İstanbul – Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM), Sri Lanka Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “Türkiye–Sri Lanka İlişkilerinde Yeni Ufuklar” başlıklı uluslararası sempozyum, diplomasi, jeopolitik, ekonomi, kültürel diplomasi ve akademik iş birliği eksenlerinde kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. İki oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda, Türkiye ile Sri Lanka arasındaki ilişkiler tarihsel derinliği, güncel krizleri ve geleceğe dönük stratejik fırsatlarıyla ele alındı.
“Sürdürülebilir diyalog ve çok boyutlu iş birliği”
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Cemal Demir (GASAM Başkanı), etkinliğin temel amacının iki ülke ilişkilerini yüzeysel temasların ötesine taşıyarak çok boyutlu ve sürdürülebilir bir zemine oturtmak olduğunu vurguladı. Demir, “Bu sempozyum; Türkiye ile Sri Lanka arasındaki diplomatik, ekonomik, kültürel ve akademik ilişkileri daha derinlikli bir zeminde ele almayı, karşılıklı anlayışı güçlendirmeyi ve iki ülke arasında kalıcı iş birliklerine kapı aralamayı amaçlamaktadır” dedi. Değişen küresel dengeler çerçevesinde Türkiye–Sri Lanka ilişkilerinin ciddi bir potansiyel barındırdığına dikkat çeken Demir, yapılacak akademik tartışmaların somut politika önerilerine dönüşmesini önemsediklerini ifade etti.
“Üniversiteler doğru bilginin merkezidir”
Prof. Dr. Yaşar Bülbül (İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektör Yardımcısı) ise üniversitelerin yalnızca eğitim kurumları değil, aynı zamanda doğru bilginin üretildiği stratejik merkezler olduğunu vurguladı. Türkiye’nin son yıllarda daha kapsayıcı ve ortak faydayı önceleyen bir dış politika anlayışı benimsediğini belirten Bülbül, “Türkiye bugün, millî gelirine oranla dünyada en fazla insani yardım yapan ülkelerden biridir. Bu yaklaşım paylaşma kültürüne ve kul hakkı hassasiyetine dayanmaktadır” dedi. Sri Lanka’nın Türkiye’yi güvenilir bir ortak olarak görmesini son derece isabetli bulduğunu kaydeden Bülbül, akademik bilginin yanlış algılarla mücadelede kritik rol oynadığını ifade etti.
“İlişkiler yeni ve umut verici bir döneme girdi”
Sempozyuma çevrim içi olarak katılan Niluka Kadurugamuwa (Sri Lanka Türkiye Büyükelçisi), Türkiye–Sri Lanka ilişkilerinin yeni bir ivme kazandığını belirtti. Kadurugamuwa, “Bugünkü buluşmamız, küresel dönüşümler ve bölgesel yeniden yapılanmalar bağlamında ilişkilerimizin umut verici bir döneme girdiğine olan inancımızı yansıtmaktadır” dedi. İki ülke arasındaki dostluğun modern diplomasiden çok daha eskiye dayandığını vurgulayan Büyükelçi, 2025 itibarıyla Sri Lanka ekonomisinin toparlanma sürecine girdiğini, büyüme rakamlarının reformların somut sonucu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin doğal afet sonrası gösterdiği dayanışmanın Sri Lanka halkı nezdinde derin bir takdirle karşılandığını belirten Kadurugamuwa, stratejik konumun iki ülke arasında tamamlayıcı bir ortaklık sunduğunu söyledi.

1. Oturum: Jeopolitik, Strateji ve Büyük Güç Rekabeti
“Karşılıklı bilinmezlik hâlâ sürüyor”
Birinci oturumun moderatörlüğünü üstlenen İskender K. Okyay (Büyükelçi), Sri Lanka ile Türkiye arasında uzun yıllar süren karşılıklı bilgi eksikliğine dikkat çekti. 2013’te Sri Lanka’ya büyükelçi olarak atandığında her iki toplumun da birbirini yeterince tanımadığını belirten Okyay, “Sri Lanka’da Türkiye’nin nerede olduğu, Avrupa mı Orta Doğu mu olduğu dahi net değildi. Aynı bilinmezlik Türkiye için de geçerliydi” dedi. Bu tür akademik etkinliklerin algı bariyerlerini yıkmak açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Okyay, iki ülkenin terörle mücadele, kalkınma ve ekonomik zorluklar gibi ortak deneyimlere sahip olduğunu ifade etti.
“Asya-Pasifik Türkiye’nin gündeminde hak ettiği yerde değil”
Prof. Dr. İsmail Ermağan (İstanbul Medeniyet Üniversitesi), Türkiye’nin Afrika konusunda ciddi bir entelektüel birikim oluşturduğunu ancak Asya-Pasifik için aynı durumun geçerli olmadığını söyledi. “Asya-Pasifik, küresel rekabetin merkezinde olmasına rağmen Türkiye’nin gündeminde hâlâ hak ettiği yeri bulamamaktadır” diyen Ermağan, Sri Lanka’nın Çin ve Hindistan arasında denge arayışındaki konumunun Ankara açısından stratejik fırsatlar sunduğunu vurguladı. Türkiye’nin kolonyal geçmişi olmayan, güven veren bir ortak olarak öne çıkabileceğini ifade etti.
