyter (Reviews on Environmental Health), 2014
[2] Naseema Mohamed, Note on the Early History of Maldives, Archipel,Paris, 2005,s.7
[3] Mohamed, a.g.m., s. 8
[4] Mohamed, a.g.m., s. 9
[5] H. C. P. Bell, The Maldive Island, Monograph on the History, Archeology and Epigraphy, Novelty Printers Publishers Pvt. Ltd., Male, 1985, s. 67
[6] Divehi dilinin çeşitli lehçeleri vardır. Her adanın kendine özgü lehçesi mevcuttur.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here