GASAM olarak yakından takip etmeye çalıştığımız bölge ülkelerinden Afganistan ile ilgili 2 gün önce güzel bir haber aldık ve mutlu olduk. Türkiye, koronavirüsle mücadele eden Afganistan’a askeri kargo uçağı ‘Koca Yusuf’ ile tanı kiti, solunum cihazı, maske ve ilaç gönderdi. Muhtemeldir ki bu haber Kardeş Afganistan’da çok daha büyük bir mutluluk kaynağı olmuştur. Darısı Türkiye’yi bir ağbi gibi gören ve Türkiye’nin yardım ve desteğine ihtiyacı olan bütün mazlum ve mağdur ülkelere.

Afganistan, yakın dönemde özellikle Rus işgali döneminde Türkiye’nin gündemine çokça yer aldı, ama unutulmuş bir gerçek var ki iki ülke arasındaki bağlar oldukça derin ve eskiye dayanmaktadır. Türk ve Afgan milletlerinin iftihar ettikleri ortak tarihi noktaları Konya’ya yerleşmiş olan Mevlana Celaleddin Rumi’nin doğum yeri Afganistan/Belh şehridir. Burada doğmuş ve çocukluğunu burada geçirmiş, buradan Konya’ya gelip yerleşmiş, ilmini Konya’dan dünyaya yaymıştır.

Keza 1700’li yıllarda Afganistan’dan gelen Nakşibendi alimlerinin ikameti için İstanbul’da Afgani tekkesi adı ile kurulan tekkeler iki millet arasındaki manevi bağları kuvvetlendirmeye devam etmiştir. Söz konusu tekkelerden biri Üsküdar Murat Reis Mahallesindeki tekke Kaynaklarda “Afganî Kalenderhânesi” adıyla da bilinmekte, tekkenin inşa tarihi 1207 (1792-93) olup bânisi bilinmemektedir. Tarikat yaymak amacıyla kurulan herhangi bir tekkeden farklı olarak, o dönemde Asya’nın uzak bölgelerinden özellikle hac yolculuğu sırasında İstanbul’a uğrayan tarikat mensuplarının barındırılmalarına mahsus diğer bazı kuruluşlar (Özbekler ve Hindîler Tekkesi) gibi Afganîler Tekkesi de Afganistan’dan gelen “mücerred kalenderler” yani bekâr ve seyyah dervişlerin barındırılmaları için kurulmuştur. Tekkenin gerek inşa kitâbesinde, gerekse ilgili kaynakların çoğunda kalenderhâne* adı ile anılması da bu farklı fonksiyonuna işaret etmektedir. Saray ve Bâbıâli nezdinde bir nevi kültür ataşeliği veya konsolosluk hükmünü taşıyan bir kuruluş olması sebebiyle tekkenin postuna, kapatılışına kadar yalnız Afganlı mücerred Nakşibendî şeyhleri oturmuştur. Şeyhlik makamının Nakşibendiyye’ye verilmesi de bu tarikatın Afganistan’daki güçlü durumundan dolayıdır. XIX. yüzyılda birkaç defa tamir edilen tekke, 1925’te kapatıldıktan sonra bir süre daha Afganlı dervişleri barındırmışsa da daha sonra metruk kalarak harap olmuş ve 1942’de büyük kısmı yıktırılarak kitâbesi Amcazâde Hüseyin Paşa Külliyesi’ne (Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi) götürülmüştür. Kaderine terk edilen tekke günümüzde son olarak Üsküdar Belediyesi tarafından restore edilmiştir.

Dedesinin Çanakkale savaşı için Afganistan’dan geldiğini, savaş sonunda geri dönmeyerek Anadolu’da bir köye yerleştiğini, orada evlendiğini ve orada öldüğünü mutluluk ile anlatan bir hanımefendi ile bizzat tanışma fırsatım olmuştu, anlatırken ki gözlerindeki mutluluğu görmenizi isterdim.

Cumhuriyet dönemine geldiğimizde genç cumhuriyeti tanıyan ilk ülkelerin başında Afganistan’ın gelmiş, karşılıklı açılan büyükelçilikler vasıtası ile ilişkinin daha da resmiyet kazanmıştır.  Aynı dönemlerde imzalanan Türk-Afgan ittifak anlaşmasının maddelerinden biri de ‘’Bu iki ülkenin kaderi ve saadeti birbirinindir. ‘’maddesidir.

Yine Dönemin Afgan Kralı Amunallah Han’da Cumurbaşkanı Mustafa Kemal’in resmi davetlisi olarak Mayıs 1928’de İstanbul ve Ankara’yı ziyaret ederek, Yeni Kurulan Cumhuriyeti ziyaret eden ilk üst düzey devlet adamlarından biri olmuş, Türkiye’ye olan sevgi ve saygısını bizzat sunmuş olduğu bilinen bir gerçektir.

Söz konusu ziyaret ile ilgili 20 Mayıs 1928 tarihli Vakit Gazetesi de Emanullah Han’ın İstanbul’a gelişini şöyle aktarmıştır: “Kardeş Afganistan hükümdarı dün şehrimize geldiler. Ve İstanbul halkı tarafından tezahüratla karşılandılar. Emanullah Han Hazretleri ‘Türkler, siz bizim gözbebeğimizsiniz. Burada kardeş bir milletin içinde bulunduğumdan dolayı çok memnunum. Sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Afganlılar sizin kardeşlerinizdir. Bütün milletim tarafından sizlere selamlar söylüyorum.’’

Kısaca belirtmek gerekirse Türk ve Afgan milletleri ne kadar uzak olurlarsa olsunlar az veya çok zor günlerinde birbirlerine daima yardım etmiş, üzüntülerini, mutluluklarını paylaşmıştır.

Bu anlamda 2 gün önce koronavirüsle mücadele için Türkiye tarafından Afganistan’a gönderilen yardım bir anda olmuş, gerçekleşmiş bir durum değildir, çok uzun yıllardan beri süregelen ve inşallah sonsuz kadar devam edecek bir kardeşliğin nişanelerinden sadece biridir,

Köşemizde ilerleyen günlerde Türkiye ve Güney Asya ülkeleri arasındaki ilişkiler üzerine yapılacak güncel değerlendirmelerde tekrar görüşmek üzere…

Yazar: Müzemmil Havadpal

Uyarı: Bu makalede yer alan görüş ve düşünceler yazarın kendisine ait olup GASAM için hiç bir bağlayıcılık ve sorumluluk içermez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here