İslamofobi ve ırkçılığın gerçek anlamda insanlık suçu ve ayni zamanda bir hastalık olduğuna inanıyorum. Siyonist haydut İsrail’in başlattığı ve Batı dünyasında gittikçe artan İslam karşıtlığı artık dayanılmaz hal aldı. Tüm şer güçlerin İslam’a ve Müslümanlara saldırdığını gören Hindistan’ın ırkçı  Başbakanı bu durumdan istifade ederek ülkesindeki Müslümanları bir şekilde ortadan kaldırmak istiyor. Bunun için ülkenin Assam eyaletinde Ulusal Vatandaşlık Sicili (NRC) tarafından sözde ülkeye kaçak yollarla gelip yerleşenleri bulmak için başlattığı çalışmada 4 milyon civarında Müslüman kimliğini kaybedecek.

Olay aslında çok korkunç olduğu kadar bir o kadar da ilkel ve bağnazca bir yöntemle gelişiyor. Bugün Assam’da başlatılan bu aptalca ve çağdışı yöntem başarılı olursa ve bu hukuksuzluğa göz yumulursa söz konusu hukuksuzluk yaklaşık 350 milyon Müslümanın yaşadığı tüm ülke geneline yayılma ihtimali var. Zira Hindistan’ın şimdiki yöneticileri gerçek anlamda insan hakları, masumiyet ve evrensel hukuk gibi bir dertleri yok. Ortak paydaları İslamofobi olan Hindistan idaresi sırtını haydut İsrail ve ABD emperyalizme dayadı.

Ülkenin Kuzeydoğu eyaleti Assam’da yıllardan beri aşırı fanatik Hindu teröristler Müslümanlara yönelik katliam ve terör uygulamaktadır. Şimdiye kadar on binlerce masum sivil sadece inancından dolayı Hindu teröristlerce katledildi. Bu katiller her zaman devlet ve yöneticiler tarafından korundu. Söz konusu terör eylemlerinden dolayı Hindistan ve Assam eyalet idarecileri tarafından ne hikmetse şimdiye kadar hiçbir suçlu bulunamamıştır(!)

Irkçılığı kendinin ve partisinin ideolojisi haline getiren şimdiki Hindistan’ın Başbakanı ve Bhartiya Janata Partisi (BJP) Başkanı Narendra Modi iktidara geldiği günden itibaren ülkedeki Müslüman azınlığa adeta kan kusturtmaya devam ediyor. Hindu milliyetçisi olan Modi bu düşüncesini hem dini hem de siyası arenada kullanarak kendini iktidara taşımış oldu. Eğitimsizliğin ve cahilliğin kol gezdiği ülkede Modi halkı din üzerinden ayrıştırarak koltuğa oturmuş oluyor ancak ülkenin sosyal yapısının ve dengesinin sallandığını umursamıyor. Onun için koltuk, halkların kardeşliğinden ve ülkenin birliğinden daha önemli.

GASAM Assam’daki trajediyi gündeme getirdi

GASAM, Güney Asya Stratejik Araştırmaları Merkezi olarak bölgedeki ve dünyadaki insan hakları ihlallerini izlemeye ve çözüm yolları bulmaya çalışıyoruz. Biz herkesin kardeşçe ve barış içerisinde yaşamasını istiyoruz. Kimsenin kimseye üstünlük sağlamadan eşit şekilde özgürce yaşaması için gayret sarf ediyoruz. Assam’da yaşanan hukuksuzluğa sessiz kalmamız beklenemez. Türk kamuoyunu bilgilendirmek için bir panel düzenledik.

“Hindistan’ın Assam eyaletinde insanı trajedi” konulu panelin moderatörlüğünü İHH Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç yaptı. Konuşmacı olarak bu alanda araştırmaları bulunan  Aydın Güven ile Hindistan’da Müslüman azınlığın önde gelen liderlerinden gazeteci – yazar, Hindistan Müslümanları Siyasi Konsey Başkanı Dr. Tasleem Ahmed beyefendi katıldı. Çok yararlı bir panel oldu. Assam’da ve bölgede yaşanan hukuksuzluklar etraflıca ele alındı. GASAM bölgedeki tehlikeyi gözler önüne sererek yanlıştan dönülmesinin gerektiğini tüm taraflara iletti.

Modi liderliğindeki BJP Assam’da Müslümanlardan oy alamadığı için buradaki sözde “vatandaş” olmayanları tecrit etmekle ırkçı fanatik Hinduların sevgi ve sempatisini kazanarak ülke genelinde oy potansiyelini artırmak olduğu vurgulandı. Sadece ülkedeki Müslümanları değil ayni zamanda ülke genelindeki siyasi rakiplerini de ekarte ederek siyasi üstünlük kazanmak istiyor. İktidarını hile ve ayak oyunlarıyla ayakta tutmaya çalışan Modi ülkenin temel taşlarıyla oynamaya başladı.

Assam eyaletinde yaklaşık 33 milyon insan yaşıyor. Bu insanlardan kimliklerini ispatlaması isteniyor. Hem de sadece kendisinin değil ölmüş olan büyüklerinin de Assam doğumlu olup olmadıkları talep ediliyor. Günümüz şartlarında bile doğum belgesi olmayan, hatta milyonlarca insanın kimlik kartı olmadan sokakta doğup sokaklarda hayatını kaybedenlerin olduğu bir ortamda insanlardan kendilerinin vatandaş olduğunu ispat etmeleri oldukça zor.

