Güney Asya ülkelerinden, Bangladeş’in bir şehrinde,ilçesinde, kasabasında veya köyünde hangi ülkeden diye sorduklarında, “Türkiye’denim” demek, insanı heyecanlandırıyor. Türkiyeli olduğunu öğrenince, Bangladeşlinin yüzünde bir gülümseme parıltılarının meydana geldiğini görüyoruz!

2010 IHH kurban organizasyonunda gönüllü olarak İstanbul’dan Dhaka’ya gitmek için Atatürk Hava Alanı’nda arkadaşlarla buluşuyoruz. Havaalanında tüm hazırlıklar bittikten sonra uçağa biniyoruz. Uçağın Dubai’ye doğru havalanması ile Türkiye’de ki Müslümanların başta kurban ve nakdi bağışlarını yerine ulaştırmak için yolculuğa başlıyoruz. Seyahatimiz kutsal, sorumluluğu ise yüce, ekip olarak çok heyecanlıyız.

Uçak havalanıyor, yeryüzünü belli yükseklikten seyretmek ne güzel bir duygu, uçak yükseldikçe bulutların arasından, bulutlardan oluşmuş bir katmanının üzerinde yolculuğun devam ettiğini görüyorsunuz. Gökyüzü berrak, sema vaat ne güzel, yaratan ne güzel yaratmış diye yaratıcının büyüklüğü o anda tekrar yaratılan tarafından kabul görmüş oluyor.

Bangladeş’in başkenti Dhaka’ya havalanmak için Dubai havaalanına iniyoruz. Dhaka yolcuları için ayrılan bölüme geçtiğimizde, çocuk seslerinin mekânı şenlendirdiğini duyuyorsunuz. Böylece nüfusu genç ve kalabalık bir ülkeye doğru yol aldığınızı hissediyorsunuz. Uçağın gecikmesi ve mekânın düzensizliği ister istemez insanı üzüyor. Dubai havaalanın diğer bölümleri ise daha lüks görünüyor ve insanın aklına şu geliyor; ülkelere göre ayrı bir tefrişat mı yapılıyor? Tüm hazırlıklar bittikten sonra Bangladeşe ulaşmak için havalanıyoruz.

Ve Dhaka havaalanındayız. 2009 yılında da Bangladeş’iziyaret etmiştim. Havaalanındaki ilk değişimin havaalanın ismi olduğunu gördüm. Dhaka Zia International Airport iken,yeni ismi Dhaka Shahjalal International Airport olarak değiştirilmiş. Değişikliğin politik olduğunu öğreniyoruz.Temennim bundan sonra iktidar değişikliğinde havaalanının ismi değişmez. Bangladeş’te siyasi hayatın olgunlaşması zamana bırakılmış.

Otele yerleştikten sonra, arkadaşlarla başkentin caddelerini ve sokaklarını gezmeye başlıyoruz. Başkentin caddeleri ve sokakları renkli görüntülerle dikkatimizi çekiyor. Otomobil tamirin de çalışan yedi yaşında Şakir adında bir çocuk gözümüze ilişiyor. Şakir’le sohbete dalıyoruz. Ailesine maddi destek sağlamak için oto tamirinde çalıştığını ve bundan dolayı da öğrenimine devam etmediğini söylüyor. Bangladeş’te temel eğitimin mecburi olmadığını düşünüyorum.

Bengal tarihi eseleri hakkında görsel olarak bilgilenmek için Bangladeş Ulusal Müzesi’ni geziyoruz. Müze ziyaretimizden sonrada ülkenin en tarihi üniversitesi olan Dhaka Üniversitesi’ne gidiyoruz. Üniversite de verimli görüşmelerde bulunuyoruz. Görüşmelerimiz de, iki ülkenin halklarının birbirini tanımasında ve ekonomik, siyasi ilişkilerin gelişmesinde üniversitelerin büyük katkılarının olacağı konusunda aynı fikirleri paylaşıyoruz. Bakalım hangi üniversite ilk adımı atacak? İlk adımı atacak üniversiteyi şimdiden tebrik ediyoruz. Dhaka Üniversitesi hocalarının ve öğrencilerin Türkiye’ye olan ilgisi gerçekten görülmeye değer. Bu üniversite de yaklaşık on Türk öğrencisinin olduğunu öğreniyoruz.

Bangladeş basınından “The Daily Prothom Alo” isimli Bengalce yayın yapan günlük yayınlanan gazeteyi ziyaret ediyoruz. Ziyaretimizde, gazetenin yetkilisiyle Türkiye ile ilgili haber yayını yoğunluğunu soruyoruz. Cevap bizi çok tatmin etmiyor. Çünkü Bangladeş basının, yabancı ülkelerle ilgili haber önceliği Bangladeş vatandaşların yoğun olarak yurt dışında yaşadıkları ülkeler olduğunu öğreniyoruz. Türkiye-Bangladeş ilişkileri hakkında düşüncelerini sorduğumuzda; Türk halkı ve Bengal halkı diyaloglarının Babürlüler dönemine uzandığını ve tarihi geçmişin unutulmayacağını, iki halk arasında unutulan diyalogu canlandırmanın planlarının yapılması gerektiğini dile getiriyorlar. İki toplum arasında yakınlaşmanın sağlanması için Türk ve Bengal basınını bir araya getirilmesinin yerinde olacağı düşüncesindeler. Genel konuşmalarımızdan sonra fotoğraf çekimiyle gazeteden ayrılıyoruz.

