Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya lideri olarak öne çıktığından beri daima Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısına, özelikle de beş ülkenin veto gücüne karşı olduğunu dile getirdi. Çünkü bu veto gücü vasıtasıyla İslam ülkelerinin rafa kaldırıldığını ve BM’nin onlarla ilgili hiçbir meseleyi bugüne kadar çözmediğini iyi bilmektedir. Bundan dolayı, fırsat buldukça BM’nin yapısının değişmesi gerektiği konusunda ısrar etmekten asla geri durmamaktadır. Hepimizin bildiği gibi BM, Namibya’nın özgürlüğü, Sudan’ın bölünmesi ve Endonezya’nın Doğu Timor bölgesinin özgürlüğü konularında Hristiyan kesimin taleplerini hemen yerine getirmiş fakat Filistin sorunu, Kıbrıs meselesi ve Keşmir sorunu konularının çözümü konusunda Müslümanların hiçbir talebine kulak vermemiştir, Keşmir’de Müslümanlara yapılan baskı ve zulümlere hiçbir ilgi göstermemiştir. Şimdi hayatta olmayan Hindistan’ın eski Başbakanı Pandit Nehru’nun Keşmir sorununu bizzat kendisinin BM’ye götürmesi iyi oldu. Yoksa bu sorunu, iki ülkenin kendi aralarında oturup diyalog yoluyla çözmeleri gerektiği yönündeki telkinleri dinler dururduk.

