Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de Afganistan’da iktidarı ele geçirmesi üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen meşruiyet sorunu devam etmektedir. Taliban’ın, silahlı bir grup olarak iktidarı ele geçirdiği ilk günden buyan ülkede tartışılan en önemli meselelerden biri siyasi meşruiyetin kazanılması konusudur. Taliban hükümeti şu anda uluslararası meşruiyet açısından en kritik günlerini yaşamaktadır. Afganistan’da hâkim olduğu 1990’lı yıllara kıyasla Taliban, “uluslararası toplum” tarafından tanınmanın öneminin daha çok farkında ve geçmişte olduğu gibi aynı durumun tekrarlanmasından kaçınmaya çalışmaktadır. Taliban’ın, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin ve diğer bölge ülke yetkilileriyle bir araya gelmesi, dünyayla etkileşim kurmak için farklı bir yol izlediğini açıkça gösteriyor.

Bunun yanı sıra, uluslararası toplumun desteğini almayı hedefleyen Taliban, başkent Kabil’i ele geçirdiği ilk günlerde yönetişim yaklaşımı bakımından değiştiklerini ve insan haklarına saygı duyacaklarını iddia ederek, dünyaya 20 yıl öncesinden farklı ve daha ılımlı bir imaj yaymaya çalışmıştır. Taliban bu bağlamda, ülkede kapsayıcı bir hükümet kuracağını, kadın ve diğer etnik grup haklarına saygı göstereceğini açıklamıştır. Fakat 7 Eylül 2021’de Taliban tarafından ilan edilen geçici hükümete kadınlara yer verilmemesinin yanı sıra göreve gelenlerin neredeyse tamamını aynı etnik grubundan ve Taliban’a yakınlığı ile bilinen kişilerden oluşmuştur. Taliban’ın verdiği vaatlerin aksine, ülke gerçeklerini göz önünde bulundurmadan dar etnik taban temelinde bir yönetim kurmuştur. Bu durum ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu güven ortamının sağlanmasında engel oluşturmuştur. Bununla birlikte, Taliban, Kadın Bakanlığının son 20 yılda ülke kadınlarına yönelik yapıcı ve etkin politikalar geliştiremediğini açıklayarak Kadın Bakanlığını “Faziletin Teşviki ve Ahlaksızlığın Önlenmesi Bakanlığına” çevirmiş ve aynı zamanda kadınlarla alakalı etkin bir idarenin açılacağını ve kadın haklarına “şeriat kuralları uyulduğu takdirde saygı göstereceklerini açıklamıştır.

Öte yandan, Taliban’ın uluslararası tanınırlık kazanması için öncelikle iç meşruiyeti kazanması gerekmektedir. Bu bağlamda sorulması gereken en önemli soru, Taliban’ın toplum gözünde meşruiyet taşıyıp taşımamasıdır.  İç meşruiyet, hükümetin halkın güvenliğinin yanı sıra sosyo-ekonomik hizmetlerin sağlamasına karşılık halkın verdiği destekle sağlanmaktadır. Taliban’ın iktidara gelmesi ile her ne kadar çatışma sona erse de IŞID’ın Horasan Kolu Taliban’a karşı saldırılarına devam etmektedir. Fakat Taliban, IŞID’ı bir tehdit yaratabilecek güce sahip olmadığını ve bölge güçlerinin IŞID’ı güçlü göstermeye çalıştığına vurgu yapmaktadır. Bununla birlikte, IŞID başkent Kabil başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde Şii mezhebine mensup Hazara etnik grubunu hedef almış ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan Camilere yönelik yapılan saldırıların sorumluluğunu üstlenmiştir.  Öte yandan, Türk soylu; Türkmen, Özbek ve Hazara etnik grupların yoğunlukla yaşadıkları bölgelerde Taliban arasındaki nüfuzlu kişilerin baskıları artmış ve arazileri ellerinden alınmaya çalışılmıştır. Bölge halkları, Taliban arasında nüfuza sahip kişiler tarafından göçe zorlandıklarını ve arazilerine el konulduğunu dile getirmişlerdir. Fakat Taliban tüm bunların yaşandığı yönündeki haberleri ret etmektedir. Taliban yönetimindeki Afganistan’da diğer etnik gruplara yönelik yürütülen dışlayıcı politikalar, siyasi meşruiyet arayışında olan Taliban yönetimine karşı tepkilerin artmasına neden olmuştur. Bununla beraber, Taliban yönetiminde dışlanan veya zulme uğrayan etnik grupların Taliban’a karşı faaliyet yürüten gruplara kayma ihtimalini da artırmaktadır.

