Pakistan; Himalaya dağların serin esişiyle başlayan, Basra körfezi ve Umman denize göz kırpan, Hint okyanusun sıcaklığını kucaklayan, iki yanıyla bilenmiş hançer misali Asya’nın derinliklerine saplanmış jeostratejik önemi olan bir ülkedir.

Pakistan’da yaşanan son siyasi değişim ve dönüşüm

Pakistan’da yaşanan son siyasi değişim ve dönüşüm, yorumcular tarafından iki şekilde yorumlanmaktadır. İlk taraf yorumcular “siyasi karışıklık” olarak telakki ederken, ikinci taraf yorumcular ise “demokrasinin olağan” bir durumu olarak izah etmektedirler. Her iki tarafın kendine münhasır sebepleri bulunmaktadır. Her ne şekilde ifade edilirse edilsin, seçimlere son bir yıl kala, ülkenin siyasi erkleri arasında siyasi güç çatışması yaşandığı aşikârdır. Elbette bu siyasi güç çatışmasının iç ve dış dinamikleri mevcuttur. Doğal olan ise siyasi erkin kendisine yetki verenin hakkını, hukukunu koruması ve halkın ekonomik refah seviyesini artırmasıdır.

İmran Han Umudu

2018 yılında İmran Han iktidara gelirken, halkına kronikleşmiş ekonomik durumu çözeceğini ve yolsuzlukların üzerine gideceğinin sözünü vermişti. Pakistan Halkı, İmran Han’ı kabullendi. Böylece, Pakistan siyasi tarihinde “hanedan elit” partilere karşı yeni bir liderle, halk tanışmış oldu. Pakistan halkın moral ve motivasyonunda, meltem rüzgarları esmeye başladı ve umutlar yeşermeye başladı.

ABD-Pakistan İlişkilerinde Jeopolitik Kırılmalar

2019 yılı sonrası Donald Trump yönetimi, Hint-Pasifik stratejisi uğruna Pakistan’ı teröre destek verdiği suçlamasıyla bölgede hep köşeye sıkıştırdı. Trump döneminde İmran Han yönetimindeki Pakistan ötekileştirildi.  Aslında Pakistan terörden zarar gören ülkelerin başında gelmekteydi. Amerika’nın yirmi yıllık Afganistan işgali sürecinde Pakistan, Afganistan’daki siyasal değişim ve dönüşümlerden bitaraf olamazdı. Pakistan ülke çıkarlarını düşünerek Taliban hareketine lojistik destek sağladı. Neticede Kabil yönetimi Taliban tarafından teslim alındı.

31 Ağustos 2021’de Amerika’nın Afganistan’dan sözüm ona, hazırlıksız ve acemice bir şekilde çekilmesi birçok ülke tarafından yadsındı. Amerika, dünyanın süper gücü Afganistan’dan geri çekilirken neden kendisini güçsüz ve aciz duruma düşürdü? Neden Amerika Afganistan’ı altın tepside Çin’e sundu? Amerika’nın Afganistan’dan geri çekilmesi, ilk etapta Çin ve Rusya’ya hâkimiyet alanı açtığını düşüne bilinir mi? Veya ABD’nin yeni stratejik veya bölge planları nedir?  İnsanın zihnini zorlayan sorulardı bunlar.

Güney Asya ülkelerinin dış politikalarında iki uluslararası ana eğilim vardır. İlki, Çin ve Rusya öncülüğünde bölgede yürütülen paktlar. İkincisi ise Amerika ve Avrupa öncülüğünde yürütülen Asya pasifik paktlar. Bölge ülkeleri, hâkim güçler tarafından bu paktlardan sadece birine angajman edilmek istenir. Eğer ülkenin lideri ülke menfaatleri için paktlar arasında birini tercihte bulunmayıp, ulusal politikalar yürütmeye karar verdiğinde küresel güçler, muhalif iç ve dış siyasi aktörlere bazı vaatlerde bulunarak siyasal oluşumlar arasında değişimleri doğurabilmektedir. Tabii bu durum egemen devletler için kabul edilemez bir durumdur.

Amerika’nın Güney ve Orta Asya işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Donald Lu,   8 Mart’ta dönemin Pakistan Washington Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede ulusal mecliste İmran Han aleyhine yapılacak olan “güvensizlik” oylamasının başarılı olması durumunda Pakistan’ın Amerika tarafından affedileceğini ifade etti. Dönemin Pakistan Washington Büyükelçisi tarafından bu durum, bir mektup (belge) olarak İslamabad yönetimine ulaştırıldı. Washington’dan İslamabaad’a gönderilen bu diplomatik mektup, iktidar tarafından yabancı bir devletin “güvensizlik” oylaması bahanesiyle iktidara kumpas kurulduğu veya iktidarı devireceği iddiasıyla tepki gösterildi.

