ABD askerlerinin Afganistan‘dan çekilmesinden en çok rahatsız olan ülkelerin başında hiç şüphesiz Hindistan geliyor. Aslında Hindistan’ın Afganistan’da Taliban kontrolüne geçmesinden rahatsızlığı yeni değil. Taliban ile ABD arasında Şubat 2020’de Katar’ın başkenti Doha’da ABD kuvvetlerinin 2021 yılının sonuna kadar çekilmesini öngören antlaşma imzalandığında birçok Hint uzman, Afganistan’ın Taliban’ın ve Pakistan’ın insafına terk edildiğini belirtmişti. Geçtiğimiz ağustos ayında Taliban’ın kısa bir sürede ülkede bütün kontrolü ele geçirmesi, başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin apar topar Afganistan’ı terk etmek zorunda kalması, Hint uzmanların endişelerini de haklı çıkardı.

Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirmesi sonrasında, Rusya ve Çin’den farklı olarak Asya’nın diğer büyük gücü Hindistan, Kabil’deki büyükelçiliğini kapattı. Taliban’a kadar Hindistan-Afganistan ilişkileri oldukça iyi bir seviyeye gelmişti. ABD’nin 2001’de başlattığı Afganistan işgali ile Hindistan-Afganistan ilişkileri de özellikle yumuşak güç araçları üzerinden hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştı.

Taliban’ın 2001’de ABD işgali ile iktidarını kaybetmesi sonrasında, Hindistan Afganistan’da kurulan hükümetlerle geliştirdiği yakın ilişkiler neticesinde, Afganistan’a en çok yardım eden beş ülke arasında yer almasının yanı sıra en büyük ticaret ortaklarından birisi oldu. Bu çerçevede Hindistan 2001-2021 yılları arasında Afganistan’da yaklaşık 3 milyar dolarlık gelişim projesi yatırımı yaptı. Hatta 2020 yılında düzenlenen Afganistan Konferansı’nda, Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, 34 eyalette 400’den fazla altyapı projesi ile Afganistan’ın her tarafına el değdiklerini söyledi.

Bunlar arasında Hindistan’ın Afganistan’a hediyesi olan 90 milyon dolara inşa edilen ve 2015’te Başkan Modi’nin katılımı ile açılan Meclis binasının ayrı bir sembolik önemi var. Bunun yanı sıra diğer bir sembolik yatırım ise, Herat’ta Hindistan fonları ile hidroelektrik ve sulama amacıyla inşa edilen 42 MW’lik Salma Barajı diğer bir adıyla Afgan-Hint Dostluk Barajı. Hindistan ve Afganistan arasında 2011 yılında imzalanan “Stratejik Ortalık Antlaşması” gereğince, Afgan malları Hint pazarına gümrüksüz girme hakkı kazandı. Bunun bir neticesi olarak da 2019-2020 yılları arasında Hindistan-Afganistan ticaret hacmi 1,5 milyar dolara ulaştı.

Hindistan-Afganistan arasında 2017 yılında oluşturan hava taşımacılığı ile Taliban’ın kontrolü sağlayana kadarki süreçte 500’den fazla uçuş gerçekleştirildi. Bu yolla iki ülke arasında 5000 metreküp ton kargo taşındı. Bu hava taşımacılığından özellikle Afgan çiftçilerin ve küçük ölçekli tüccarların faydalanması da önemli. Bunlara ek olarak Hindistan, İran’ın Çabahar limanını yatırımlarla genişleterek Afganistan üzerinden Orta Asya’ya erişim koridoru hedefliyordu. Böylece Hindistan, Pakistan’ı dışarı da bırakarak Orta Asya ile jeo-ekonomik bir ticari hat ortaya çıkarabilecekti.

Fakat ABD’nin çekilmesiyle birlikte, Hindistan’ın Afganistan’ı temel alan bütün stratejik yatırımları büyük ölçüde bir belirsizlik sürecine girdi. Görüldüğü üzere, 2001’den Taliban’ın kontrolü ele geçirene kadarki süreçte, Hindistan ABD’nin askeri varlığının da etkisi ile Afganistan’ın bir bütün olarak kapsamlı kalkınmasına yönelik yumuşak güç araçlarını esas alan bir bir politika izliyordu. Diğer bir ifade ile Hindistan, ekonomik olarak belirli bir kalkınmışlık seviyesinde olan ve istikrarlı, güçlü bir Afganistan hükümeti Taliban’a karşı güçlü durabilirdi. Bu nedenle Hindistan, Afganistan’ın kalkınması için büyük altyapı yatırımlarından, lojistiğe, insan kaynağına, insani yardımlara kadar geniş bir yelpazede yatırımlar gerçekleştirdi.