Atalarının Assamlı olduklarını ispatlamaları isteniyor  

Burada esas olan devletin kimin vatandaş veya kimin kaçak göçmen olduğunu tespit etmesi gerekmiyor mu? Yıllardan beri ülkenin okullarında okuyan, vergi veren, hatta bir kısmı orduda görev yapan Müslümanlar şimdi “kaçak göçmen” olarak anons edilmelerinin hiçbir mantıki açıklaması yapılamaz. Buna bakacak olursak hemen her ülkede istemediğin kişiyi vatandaşlıktan rahatlıkla çıkarabilirsin. Ülkemizde bile birçok kişinin hastane doğum belgesi olmadan nüfusa kaydolduğunu, bazı alilerin ayrılmasıyla ortada kalan çocuklar nasıl olacak da atalarının geçmişini araştırıp devlete bildirecek? Bu bilgi ve detayı ancak devlet bilir.

Burada istenilen gerçek anlamda gerçeğin ortaya çıkarılması değil. Assam eyaletindeki Müslüman nüfusun azaltılması ve ülkedeki Hindu milliyetçilerinin sempati ve oyunu kapmaktır. Normal şartlarda devlet dairelerinde rüşvetsiz iş yapmanın mümkün olmadığı ülkede bir insanın atalarının geçmişini araştırıp bizim “vukuatlı nüfus örneği” dediğimiz belgeyi almaları imkânsız olduğu gibi böyle bir belge hazırlayacak ne bir sistem ne de bir kurum yok. Kendilerinin yerli olduğunu ispat etmeleri için 14 farklı evrak talep ediyorlar.

Pakistan’ın bir parçası olarak 14 Ağustos 1947’de Hindistan’dan ayrılan Bangladeş daha sonra İngiltere ve Hindistan’ın fitnesiyle çıkan iç savaşta sözde bağımsız oldu. Neyse bu başka bir konu… Bu savaştan kaçıp Hindistan’a gelenlere vatandaşlık verilmişti. Şimdi halktan 24 Mart 1971’den önce Assam’da ikamet ettiklerini ispat etmeleri isteniyor. Etmeyenler ise Bangladeşli sayılıp ülkeden sınır dışı edilecekler.

Assam’da veya ülkede yaşayanlar şimdiye kadar seçmen olarak oy kullandı. Daha doğrusu vatandaşlık haklarından faydalandı şimdi ise bir ayak oyunuyla atalarını ispat edemeyenlerin vatandaşlıklarının kabul edilmeyeceği ortaya atıldı. Yapılan tespitlerde 4 milyon civarındaki kişi vatandaş olarak kabul edilmiyor. Ne hikmetse bunların geneline yakını Müslüman!

Modi ülkenin bölünmesinin fitilini ateşlemek üzere

Aslında bu yasanın çıkmasında ön ayak olan 1951 yılındaki zamanın Başbakanı Rajiv Gandi olmuştur. Kongre Partisine oy toplamak için bu hukuksuzluğa imza attı ama ondan sonra gelen kimse bu kanunu yürürlüğe koymadı. Modi ise şimdi fırsat buldu söz konusu ayrılıkçı kanunu işletmeye başlatarak ortalığın savaş alanına ve halkların birbirini boğazlamasına zemin hazırlıyor. Suikast sonucu ölen Rajiv bu kanundan sonra Assam’daki meşhur tarihi Babri Mescidi fanatik Hindular tarafından barbarca yıkıldı, yerine olmayan ve daha sonradan uydurulan sözde tanrı Ram için tapınak yaptılar. Bu acı ve keder hala tüm İslam âleminin yüreğinde ok gibi durmaktadır.

Assam’da 1992’deki olayı başlatan şimdiki başbakan Modi’dir. Bangladeş ve Butan sınırındaki Assam eyaletinde ilk kez nüfus sayım işlemi 1951 yılında yapılmıştı. O zamanki şartlarda bile doğru dürüst vatandaşlar kayıt altına alınamamıştı. Bu yer Bangladeş sınırında olduğunda bölgedeki Müslümanların geneline yakını Bengali dilini kullanıyor. Bu demek değil ki bu insanlar Bangladeş vatandaşıdır. Eğer böyle bir yol takip edilirse yarın ülke genelinde Urduca konuşanlar da Pakistan vatandaşı olarak kabul edilecek ve ülkeden sınır dışı edilmenin yolu açılacak. Bu ayrılıkçı ve ırkçı davranışa derhal son verilmelidir.

Assam’a 6 yıl önce Bangladeş’ten gelen Hindulara vatandaşlık belgesi verildi ancak yıllardan beri ülkenin vatandaşı olan Müslümanlara “sen aslında Bangladeşlisin” diyerek ülkeden sınır dışı edilme tehlikesi yaşamaları hangi insan hakları ve hukukla bağdaşır?  Bu durum bize Myanmar’ın Arakanlı Müslümanlara uyguladığı zulüm politikasını çağrıştırıyor. Bir tarafta Myanmar bir tarafta Hindistan’ın Müslümanlara yönelik şiddet ve terör uygulaması asla kabul edilemez ve bunun bölge üzerinde ciddi yansımaları olur. Hindistan’ın bölünmesine kadar gidebilir.

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here