İmran Han Hükümeti Hakkında Güvensizlik Oylamasının İç Etmenleri

2022 Mart ayının başından itibaren devam eden siyasi kargaşanın sonucunda, İmran Han hükümeti hakkında güvensizlik oylaması yapılması beklenirken oylama, 5 Nisan 2022’de Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı Kasım Suri tarafından Anayasa’nın 5. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle reddedildi. Muhalefet, Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı Kasım Suri’nin bu kararını yok hükmünde sayıp, Anayasa Mahkemesine müracaatta bulundu. Pakistan Anayasa Mahkemesi meclisin iptal kararını inceleme sonucunda 3 Nisan’da Başbakan İmran Han için güvensizlik oylamasının reddetti, iptali yönünde karar verdi. AYM kararı gereği 10 Nisan’da Ulusal Mecliste gecenin geç saatlerinde güvensizlik oylaması sonucu, Pakistan Adalet Hareketi Partisi’nin (PTI) lideri İmran Han’ın başbakanlığı son buldu. Türkiye siyasi tarihinde yaşanmış güneş motel olayın bir benzeri o gün Pakistan’da yaşandı.  İmran Han’ın muhalefetteki halefi Pakistan Müslüman Ligi-Navaz’ın (PML-N) lideri Şahbaz Şerif için bir gün sonra, Ulusal Meclis üyelerin oylama sonucunda, Şahbaz Şerif ülkenin 23. Başbakanı oldu.

İbn-i Rüşd der ki “Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur, içten bir güçle kırılırsa yaşam başlar.” Pakistan siyasi tarihinin bazen içten bazen dıştan kırılma dönemleri yaşadığını müşahede etmiş oluyoruz.

Muhalefet, İmran Han’ın “yönetim beceriksizliği, ekonomiyi çökerttiği, ülkenin en prestijli kurumu orduyla arası iyi olmadığı” gibi iddialarıyla halkı iktidar aleyhine mobilize etmiştir. Aslında İmran Han ülkenin süre gelen kronikleşmiş ekonomik sorununu kucağında bulmuştu. Bir de dünyadaki pandemi süreci doğal olarak Pakistan ekonomisini dar boğaza sokmuştu.

Muhalefetin diğer yandan ise İmran Han’ın Rusya’nın “Ukrayna’ya askeri harekât başlattığı gün Moskova’da olması dış politikadaki imajımızı sarstı” gibi iddiaları öne sürerek ülkenin dış politika zaaflığı algısını yaydı. Maalesef İmran Han’ın bu dönemde Rusya’ya yapmış olduğu talihsiz bir ziyaret olduğunu söyleyebiliriz. İmran Han devlet kurumların bilgisi dâhilinde Moskova’ya gittiğini söylese de, Moskova’da iken Kara Kuvvetleri Komutanın, Rusya’nın Ukrayna istilasının “İnsani bir kriz yarattı” ithamıyla eleştirmesi kafalarda bir istifam oluşturdu. Bu karşılıklı açıklamalar üzerinden Rusya ile yürütülecek diplomaside bir çatlağın olduğu anlaşılmaktadır. Rusya ziyaretinde olduğu gibi Pakistan’ın 75 yıllık tarihinde devlet organları arasında kuvvetler ayrılığı veya güçler ayrılığı zamanla birbirine karşı pozisyon almıştır.

İmran Han Hükümeti Hakkında Güvensizlik Oylamasının Dış Etmenleri

İmran Han’ın iktidardan indirilmesine sebep olan dış etmenlere gelince bu sadece İmran Han dönemine münhasır değildir.  Aslında 11 Eylül sonrasında Taliban ve Pakistan, Amerika’nın hedef tahtasında idi. Dönemin Devlet Başkanı Pervez Müşerref 11 Eylül saldırılarının ardından Amerika’nın kendilerini terörle mücadelede işbirliğine zorladığını, aksi takdirde ülkesini bombalamakla, dönemin Amerika dışişleri bakan yardımcılarından Richard Armitage tarafından tehdit edildiğini, 2006 yılında yapmış olduğu bir açıklamada itirafta bulunmuştu.