Bangladeşliler kurban bayramını, saat farkından dolayı Türkiye’den bir gün sonra kutladılar. Bayram sabahı, hazırlıklarımızı yapıyoruz. On binlerce insanın bayram namazı kıldığı “Eid Gah” meydanına ulaşıyoruz. Bayram namazını kılmak için kontrol noktasından geçerek yerimizi alıyoruz. Muhteşem bir kalabalıkla bayram namazı kılıyoruz. Bangladeşliler Türkiye’den olduğumuzu öğreniyorlar bizlerle bayramlaşmak için yoğun ilgi gösteriyorlar, bu yoğun ilgiden memnuniyet duymamak mümkün mü? Kahvaltı için bir Bangladeşli misafirperverin evine doğru yol alıyoruz. Bayram günün heyecanı dorukta!

Kurban ibadeti, Hz Âdem ile başlayıp, Hz İbrahim’in rüyasında oğlu Hz İsmail’i kurban ettiği kıssasıyla günümüze kadar, ümmetlerin yerine getirdikleri bir vazife olmuştur.Kıssada Hz İsmail: “Babacığım emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulursun” der. Her ümmette kurban kesmenin olduğunu ayeti kerimelerden öğreniyoruz. Türkiye Müslümanları kurbanın mana vefaziletini anladıkları için bizleri kendi adlarına kurban kesme vekâleti için Bangladeş’e vazifelendirmişlerdir. Evet,sorumluluğumuz ağır, insanların ibadeti vekâletini yerine getirmenin gerçekten çok değerli olduğuna inanıyoruz.

IHH ortak IAB (Islamic Aid Bangladesh) kurumun yetkilileri ile kurban kesim yerlerine doğru yol alıyoruz. Cadde ve sokaklarda Bangladeşlilerin kurban kesimlerine şahit oluyoruz. Kurban kesimi için belediye tarafından yer tayinin yapılmadığını görüyoruz. İnsanların gelişi güzel yerlerde kurbanları kesmeleri, cadde ve sokaklar da farklı kurban kesim görüntülerine sahne oluyor.

IHH kurban organizasyonu ile yapılan ilk kurbanlık bölgesine ulaşıyoruz. Kurban kesim yerlerinin uygun olmadığını patner kurum yetkililerle paylaşıyoruz. Ama ne çare!Kurbanların farklı bölgelerde kesilecek şekilde organizasyonu yapılmıştır. Kurbanların kesim sonrası et dağıtımlarının daha kolay olması için kurban kesimlerinin farklı noktalarda olması bence de yerinde bir faaliyet olduğunu düşünüyorum.Tekbirlerle kurbanları kesiyoruz. Kesilen kurbanlar parçalanıyor yoksullara dağıtılacak şekilde paketleniyor.Bizler de kesim anında olduğumuz gibi kurban etlerinin dağıtımında yardımcı oluyoruz. Rabbim tüm kurban bağışında olanların kurbanını mübarek eylesin. Âmin…

Kurban vazifemizi tamamladıktan sonra ülkede kurum ziyaretlerine başlıyoruz. Hayır kurumlarının çalışmaları hakkında bilgiler alıyoruz. Kurumların eğitimlerine, bölge öğrencilerinin meslek eğitimlerine yardımcı olmak için yirmi adet dikiş makinesi satın alarak kurumlara ikişer adet halinde dağıtımını yapıyoruz. Heyetimizin düşüncesi; bu makinelerden alacakları eğitimle ülkede ki tekstil sektöründe iş bulabileceklerini ümit ediyoruz.

Bu hizmetler ülkemiz ve insanlığımız için gerçekten çok önemli ve kıymetlidir. Bu ve buna benzer çalışmaların tüm sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumları tarafından desteklenmesinin global dünyamızda Türkiye’nin eksen etkinliğini daha güçlendireceğinin altını çizebiliriz.İnsanımızın cömertliği ve kadirşinaslığı kıtalar arası yankılanmaktadır. Bu yankılanmayla daha gür sinerjiyi elde ederek halkın bu gayretini ve özverisini boşa çıkarmamalıyız. Eksikliklerimizi ve yetersizliklerimizi zaman içinde gidermek için eğitimler alınmalı. Tüm hayır kurumlarının yurt dışı yardımlarında sadece yardım yapıp geri dönmemeliler. Bu hizmetleri ülkenin vatandaşlarından devam ettirebilecek gönül insanlarını yetiştirmek için çalışmalar yürütülmeli düşüncesindeyim. İnsanlara balık vermeyi değil balık tutmayı öğretmek için gerekli önlemler ve tedbirler alınmalı yoksa yapılan hizmetler o bölge insanının acılarını dindirmeyecektir. Bu düşüncemle; bölge insanlarının örf ve ananelerini eleştirmek değil çalışma metotlarını daha verimli hale getirmek için gerekli yatırımlar ve yaptırımların tüm sivil toplumlar tarafından yapılmasının uygun olacağını birçok kuruma yaptığımız ziyaretler sonucu anlıyorum.Tüm sivil toplumlar hayırda yarışarak, dünyanın her köşesinde, Türkiye’denim çığlıklarıyla yükselsin…

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here