Öte yandan, Taliban yönetiminin karşı karşıya kaldığı en önemli meselelerden biri büyüyen ekonomik krizdir. Taliban yönetimi, yeterli mali kaynağa sahip olmadığından ülkede gittikçe büyüyen ekonomik krizin önüne geçememiştir. Açlık ve yoksulluğun şiddetli bir şekilde arttığı Afganistan’da âdem kaçırma ve hırsızlık olayları giderek artmaktadır. Ekonomisinin tarıma dayalı olduğu Afganistan’ın son yılların en şiddetli kuraklık ve kıtlığını yaşaması, kırsal kesimlerde yaşayanlar başta olmak üzere halkın neredeyse tamamını ağır yoksullukla karşı karşıya getirmiştir. Bunun yanı sıra, başta ABD ve müttefikleri olmak üzere BM ve Dünya Bankası, Taliban’a yönelik devam eden yaptırımlar dolayısıyla yardımlarını kesmiş ve Kabil yönetiminin fonlara erişimini engellemiştir. Ayrıca Washington yönetimi, Taliban’ın tüm taleplerine karşın, ABD’de bloke edilen Afganistan Merkez Bankasına ait yaklaşık 10 milyar doların Kabil yönetimine teslim etmeyi ret etmektedir. Tüm bunlar, dış yardıma bağımlı olan Afganistan ekonomisini çöküşe sürüklemiştir.

Ekonomi krizinin giderek derinleştiği ve buna bağlı olarak işsizliğin arttığı Afganistan’da halkın ezici çoğunluğu yeterli ve gerekli gıdaya erişemediği için yeterli ve dengeli beslenememektedir. Bu durum gıda güvensizliğine ve hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Özellikle yeterli beslenemeyen yüz binlerce çocuk ölümle burun buruna gelmiş durumdadır. Açlıkla boğuşan bazı aileler temel gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve diğer aile fertlerini doyurmak için çocuklarını satmak zorunda kalırken bazıları ise çareyi ülkeyi terk etmekte aramaktadır. Ancak bağışçı ülkeler, Taliban’ın kadınlar ve dini azınlıklar başta olmak üzere temel insan haklar üzerindeki baskısını sonlandırmadan kısıtlı insani yardım dışında Afganistan için ayrılan fonlara erişemeyeceğini açıklamışlardır.

Tüm bunlar ülkede yaşanırken, Taliban uluslararası meşruiyet kazanma şartlarının yerine getirdiğini ve BM’de Afganistan’ı Taliban hükümetinin temsili konusundaki taleplerini dile getirmiştir.  Taliban yönetimi, bu maksatla Eylül ayında, BM Genel Sekreterliğine bir mektup yazarak, BM’de Taliban hükümetinin temsil edilmesi gerektiği talebinde bulunmuştu. Taliban’ın geçici hükümetinin “Dışişleri Bakanı Vekili” Amirhan Muttaki tarafından gönderilen mektupta, Afganistan’ın BM Daimi Temsilciliğine sözcülerinden biri olan Muhammed Süheyl Şahin’ aday göstermiştir. Taliban hükümetinin bu talebi ile BM 76. Genel Kurul görüşmelerine katılma talebinde bulunmuştu. 21 Eylül’de başlayan ve bir hafta süren 76. BM Genel Kurulunda bazı ülkelerin itirazı dolayısıyla Afganistan’ın BM’deki daimi temsilcisi Gulam Muhammed İshakzay’ın ismi konuşmacılar listesinden çıkartılmıştır.