Hindistan için uluslararası toplumla uyumlu çalışabilen Afgan hükümetleri kendisi ile de uyumlu çalışabilirdi. Yani kazan-kazan ilişkisi. Fakat ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ile Hindistan iki zor durumla karşı karşıya kaldı. İlki 2001’den beri uygun koşullarda Afganistan ile geliştirdiği ve yukarıda değindiğimiz ekonomik ve siyasi angajmanın sonuna geldi. İkinci olarak da, Pakistan’ın üzerinde etkili olduğu Taliban’ın Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmesi. Dolayısıyla Pakistan’ın Taliban üzerinden Afganistan’ı Hindistan’a özellikle Keşmir meselesi üzerinden kullanması.

Hindistan’ın endişesi: Pakistan ve Çin ortaklığı

Güvenlik bağlamında Hindistan’ın Afganistan’daki amacı, Pakistan‘ın stratejik etkisini azaltmak ve böylece Pakistan destekli Taliban ile ilişkileri olduğunu iddia ettiği Hindistan karşıtı militan gruplar için güvenli bir sığınak olarak kullanılmasının önlenmesi idi. Hatırlanacağı üzere Taliban’ın en büyük bileşenlerinden ve Pakistan’ın üzerinde büyük etkisi Hakkani grubunun Afganistan’da Hindistan hedeflerine yönelik saldırıları olmuştu.

Hindistan’ın Katar Büyükelçisi Deepak Mittal de, en büyük endişelerinin Afganistan’ın kendilerine saldırı için teröristlerin üs olarak kullanması olduğunu söyledi. Bilindiği üzere Hindistan ile Pakistan arasında 1947’den beri sorun var ve taraflar 1947, 1965, 1971, 1999’da 4 kez savaştı. Halen de Pakistan ve Hindistan arasında Keşmir sorunu sıcaklığını koruyor.  Hindistan, 1996’daki Taliban’ın ilk iktidarından itibaren Taliban’ı Pakistan’ın “vekili” olarak görüyor. Bu nedenle de, 2001’deki ABD işgali öncesi Türkiye gibi Hindistan da Taliban’a karşı savaşan Kuzey İttifakı’nı desteklemişti. Hindistan Pakistan’ın Taliban sayesinde kendisine karşı kuzeyden ciddi bir stratejik derinlik kazanmasından endişe ediyor. Ayrıca bu durumun Keşmir’deki durumu Hindistan aleyhine istikrarsızlaştırma ihtimali de yüksek.

Aynı şekilde Pakistan da, Hamit Karzai ve Eşref Gani hükümetleri döneminde gelişen Hindistan-Afganistan ilişkilerini, Hindistan’ın artan etkisini bölgedeki kendi çıkarlarına bir tehdit olarak görüyordu. Diğer bir ifade ile Pakistan ve Hindistan ikili ilişkilerini birinin kazancı diğerinin kaybını ifade eden sıfır toplamlı bir oyun çerçevesinde görüyorlar.

Çin’in Pakistan üzerinden ve doğrudan Taliban ile yakın angajmana girmesi, aktif bir politika izlemesi Hindistan’ı endişelendiren diğer bir ülke. Hindistan’ın Orta Asya enerji kaynaklarına ulaşmak için Afganistan stratejik bir konumda bulunuyor. Aynı zamanda Hindistan için Afganistan hem jeopolitik hem de jeo-ekonomik açıdan Pakistan ve Çin’e karşı bir denge unsuru olarak önemli. Hatırlanacağı gibi Hindistan-Çin arasında. Haziran 2020’de sınır çatışması yaşanması ve iki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşmişti. Bu koşullarda, Afganistan’da Çin-Pakistan ortaklığı Hindistan’ın kuzeybatısında çevrelenme tehdidini de artıyor.

Aynı zamanda Çin, Afganistan’a ek olarak Hint alt kıtasında da nüfuzunu hem ekonomik hem de siyasi olarak artırmakta. Çin, Hindistan’ın komşuları Nepal’in Bangladeş’in ve Sri Lanka’nın başlıca ekonomik ortağı olmuş durumda. Ayrıca hem Butan hem de Maldivler’de Çin nüfuzu artıyor. Bu durumda Hindistan’ın Kuzeybatısında Çin ve Pakistan, diğer bölgelerde ise Çin tarafından çevrelendiği algısını artırıyor.

Bölgesel düzeyde Çin-Pakistan ikilisini dengeleyebilmesi açısından Hindistan’ın, Rusya ve İran ile yakınlaşması muhtemeldi. Fakat, Rusya’nın Çin ile stratejik işbirliğini geliştirmesi, Afganistan’da barış görüşmeleri için 2019’da kurulan ABD, Rusya ve Çin’den oluşan üçlü mekanizmaya Moskova tarafından Hindistan’ın edilmemesi ve bu yılda Pakistan’ın dahil edilmesi Hindistan’ın oyun dışı kalma endişelerini de artırıyor.