“Türkiye’nin denge politikası Sri Lanka için referans olabilir”
Dr. Hayati Ünlü (Milli Savunma Üniversitesi) ise Güney Asya’nın büyük güç rekabetinin en yoğun yaşandığı bölgelerden biri olduğunu belirtti. Sri Lanka’nın IMF, Çin ve Hindistan arasında denge kurmaya çalışan bir dış politika izlediğini vurgulayan Ünlü, “Türkiye’nin büyük güçlerle aynı anda ilişki kurabilen nadir ülkelerden biri olması, Sri Lanka için önemli bir deneyim paylaşımı imkânı sunmaktadır” dedi. Denizcilik ve okyanus merkezli stratejik düşüncenin Türkiye dış politikasında daha görünür hâle gelmesi gerektiğini ifade etti.
“Kültürel diplomasi olmadan kalıcı ilişkiler kurulamaz”
Eranda Mahagamage (İstanbul Medeniyet Üniversitesi), Türkiye ile Sri Lanka arasında kültürel ve akademik bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Türk edebiyatı ve sinemasına Sri Lanka’da ciddi bir ilgi olduğunu belirten Mahagamage, bu ilginin sistematik bir kültürel diplomasiyle desteklenmediğini söyledi. “Edebiyat ve sanat paylaşımı olmadan kalıcı ilişkiler kurmak mümkün değil” diyen Mahagamage, çeviri faaliyetlerinin stratejik bir araç olduğunu vurguladı.
“Kültürel diplomasi ve turizm ayrılmaz bir bütündür”
Dr. Hediye Gamze Türkmen (29 Mayıs Üniversitesi), Covid-19 pandemisinin turizmin kırılgan yapısını açıkça ortaya koyduğunu, ancak aynı zamanda sektörün uyum ve yenilik kapasitesini de görünür kıldığını belirtti. Türkmen, “Kültürel diplomasi, halklara doğrudan temas eden en etkili yumuşak güç araçlarından biridir; turizm ise bunun en doğal uygulama alanıdır” dedi. Sri Lanka’nın pandemi öncesi turizm markalaşmasını başarılı bir örnek olarak gösteren Türkmen, Türkiye–Sri Lanka ilişkilerinde kültür ve turizmin birlikte ele alınmasının kalıcı iş birlikleri için güçlü bir zemin sunduğunu söyledi.

2. Oturum: Kültürel Diplomasi, Ekonomi ve Küresel Sistem
“Mesafeler fiilen ortadan kalktı”
İkinci oturumun moderatörlüğünü yapan Aydın Özü (Sri Lanka İstanbul Fahri Konsolosu), Türkiye–Sri Lanka ilişkilerindeki kurumsal ilerlemeye dikkat çekti. Türk Hava Yolları’nın Colombo uçuşlarının başlamasının sembolik ve pratik önemine işaret eden Özü, “Bugün İstanbul’dan Colombo’ya doğrudan ulaşmak mümkün. Artık ‘Sri Lanka nerede?’ sorusu anlamını yitirdi” dedi.
“Hint Okyanusu jeopolitiği doğru okunmalı”
Oturumda yeniden söz alan İskender K. Okyay (Büyükelçi), Sri Lanka’nın Hint Okyanusu’ndaki stratejik konumunun tarih boyunca hem avantaj hem de dezavantaj ürettiğini ifade etti. Ülkenin çok katmanlı etnik ve dinî yapısına dikkat çeken Okyay, Sri Lanka’nın yalnızca deniz turizmiyle değil, köklü medeniyet mirasıyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Çin faktörü tek başına açıklayıcı değil”
Dr. Sibel Karabel (İstanbul Gedik Üniversitesi), Çin–Sri Lanka ilişkilerinin tarihsel derinliğine dikkat çekerek Hambantota Limanı örneği üzerinden yürütülen “borç tuzağı diplomasisi” tartışmalarının indirgemeci olduğunu söyledi. Karabel, Sri Lanka krizinin yalnızca Çin’le değil, küresel finans sistemiyle de bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Borç krizi küresel sistemin ürünüdür”
Prof. Dr. Arzu Al (Marmara Üniversitesi), Sri Lanka’nın yaşadığı borç krizinin küresel finansal kapitalizmin yapısal asimetrilerinden bağımsız ele alınamayacağını belirtti. Çin kredilerinin toplam borç içindeki payının sınırlı olduğuna dikkat çeken Al, asıl kırılganlığın Batılı özel kreditörlere bağımlılıktan kaynaklandığını vurguladı.
“Tarihsel bağlar yeniden keşfedilmeli”
Gazeteci-yazar Aslan Balcı, Sri Lanka’nın Türkiye için önemli dersler barındırdığını ifade ederek, Osmanlı’nın 16. yüzyılda Portekiz sömürgeciliğine karşı bölgedeki varlığına dikkat çekti. Bu tarihsel mirasın günümüz ilişkileri için güçlü bir zemin sunduğunu söyledi.
Yeni bir stratejik sayfa
Sempozyum, Türkiye–Sri Lanka ilişkilerinin yalnızca diplomatik temaslarla değil, akademik bilgi, kültürel diplomasi ve jeopolitik farkındalıkla güçlenebileceğini ortaya koydu. Katılımcılar, iki ülke arasında Hint Okyanusu merkezli yeni bir stratejik diyaloğun mümkün olduğu konusunda ortaklaştı.