Afganistan’da Seçim ve Derin Bölünme…

Paylaş

Afganistan Bağımsız Seçim Komisyonu, 28 Eylül 2019’da Afganistan’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk sonuçlarını nihayet 22 Aralık’ta açıkladı. İlk olarak 19 Ekim’de açıklanması planlanan sonuçlar, teknik sorunlar, oyların yeniden sayımı, yolsuzluk iddiaları ve muhalefet adaylarının protestoları nedeniyle birçok defa ertelenmişti. Sonuçlar kesin olmamakla birlikte, görevdeki Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin sayılan 1milyon 824bin 401 oydan toplam 923 bin 868 oyu, yani oyların yüzde 50,64’ünü alarak kıl payı bir farkla çoğunluğu ele geçirdiğini gösteriyor. Gani’nin ardından sonuçlara bakıldığında, görevdeki İcra Kurulu Başkanı Abdullah Abdullah oyların yüzde 39,52’si ile en yüksek ikinci oy oranını yakalamışken; Hizb-i İslami lideri Gülbuddin Hikmatyar’ın yüzde 3,85 ile üçüncü sırada yer aldığı görülmektedir. Bu doğrultuda Gani’nin takımı, seçimlerin ikinci tura kalmaması için gereken yüzde 50’den fazla oy oranını geçmiş oluyordu. Ancak Gani’yi ikinci turdan kurtaran oy sayısının sadece 12 bine tekabül etmesi muhalefetin henüz sahadan çekilmemesine neden oldu. Çünkü Afganistan Anayasası’nın 61. Maddesi, Cumhurbaşkanı seçilecek adayın seçimlerde oyların yüzde 50’sinden fazlasını alması gerektiğini belirtiyor. Ancak ilk turda hiçbir adayın oyların yüzde 50’sinden fazlasını alamaması durumunda, ikinci tur seçimlerinin, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılacağını ve bu turda sadece ilk turda en yüksek oyu alan iki adayın katılabileceğini vurguluyor. Dolayısıyla ikinci tur ihtimali bile seçim siyasetinin devam etmesine ve seçimlerin geleceğiyle ilgili çeşitli senaryoların tartışılmasına yol açıyor.

Ülke içi kutuplaşma

Seçimlerin ilk sonuçlarının ortaya çıkardığı diğer bir tablo ise Gani-Abdullah kutuplaşmasının altında yatan ülkenin etnik hatlar boyunca derin bir şekilde bölünmesidir. Ülkenin kuzeyi ve merkezi dağlık bölgeleri Abdullah’ı desteklerken, güney ve doğu bölgeleri Gani’nin arkasında durmuştur. Böylesine derin bir bölünmenin ortaya çıkaracağı tek bir iktidarın doğal olarak zayıf bir yönetim kapasitesine sahip olacağı durumu ise Afgan Barış Süreci’ni yakından ilgilendiriyor. Seçim sonuçlarının ertelenme sürecinde Seçim Komisyonu’nu bile ziyaret ederek sürece sahip çıkmaya çalışan ABD, ön sonuçların açıklanmasının ardından yaptığı açıklamalarla seçim sürecini toptan gözden çıkarabileceğini hissettirdi. Şu an ülkedeki önceliğinin Taliban ile görüşmeler bağlamında barış sürecini nihayete erdirip belli bir çekilmeyi gerçekleştirmek olan ABD’nin, bu doğrultuda Taliban ile pazarlığa devam etmek için seçim sürecini itibarsızlaştırarak sabote edebileceği tartışılmaktadır. Diğer taraftan Taliban’ın yanındaki Rusya, Çin, İran gibi diğer aktörler süreci yakından takip ederek maksimum faydayı sağlamak için uygun zemini kollamaktadır. Seçim sonuçlarından güçlü bir hükümetin çıkmaması, süreçten çıkar devşirmek isteyen tüm bu aktörlerin beklentisi olarak yorumlanmaktadır. Bu açıdan Afgan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin nihai sonuçları, güçlü bir hükümetin kurulabilme kabiliyeti, Afgan Barış Süreci, küresel ve bölgesel aktörlerin Afganistan bağlamındaki siyasetlerinin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir.

Gani’nin yüzde 50 barajını kıl payı geçmiş olması, doğal olarak Abdullah’ın ikinci tur ya da başka bir opsiyon ümidinin artmasına neden olmuştur. Aslına bakılırsa Abdullah ve ekibi, seçim sonuçları açıklanmadan önce büyük protesto eylemlerinde bulunmuş; 300 bin oyun geçersiz kılınmasını ve 2 bin 423 sandık merkezinin denetimi ile yeniden sayımdan çıkarılmasını talep etmişti. 18 Cumhurbaşkanı adayından 13’ü de ön sonuçları geçerli olarak kabul etmediklerini belirterek, devam eden çıkmazı sona erdirmek için “Ulusal Katılım Hükümeti”nin kurulması üzerinde durmuştu. Öte yandan “Devlet Kurucu” ittifakı lideri Eşref Gani ön sonuçları memnuniyetle karşılamış, muhalefet adaylarından “oyunun prensiplerini kabul etmelerini” istemişti. Kısacası Gani tek başına iktidarı konsolide etmeye çalışmaktayken; Abdullah ve diğer muhalif adaylar iktidarı bırakmak istememektedir.