Hindustan Times’ın haberine göre, Moskova, Yeni Delhi’nin Taliban üzerinde etkisinin olmamasını ve barışa katkı vereceği konuların az olmasıyla açıkladı. Görünen o ki, Afganistan meselesi Hindistan-Çin çatlağını arttırırken, Hindistan ve Rusya arasındaki mesafeyi açacak ve Hindistan-ABD ilişkilerini de güçlendirecek.

Peki, Hindistan nasıl bir politika izleyecek?

Taliban 2.0’a kadar Afganistan’daki en aktif ve önemli oyunculardan olan Hindistan, yeni dönemde kendisini oyun dışı kalmış olarak görüyor. Taliban, Hindistan ile ilişkilerini sürdürmek istediğini belirtse de, özellikle Keşmir konusundaki tutarsız açıklamaları, Pakistan’ın Taliban üzerindeki etkisi Yeni Delhi’deki karar alıcıları temkinli bir politika izlemeye sevk ediyor.

Hindistan’ın BM Büyükelçisi, TS Tirumurti, 16 Ağustos’ta Afganistan’daki durumun kendileri için büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade etti. Hindistan’ın Ağustos 2021 itibari ile BMGK geçici üyeliği, Afganistan konusunda görüşlerini aktif bir şekilde ifade edebilmesi için önemli bir fırsat. Hindistan özgün Afganistan politikası çerçevesinde diplomatik insiyatiflerde almaya başladı. Hindistan, 10 Kasım’da Orta Asya ülkeleri -Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan- İran ve Rusya ulusal güvenlik danışmanlarının katılımı ile New Delhi’de gerçekleşen Afganistan üzerine bölgesel güvenlik diyaloguna ev sahipliği yaptı. Bu diyalog toplantının ana teması Afganistan’ın terör yatağı, eğitim ve finans kaynağı olmamasıydı. Toplantıya Çin, Pakistan ve Taliban kontrolündeki Afganistan’dan hiçbir yetkilinin katılmaması dikkat çekiciydi.

Hindistan, Çin ve İran gibi Afganistan’da bütün etnik grupların, mezheplerin içerisinde olduğu kapsayıcı bir hükümet kurulmasını talep ediyor. Fakat Taliban ve diğer gruplar arasında güç farkının bu kadar açık olduğu bir durumda kısa vadede bu talep çok gerçekçi görülmüyor.

Hindistan’ın Taliban 1.0’a (1996-2001) karşı net bir politika izlemesi daha kolaydı. Taliban, 1996-2001 yılları arasında uluslararası toplum tarafından izole edilmişken sadece üç ülke Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanınıyordu. Fakat yeni dönemde Taliban ile henüz hiç bir ülke diplomatik ilişki kurmamış olsa da, Rusya, Çin, Pakistan, İran başta olmak üzere birçok ülke Hindistan’dan farklı olarak çeşitli düzeylerde temas içerisindeler.

Ağustos ayı başında Taliban sözcüsü Zebihullah Mücahid, Hindistan ile de iletişim kurmak istediklerini belirtmiş olsa da, henüz bir görüşmenin olup olmadığı ve ne düzeyde olduğu belirsizliğini koruyor. Fakat haziran ayında Hindistan Taliban heyeti ile Doha’da görüştüğünü Hindu Times gazetesi bildirse de, bu görüşme Yeni Delhi tarafından ne doğrulandı ne de reddedildi.

Hindistan, Afganistan’daki gelişmelerden uzak kalmak istemiyor. Fakat bir yandan hem Afganistan’daki belirsizlik hem de uluslararası toplumun Taliban’a yönelik belirsiz tavrı devam ediyor, diğer yandan da Taliban’ın nasıl bir politika izleyeceği tam olarak net değil. Bu koşullarda Hindistan, Taliban ile açık bir şekilde irtibat kurup meşrulaştırmaktan kaçınmayı tercih ediyor. Dolayısıyla Hindistan şu an için bekle-gör politikası izliyor. Hindistan, Afganistan’daki durumun kısa, orta ve uzun vadede alacağı şekle ve Taliban’ın izleyeceği politikaya göre stratejisini yeniden oluşturması bekleniyor.

Hindistan Taliban’dan olumlu sinyaller aldığında uluslararası toplumla paralel olarak kademeli angajman politikasına dönebilir. Fakat Taliban kontrolü altındaki Afganistan ile Hindistan ilişkilerinin 2001-2021 arasındaki kadar iyi olmasını da beklememek gerek. Son olarak, her ne kadar Hindistan Afganistan’da kısa vadede oyun dışında kalmış görünse de, orta ve uzun vadede süreç tam da tersine dönebilir. Bölge ülkeleri için büyük oyun daha yeni başlıyor. (ind Türkçe)

Not “Bu makalede yer alan görüş ve düşünceler yazarın kendisine ait olup GASAM için hiç bir bağlayıcılık ve sorumluluk içermez.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here