Nehru’nun BM’ye Keşmir ile ilgili başvurusu üzerine BM Güvenlik Konseyi, Keşmir’in geleceğiyle ilgili kararı Keşmirlilerin tercihine bırakılması yani Keşmir’de referandum yapılması yönündeki kararı onayladı. Fakat bu karar bugüne kadar bir türlü uygulamaya konulamadı. Namibya, Sudan ve Endonezya’da Hristiyan kesimin taleplerinin karşılanması, referanduma gitmelerinin sağlanması, sükûnetle onlara özgürlük verilmesinden de anlaşılmaktadır ki BM için Müslüman ülkelerin sorunlarının hiçbir önemi yoktur. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürekli olarak BM gibi kurumları eleştirmekte ve beş ülkenin, dünyanın diğer ülkeleri üzerindeki tahakkümünü sürdüren bir yapıya son vermek için birçok öneride bulunmakla birlikte, mazlum ülkelerin sesi olup bu kuruluşun yapısını değiştirmeye yönelik çaba göstermektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürekli yaptığı gibi bir kez daha 74. BM Genel Kurulu’nda liderlere hitap ederek Filistin, Keşmir ve Arakan Müslümanlarına yönelik baskı ve zulme dünyanın dikkatini çekti. Erdoğan, konuşmasında dünyanın geleceğinin bu beş ülkenin eline bırakılamayacağını söyledi ve BM’nin kararlarına rağmen Keşmir’in ve Keşmirlilere yönelik ablukanın devam ettiğini, 8 milyon kişinin 5 Ağustos’tan beri evlerinde mahsur bırakıldığını, imkanları nispetinde işgalci Hint güçlerinin zulümlerine karşı mücadele ettiklerini ve dünyaya seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirtti. Erdoğan, Güney Asya’nın istikrar ve huzurunun Keşmir meselesinden ayrı düşünülemeyeceğini, sorunun çözümü için adalet ve doğruluk temelinde müzakerelerin gerekli olduğunu ifade etti. Erdoğan’ın hitabından sonra Pakistan Başbakanı İmran Han, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Keşmir sorununu BM Genel Kurulu’na taşıması üzerine önce basın toplantısında sonra da kendi sosyal medya Twitter hesabında Erdoğan’a teşekkür etti. Erdoğan’ın konuşmasından önce liderler, özellikle de İslam ülkelerinin liderleri, Keşmir sorununa değinmeyi sanki büyük bir günahmış gibi algılayıp, işgal altındaki Keşmir’de bir aydan fazla süredir devam eden ve Keşmirlilerin günlük hayatlarını altüst eden sokağa çıkma yasağı hakkında tek bir kelime etmekten bile kaçınmışlardır. Günümüzde İslam dünyasının büyük lideri ve mazlum Müslümanların sesi olan Erdoğan, Genel Kurul’da dünyanın ilgisini ilk önce Keşmir sorununa çekti. BM’de meseleyi tüm içtenliğiyle gündeme getiren Erdoğan, bütün Keşmirlileri ve Pakistanlıları bir kez daha büyüledi. Bir gün sonra Erdoğan ve İmran Han’ın başkanlığında “nefret söylemiyle mücadele” başlıklı toplantıda Erdoğan, bir kez daha Keşmirlilerle birlikte olduğunu göstererek, Türkiye’nin Keşmir özgürlüğüne kavuşana kadar Keşmirlilerin arkasında duracağını açıkça ifade etti. Erdoğan toplantıda ayrıca, günümüzde nefret söylemine en fazla maruz kalanların Müslümanlar olduğunu ve Müslüman kadınların sırf başörtüsünden dolayı, sokaklarda, çarşılarda ve alışveriş merkezlerinde taciz edildiklerini vurguladı. Erdoğan dünyaya uyarıda bulunarak, barış dini olan İslam’ı terörle bir araya getirmenin ahlaksızlık olduğunu söyledi. Erdoğan Türkiye olarak, İslam dinine karşı artan düşmanlığın, ırkçılığın, nefret söyleminin önüne geçmek için mücadeleyi sürdüreceklerini açıkça vurguladı. Erdoğan, şu anda işgal altındaki Keşmir’in adeta açık hava hapishaneye döndüğünü aktardı. Hindistan’da Müslümanların sadece inek eti yedikleri için kırbaçlandığından bahseden Erdoğan, Hindistan gibi laik bir ülkede Müslümanların inek eti yemelerine izin verilmemekle kalmayıp, ölüme mahkum edildiklerini söyledi. Erdoğan Türkiye’nin de laik bir ülke olduğunu, her kesimin kendi inancına göre istediği eti yiyebilme, dinine göre yaşayabilme özgürlüğüne sahip olduğunu belirtti. Erdoğan, bölgesel ve uluslararası örgütlerin insan haklarını korumak için Keşmir’de daha fazla rol almaları gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı İmran Han’ın “Nefret söylemiyle mücadele” konulu toplantıda yaptığı duygusal konuşmanın etkisinden kendini alamadı ve kendi hissiyatını kelimelere döken İmran Han ile toplantıdan hemen sonra kucaklaştı, onun omuzuna dokunarak kendisini tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul’da Keşmir ve Pakistan’a destek konuşmasıyla dünya genelinde Twitter’da “OurVoiceErdogan# hastag’ıyla ‘trend topic’ oldu ve dünya çapında ilk sıraya yerleşti. Dünya genelinde Türkçe, İngilizce ve Arapça gibi farklı dillerde yaptığı paylaşımlarda ayrım gözetmeksizin mazlumları savunması, uluslararası sistem tarafından onlara karşı yapılan adaletsizliklere ve haksızlıklara yönelik itirazları her platformda büyük bir cesaretle ortaya koyması, Erdoğan’ı günümüz İslam dünyasının büyük bir şahsiyeti haline getirmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Keşmir’le ilgili desteğini İstanbul’da katıldığı, MİLGEM Projesi’nin 4’üncü Gemisi Olan “TCG Kınalıada’nın (F – 514) Hizmete Giriş Töreni” ve Pakistan MİLGEM Korvet Projesi 1’inci Gemi Sac Kesme Töreni’nde yaptığı konuşmada da yineledi ve özgürlüğüne kavuşana kadar Keşmir’i desteklemeyi sürdüreceklerini açıkça söyledi. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 24-25 Ekim tarihlerinde (kesin tarih şu ana kadar resmi olarak duyurulmadı) Pakistan’a ziyaret gerçekleştireceği zaman onun üzerine sevgi yağmuru yağdırarak kendisini öyle güzel ve emsalsiz bir şekilde karşılayalım ki Türkiye-Pakistan-Keşmir dostluğunu tüm dünyaya göstersin.

Dr. Furkan Hamit

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here