2021 yılında dönemin Başbakanı İmran Han, ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Washington yönetiminin bu ülkedeki operasyonları için ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na kesinlikle Pakistan topraklarında üs vermeyecekleri beyanında bulundu. ABD artık Güney Asya’nın jeostratejik bakımından önemli olan Pakistan topraklarında üs alamayacağına kanaat getirdikten sonra, İmran Han Amerika tarafından istenmeyen devlet adamları listesine eklenmiş oldu. Malum mektupta yer alan “Amerikan’ın Pakistan’ı affedeceği” ibaresi bir egemen devlet için oldukça çirkin bir söylemdir. İktidar bundan dolayı devrilmesini yabancı bir devletin komplosu olarak açıkladı. Küresel güçler, bölge ülkelerini kurbağa sendromuna mahkûm etmektedir. İmran Han’ın Çin ve Rusya’ya yakınlaşması bardağı taşıran son damla oldu.

Afganistan ve Pakistan, Güney Asya’da jeostratejik önemi olan iki ülke olduğu için küresel güçlerin komploları ile her zaman karşı karşıya gelecektir. Çünkü küresel güçler bölgede kendi emelleri için Afganistan ve Pakistan’ı Truva ülkesi olarak görmektedirler. Diğer bir deyişle “Asla Afganistan ve Pakistan kendi iradesine bırakılmayacak kadar değerli” ülkelerdir. Bu iki ülkenin siyasi erkler arasındaki çatışma ve ayrışmalar, onlar için fırsattır.

Yeni dönemde Pakistan

Pakistan’ın iç siyasi tansiyonu hep yüksektir. Bundan sonra daha da yükseleceği tahmin ediliyor. Bunun ilk emaresi, muhalefetin temsilcisi sabık Dışişleri Bakanı Kureyşi’nin ilk açıklaması olan “ithal hükümet” suçlamasıyla yeni kurulan hükümete gölge düşürmektedir. Muhalefetin söylemi yeni hükümeti iş yapamaz duruma getirmek amaçlı keskin olacak ve hükümeti engellemek adına tüm saha stratejilerini eyleme dönüştürecektir.

İmran Han ana muhalefet lideri olarak Peşaver’deki ilk miting açıklamasında “Yeni seçimler bir an önce duyurulmalı. Aksi halde halkı sokağa çıkaracağım.” ültimatomu verdi. Pakistan iklimi umumiyetle sıcak ve kuraktır. Birde halkın sokağa döküldüğü hayal edilince siyasi partilerin tarafları arasındaki tansiyon tahmin edilemez hale gelebilir. Pakistan asker ve polis güçleri geç kalmadan mitinglerin güvenlik seviyesini artırmalıdır. 27 Aralık 2007 Pakistan siyasi tarihi için kara bir gündür. Bu tarihte Benazir Butto bir miting alanında suikast sonucu öldürülmüştü. Pakistan halkının huzurunu bozmak için siyasi suikastların olma ihtimali yüksektir. Umarız mitingler şenlik havasında geçer.

Hükümet, ülkede genel seçimlere bir yıl süre kala, malum ülkenin kronikleşmiş ekonomik sıkıntılarına ve halkın refah seviyesine bir ümit ışığı olabilir mi? Açıkçası çok zor görünmekle birlikte bir “umut ışığı” olabilir beklentisindeyim.

Başbakan Şahbaz Şerif’in mesajı

Başbakan Şahbaz Şerif ilk konuşmasında “yeni bir dış politika” ve “daha dengeli bir politika” izleyeceğini vurguladı. Amerika ile geçmişten bugüne uzanan köklü bağlar olduğunu, bunu tek taraflı germeyeceğini, ABD ile ilişkilerin eşitlik temelinde güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Başbakan Şahbaz Şerif Amerika’nın taleplerinin ne kadarına evet veya hayır diyebilecek!

Ülke ekonomisini güçlendirmek için İngiltere ve Avrupa Birliği ile “samimi” ilişkilerini sürdüreceği mesajını verdi.

Şerif’in konuşmasında önemli bir diğer konu başlığı da Çin ve Türkiye ilişkileriydi. Şerif, hükümetinin Çin’le ilişkilerini, yüksek düzeyli stratejik işbirliğini yeniden güçlendireceğini ifade etti. Pakistan-Çin Ekonomik Koridoru’nu (CPEC) kısa zamanda tamamlayacaklarını duyurdu.

Şerif, “Türkiye ile Pakistan’ın ayrılmaz bağlara sahip olduğunu” ifade etti. Ankara’nın daima İslamabad’ın yanında durduğunu söyledi. Türkiye ile iyi ilişkilere sahip olmanın önemine vurgu yaptı.

Sonuç olarak Pakistan’ın geleceğinde; ulusal siyasi iç dinamikler ve küresel jeopolitik dış dinamiklerin etkili olacağı görülmektedir.

Not: Bu makalede yer alan görüş ve düşünceler yazarın kendisine ait olup GASAM için hiç bir bağlayıcılık ve sorumluluk içermez.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz