İki ülke arasındaki bağlar Hindistan güvenlik güçlerine silahlı bir grup saldırısının ardından Şubat 2019’da büyük bir darbe aldı. En az 40 Hint askerinin ölümüne yol açan Pulwama saldırısı Hindistan tarafından Pakistan merkezli terör örgütü olduğu iddia edilen JeM örgütü tarafından üstlenildi. Pakistan bu iddiaları yalanladı. Ancak intihar saldırısından iki hafta sonra Hindistan Hava Kuvvetleri savaş uçaklarının Pakistan topraklarındaki Balakot’a bombalar atarak misilleme yapması üzerine iki ülkenin tam ölçekli bir savaş eşiğine geldiği manşetleri atıldı. Pakistan’ın bir dizi savaş uçağı göndererek misilleme yapması ise bir Hint savaş uçağının düşürülmesi ve pilotunun Pakistan ordusu tarafından ele geçirilmesiyle sonuçlandı. Ancak pilot yakalandıktan sonraki 60 saat içinde serbest bırakıldı ve Pakistan tarafından ılımlaşmaya dönük bir adım atıldı.

Daha sonra 5 Ağustos 2019’da Hindistan hükümetinin kendi kontrolündeki Keşmir topraklarına özel statü veren Anayasasının 370. Maddesini kaldırmasının ardından iki ülkenin ilişkileri daha da kötüleşti. Bu karar ülkenin özerkliğine sahip tek Müslüman çoğunluklu devleti ortadan kaldırarak Jammu ve Keşmir’i merkezden yönetilen iki bölgeye ayırdı. Aynı zamanda karar sonrası kargaşanın yaşanmasıyla güvenliği sağlamak için Hindistan bölgeyi dışa kapattı, binlerce insan gözaltına alındı ve haberleşme kesintisi uygulandı. Bu durum Pakistan’da büyük öfkeye yol açtı ve İslamabad Yeni Delhi ile diplomatik ilişkileri düşürdü ve ikili ticareti askıya aldı.

Pakistan basınında çıkan haberlere göre Hindistan Aralık 2020’de Pakistan’a gerginliği azaltma çağrısında bulunarak Jammu ve Keşmir dahil olmak üzere tüm çözülmemiş konularda arka kanal görüşmeleri teklif etti ve Pakistan’ın olumlu yanıtı üzerine iki ülke sessiz müzakerelerle çatışmaların barışçı bir şekilde çözülmesi için tüm yolları deneme kararı aldı. Yine Pakistan kaynaklarına göre iki ülkenin arka kanal diplomasisi 2017’ye kadar uzanıyor. Keşmir sorununu odak alan arka kanal görüşmelerinin iki ülkenin istihbarat liderlerince yapıldığı ve Yeni Delhi’nin bu sessiz müzakerelerin politik bir platform yerine bu düzeyde yapılmasını tercih ettiği ve İslamabad’ın buna rıza gösterdiği söyleniyor. Ayrıca her iki hükümetin bu girişime üçüncü tarafları dahil etmeme kararını aldığı belirtilmekle beraber Birleşik Arap Emirlikleri’nin arabuluculuk yaptığı iddiaları da gündeme geldi. Ancak Keşmir’i iç konusu olarak gören Hindistan dikkate alındığında üçüncü tarafların katılımı pek olanaklı görünmüyor.

Dört ay boyunca Hindistan ve Pakistan’ın arka kanal diplomasisinin sorunsuz bir şekilde ilerlediği ve Aralık 2020 ile Nisan 2021 arasında iki ülkeden istihbarat yetkililerinin bir Körfez ülkesinde en az dört ila beş kez yüz yüze görüştüğü ancak bu toplantıların görüşmelerden öteye gidemediği söyleniyor. Dolayısıyla bugün bu görüşmeler durmuş durumda ve Pakistan’ın resmi kaynakları sürecin ilerlemesi için Hindistan’ın şu ana kadar tartışılan konularda ilerleme göstermesi gerektiğini söylüyor.

İki ülkenin sessiz ve gizli görüşmelerinde Pakistan’ın öncelikleri Hindistan’ın Keşmir’deki demografiyi değiştirmemesi, bölgenin karakterini değiştiren herhangi bir önlem almaması ve hükümlülerin serbest bırakılması da dahil olmak üzere Keşmir’deki insanların hayatlarını normalleştirmek için adımlar atması ve nihayetinde Ağustos 2019 kararından dönerek Keşmir’e yeniden özerk devlet statüsü vermesidir. Bununla beraber Hindistan’ın yaklaşımı konusunda Pakistan’ın stratejik çevrelerince iki yorum söz konusudur. İlki, Hindistan’ın bu görüşmeleri teklif ettiğini çünkü Başbakan Narendra Modi’nin BJP hükümetinin Keşmir’in demografisini değiştirme planlarını hızlandırmak ve bir noktada konuyu kapatmak için zaman kazanmak istediğini söylüyor. Diğer görüş, Hindistan’ın Ağustos 2019’da 370. Maddeyi iptal etme kararından sonra Keşmir’de sıkışıp kaldığını fark ettiğini ve bu nedenle Pakistan’la bazı anlaşmazlıklar üzerine ilişki kurarak bir çıkış yolu bulmak için savaşçı tutumunu hafifletmesi gerektiğini ileri sürüyor.