Afganistan’ın 34 ilinden 18’inde Abdullah Abdullah’ın üstünlüğü göze çarpmaktayken, Gani geriye kalan 16 ilde yarışı önde kapatmıştır. Ülkenin kuzeyinde yer alan Tacik, Özbek ve Türkmenlerin yaşadığı kesimler Abdullah’ın arkasında toplanmış, güney ve doğudaki Peştunlar ise Gani’yi desteklemiştir. Mevcut durumda, iktidara gelen herhangi bir hükümetin zayıf bir yönetime sahip olacağı; kabileler, savaş ağaları, siyasi ve etnik çıkar gruplarıyla iyi geçinmek zorunda kalacağı aşikârdır. Daha da önemlisi Afganistan’daki tüm etnik gruplar tarafından desteklenen güçlü bir lider olmadan, önümüzdeki süreçte başlaması muhtemel olan Afganistan içi müzakerelerde Taliban’a karşı birleşik bir cephe görüntüsü oluşamayacaktır. Nitekim Taliban’ın geçici bir ateşkes konusunda kendi içerisinde ortak bir karara ulaştığı basına yansımıştır. Bu açıdan ABD-Taliban barış anlaşması imzalanır imzalanmaz, 10 günlük bir ateşkes ilan edilmesi ve ardından Afganistan içi müzakerelerin başlamasının muhtemel olduğu tartışılmaktadır.

Barış pazarlığı

Ön sonuçların açıklanmasına ilişkin ABD’den gelen tepki, tam bir onaydan ziyade, sonuçların nihai beyanından önceki zorluklara karşı tedbirli bir çerçeveye karşılık geliyor. Bu bağlamda, ABD’nin Afganistan Büyükelçisi John R. Bass, ön sonuçların seçim sürecinin sona ermesi anlamına gelmediğini ve Afgan halkının sonuçlara olan güvenini sağlamanın önemli olduğunu vurguladı. ABD bu tarz açıklamalarla tüm sürecin güvenirliğini sorgulamaya açmışken, tüm odağını Afganistan’dan asker çekmeye kaydırdığından, gelecekte seçim sürecinin çıkmaza sürüklendiği bir durumda herhangi bir adayı kazanan olarak kabul etmekten kaçınabilir. Yani net bir sonuç ortaya çıkmaz ve tartışmalar uzarsa, ABD seçim sürecinin terk edilmesini Taliban ile barış anlaşmasına devam etmek için bir pazarlık unsuru olarak kullanabilir.

Taliban ise her halükarda Afganistan güç yapılarında varlığını hissettiremeyen zayıf bir hükümetle masaya oturmayı kabul etmeyecektir. ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Afganistan’da bir barış anlaşması olsun ya da olmasın, ABD askerlerinin sayısını azaltmak istediklerini söylediğinde, Trump yönetiminin Taliban ile barış anlaşması konusundaki sabırsızlığını açık etmiş oldu. Bu açıdan ABD, bir barış anlaşması imzalamadan ülkeden ayrılırsa, Taliban’ı müzakere masasına oturtmak için tüm kapasitesini kaybedebilir ve ülke bir iç çatışmaya doğru sürüklenebilir. Bu nedenle Barış Süreci nasıl ilerlerse ilerlesin, Afganların söz konusu etnik bölünmeyi aştıklarını göstermeleri, bunun için de güçlü bir hükümet kurmaları zorunludur. Bu arka plan açısından da ülkenin kaosa mı sürükleneceği yoksa istikrarlı ve barışçıl bir geleceğe doğru mu ilerleyeceği tartışmaları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemini ortaya koymaktadır.

Muhtemel senaryolar

Seçim Komisyonu’nun inceleme sürecini tamamlaması yaklaşık 35-39 günü bulabilir. İnceleme sürecinden sonra oy payının düşmesi ve seçimlerin ikinci tur seçime girme olasılığı yüksektir. Seçim Komisyonu, binlerce oyu geçersiz kabul edip çıkarsa ve süreç ikinci tura gitse bile, ortaya çıkacak yeni seçim sonucu belki de eskisinden daha bölünmüş bir sosyal tabana karşılık gelecektir. Zaten hem Gani hem de Abdullah’ın ikinci tura gitme noktasında ülke şartlarından dolayı isteksiz oldukları gözlemlenebiliyor.

Gelinen noktada eskiden olduğu gibi bir Birlik Hükümeti zor görünmektedir. Ancak ABD’nin seçim sürecini hurdaya ayırması gibi çevreden gelen baskılar tüm süreci sabote ederse, yeni bir Birlik Hükümeti kaçınılmaz olabilir. Bu açıdan önümüzdeki süreç için tartışılan senaryolar şu şekildedir:

– Seçim Komisyonu’nu ön sonuçları onaylar. (Böyle bir durumda yeniden protesto hareketleri ortaya çıkabilir.)

– Seçim Komisyonu, Abdullah ve ekibinin iddialarını kabul eder ve oylar birbirine yakınlaşarak seçim ikinci tura gider.

– Yeniden seçim üzerinde anlaşılabilir. (Bu karar, ülkede seçim yapmanın maliyetli ve zor olduğundan dolayı yeni karmaşık bir süreci ortaya çıkarabilir.)

– Ulusal Birlik Hükümeti yeniden kurulabilir. (John Kerry formülü olarak bilinen bu formüle, ülkenin iki başlılıktan çok çektiğini dile getiren Gani tarafından sıcak bakılmıyor.)

– Yeniden seçime kadar bir ‘ara hükümet’ formülü uygulanabilir.

Hangi senaryonun gerçekleşeceği birkaç ay içerisinde belli olacak. Fakat hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, Afganistan siyaseti iki temel meydan okumayla yüzleşmek zorunda kalacak: Kapsayıcı bir hükümet kurma sorunu ve Afgan Barış Süreci.

İlgili İçerikler

Son Yazılar