En son 2 Aralıkta, Taliban yönetimindeki Afganistan’ı BM’de kimin temsil edeceğini tartışmak için toplanan BM Genel Kurulu’nun Akreditasyon Komitesi, ilgili kararın ertelendiğini açıklamıştır. Taliban’ın Afganistan’da hakim olduğu1996-2001 yılları arasında da, BM’de Afganistan temsili konusunda talepte bulunmuş ancak BM’de temsil hakkı tanınmamıştır. Taliban yönetimi uluslararası meşruiyet kazanması durumunda, zorla gücü ele geçiren bir grup olmaktan çıkıp Afganistan’ın meşru yönetimi olarak tanınacaktır. Bu da, BM’deki temsilciliğinin yanı sıra ülke içindeki her türlü silahlı gruplar ve rakiplerine karşı güç kullanma hakkına sahip olacağı anlamına gelmektedir.

BM, en başından buyana Afganistan’da insan haklarının korunması ve ülkede geniş tabanlı hükümetin kurulmasının yanı sıra kadın haklarına saygı gösterilmesine vurgu yapmaktadır. BM, defalarca Taliban’ın kadın haklarına olan yaklaşımının temel kırmızıçizgileri olduğunu belirtmiş ve kadın ve kız çocukların hareket özgürlüğüne, eğitim, ifade ve çalışma özgürlüğüne saygı duyulması çağrısında bulunmuştur. Diğer taraftan, BM ve diğer uluslararası kuruluşlar Afganistan’da insan hakları ihlallerin yaşandığını ve onlarca yargısız infazın gerçekleştiğini iddia etmiş ve bu yöndeki endişelerini dile getirmişlerdir. Fakat Taliban yönetimi tüm iddiaları ret etmiştir.

Sonuç itibariyle, uluslararası toplumun kırmızıçizgi olarak nitelendirdikleri; insan hakları, dini azınlık grupların hakları, kız çocukların eğitimi ve hareket özgürlüğü konusunda Taliban tarafından verilen güvencelerin yeterli olmadığını ve uygulamada da görmek istediklerini net bir şekilde belirtmişlerdir. Neredeyse tüm ülkeler uluslararası meşruiyetin Taliban yönetiminin sözleriyle değil eylemleriyle kazanılması gerektiğine vurgu yapmaktadır. İç meşruiyetin sağlanmasının yanı sıra hükümetlerin uluslararası yükümlülüklere ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalması ve hükümetlerin uluslararası sistemde diğer devletler tarafından tanınmasında etkili ve teşvik edici faktörlerdir. Fakat, Taliban’ın şu ana kadar bu koşulları yerine getirmediğinden uluslararası tanınırlık kazanma ve Afganistan’ın Birleşmiş Milletlerdeki koltuğunu işgal etme maksadıyla gösterdiği tüm çabalar sonuçsuz kalmıştır. Uluslararası toplum ile entegre olmayı hedefleyen Taliban’ın her şeyden önce, ülke gerçeklerini göz ardı etmeden ülkede geniş kapsamlı, adil ve birleştirici bir yönetim kurulmasının yanı sıra, halkın güveninin kazanılması ve iç meşruiyet için atılması gereken adımları atması gerekmektedir.

[1] Jalil Rawnaq, “ درخواست حضور طالبان در سازمان ملل؛ «امیرخان متقی در مجمع عمومی سخنرانی” کند», https://www.etilaatroz.com/131601/requesting-the-presence-of-the-taliban-in-the-un/, (Erişim Tarihi: 18.12.2021).

[2] BBC Farsça, “سازمان ملل شناسایی رسمی دولت طالبان را برای ‘مدت نامعلوم’ به تعویق انداخت”, https://www.bbc.com/persian/afghanistan-59565348, /, (Erişim Tarihi: 18.12.2021).

[3]Hashte Sobh, “واکنش‌های جهانی به حمله داعش بر شفاخانه سردار محمد‌داوود خان در کابل”,https://8am.af/global-reactions-to-isil-attack-on-sardar-mohammad-daud-khan-hospital-in-kabul/,(Erişim Tarihi: 18.12.2021).

Not “Bu makalede yer alan görüş ve düşünceler yazarın kendisine ait olup GASAM için hiç bir bağlayıcılık ve sorumluluk içermez.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here