Nitekim 25 Şubat’ta her iki ülkenin orduları sürpriz bir adım atarak 2003 ateşkesine atfen Kontrol Hattı (LoC) boyunca ateşkes ilan eden nadir bir ortak bildiri yayınlamış ve ardından iki başbakan arasında arka kanal diplomasisinin bir sonucu olarak görülen mektup alışverişi yapılmıştı. Narendra Modi’nin 23 Mart Pakistan Ulusal Günü’ne denk gelen mektubu, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı General Qamar Javed Bajwa’nın Keşmir bölgesine ilişkin anlaşmazlıklarda barışçı bir çözümün yanı sıra Hindistan ile barış görüşmeleri çağrısında bulunmasından günler sonra geldi. Pakistan gazetesi Dawn’da mektubun içeriğine ilişkin yayınlanan bilgiler, Narendra Modi’nin meslektaşı İmran Han’a “Komşu bir ülke olarak Hindistan, Pakistan halkıyla samimi ilişkiler arzuluyor. Bunun için terörden ve düşmanlıktan yoksun bir güven ortamı şarttır” ifadelerini kullandığını belirtiyor. Ancak Pakistan çevrelerince Modi’nin mektubu bir “iyi niyet mesajı” olarak nitelenirken Hindistan’ın Times of India gazetesi bunun “her yıl gönderilen rutin bir mesaj” olduğunu ifade etti. İmran Han’ın mektubunda ise “sonuç odaklı diyalog” için “elverişli ortamın” gerekliliğine değinildiği ifade edildi. Mektuplaşmalara paralel olarak iki ülkenin yakınlaşmasına işaret eden başka gelişmeler de yaşandı. Pakistan Hindistan’la askıya aldığı ticari ilişkilerini yeniden başlatma kararı aldı. Ayrıca iki taraf Yeni Delhi’de İndus Nehri suyunun paylaşılması konusunda yeniden görüşmelere başladı. Bu gelişme İmran Han’ın Hindistan ile iyi ilişkiler arzuladığını ancak geçmiş barış girişimleri olumlu karşılanmadığı için ilk adımın Hindistan tarafından atılması gerektiğini ifade etmesinin akabinde yaşandı.

İki ülke arasındaki buzları eritme çabası olan arka kanal diplomasisi Pakistan’ın ekonomisini güçlendirmeye ihtiyaç duyduğu bir zamanda sürekli düşük seviyeli çatışmalara tanık olan aktif sınırların ekonomi üzerinde büyük bir yük oluşturduğunun farkına varılmasına dayanır. Ekonomik boyut aynı zamanda koronavirüs salgınından büyük darbe alan Hindistan için de masada duran önemli bir konu. Nitekim Hindistan şu anda ekonomisinin büyük bir bölümünü savunmadan sağlığa yönlendirmek zorunda kaldı. Ayrıca batı cephesinde konuşlandırılan önemli sayıdaki askeri gücünü geçtiğimiz yıl şubat-mart aylarında Çin’le kızışan ve bir yılı aşkın bir süredir hala devam eden sınır kavgası nedeniyle kuzeye taşımak zorunda kalan Hindistan uzun süredir ciddi anlamda batı ve kuzey sınırlarında iki cepheli bir durumla karşı karşıyadır ve bu nedenle Pakistan’la bu yeni ilişkiye yatırım yapıyor olabilir.

Pakistan’ın resmi pozisyonu Hindistan’la barış görüşmelerine girmek isterken görüşmelerin Hindistan’ın 5 Ağustos’ta attığı adımlardan geri çekilmesi gibi belirli koşullara dayandığı yönünde. Öte yandan Hindistan’ın resmi tutumu Keşmir kararından geri dönülmeyeceği yönündedir. Hindistan zaten Hindistan Anayasası’nın 370. Maddesiyle ilgili konunun tamamen ülkenin iç konusu olduğunu ifade ediyor. Buna karşı Pakistan Keşmir’in BM gündeminde olması ve bununla ilgili Güvenlik Konseyi kararlarının varlığı nedeniyle Hindistan’ın iç konusu olamayacağını savunuyor.

Bu bağlamda arka kanal müzakerelerinin kamusal incelemeden kaçındıkları için tercih edildiği anlaşılabilir. Nitekim Narendra Modi’nin dış politikası ve seçim söylemi her zaman Pakistan’a karşı düşmanca ve sert bir yaklaşımı destekledi ve bu noktada ülkenin güçlü Hindu milliyetçi yapılanması RSS’in payı büyük. Ancak dün (salı günü) Pakistan Dışişleri Bakanı Shah Mahmood Qureshi Hindistan ile resmi bir arka kanal diplomasisinin olmadığını söylerken Başbakan İmran Han Hindistan’ın fiili bir adım atmadığı ve Keşmir’le ilgili kararını değiştirmediği sürece Pakistan’ın Hindistan’la görüşmeyeceğini açıkladı. Bununla birlikte son zamanlarda iki ülkenin şubat ayında Kontrol Hattı’nda barışı yeniden tesis etme konusunda anlaştığında gerilimi hafifletmek için arka kanal diplomasisi üzerinden etkileşim kurduğuna ilişkin ifadelere de tanık olunabiliyor.

Sonuç itibarıyla şimdi Pakistan Hindistan’dan somut hamleler görmek istiyor ancak Pakistan’ın bu beklentisi boşa çıkacak gibi görünüyor ki Hindistan’ın böyle bir beklentiye karşılık vermesi iyimser olarak yazılırsa zor ancak gerçeği yazmak gerekirse olasılık dahilinde değil. Dolayısıyla her ne kadar varlığı resmi düzlemde reddedilse de ve bu noktada çoğunlukla Hint yetkilileri ve basını sessizliğini korusa da büyük olasılıkla vücut bulan arka kanal görüşmeleri umutsuz.

Not: Bu makalede yer alan görüş ve düşünceler yazarın kendisine ait olup GASAM için hiç bir bağlayıcılık ve sorumluluk içermez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here