GASAM’dan Stratejik Analizler Paneli

Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) işbirliğinde “Güney Asya Ülkeleri ve Türkiye İlişkileri, Stratejik Analizler” ana temasında panel düzenledi.GASAM ve DPÜ tarafından gerçekleştirilen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Paylaş

Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) işbirliğinde “Güney Asya Ülkeleri ve Türkiye İlişkileri, Stratejik Analizler” ana temasında panel düzenledi.

GASAM ve DPÜ tarafından gerçekleştirilen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Etkinlikte GASAM Başkanı Cemal Demir, ‘Türkiye ve Güney Asya İlişkilerinde İletişim’, Prof. Dr. İsmail Ermağan, ‘Dünya Siyasetinde Hindistan ve Türkiye İlişkileri’,  Dr. Barış Adıbelli, ‘Güney Asya’da Pakistan’ın Jeopolitik Yeri ve Türkiye’nin Pakistan Politikası’, Gazeteci-Yazar Aslan Balcı, ‘Türkiye ve Güney Asya Ülkeleri Arasındaki Stratejik İlişkiler’, Dr. Hayati Ünlü, ‘Büyük Güç Rekabeti Çağında Güney Asya Ülkeleri ve Türkiye İlişkileri’ konularında sunumlarını gerçekleştirdiler.

Demir: Türkiye ‘Yumuşak Güç’ 

Panelin açılış konuşmasını yapan GASAM Başkanı Cemal Demir, Güney Asya ve ülkeleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Bölgenin stratejik öneme sahip olduğunu belirten Demir, ”Türkiye, 85 milyonluk nüfusu, gelişen büyüyen sosyoekonomik ve Afro – Avrasya ana kıtası ortasında kara, hava, deniz ve jeostratejik konum ile bölgesel ve küresel yumuşak güç olarak öne çıkmaktadır.” dedi.

Demir şöyle devam etti: “Türkiye Avrasya ve Afrika ülkeleriyle arasındaki tarihi, kültürün ve siyasi bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi NATO, AGİT, İslam İşbirliği Teşkilatı, D-8 gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve geliştirdiği aktif dış politikası ile küresel platformda önemi gittikçe artan bir aktör hale gelmiştir. Türkiye, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan stratejik öneme sahip kuruluşlar arası sahnede önemli rol oynayabilecek bir ülkedir. Türkiye ve Güney Asya ülkelerin karşılıklı potansiyelleri ve mevcut ilişkilerin stratejik iş birliğe dönüştürülmesinde iletişim kaynakları oldukça önem arz etmektedir. Hayatın ve devletin temel doğasını belirleyen meydan okumalar, kaynak, paylaşım süreci, üretim, tüketim, büyüme, hayatın her alanında değişen devlet doğası ve yönetim temelinde sert güçten, yumuşak ve akıllı güce geçiş, devletlerarasındaki iletişimin temel inşasını oluşturmaktadır. Bölgeyle Türkler arasındaki siyasi ve kültürel ilişkiler 10. yüzyıla kadar geri gitmektedir. Yani Gazneliler devletin kuruluşu ile başlayan Sultan Mahmut döneminde devlet teşkilatı en yüksek seviyeye ulaşmış ve devamında Babürlüler Hint alt kıtasında 1857 yılına kadar hüküm sürmüştür. Türkiye, Güney Asya arasındaki tarihi, siyasi ilişkiler çok yönlü platformlarda duygusal olumlu seyir izlemekle birlikte, halklar arasındaki derin sempatiye rağmen, reel siyasi ve ekonomik politikalarda ikili ilişkiler beklenenin oldukça gerisindedir. İşte Anadolu ve Güney Asya arasındaki ilişkiler, spesifik duygusallık ve gerçeklik parametre bir durum almıştır. Gönül coğrafyamızla olan iletişim süreçlerinde maksimum verim alınamamaktadır. Bölge ve ülkelerin potansiyelleri ancak güçlü objektif ikili iletişimle inşa edilebilir. İletişimin tarihi insanlık tarihiyle başlar. Türkiye ve güney Asya ülkeler arasındaki sürdürülebilir iletişim için kaynak ve hedefler çok önemlidir. Akademik çalışmalar, bölge ülkeleriyle iletişim kurmamızda önem arz etmektedir. Anadolu ve Güney Asya ile ilgili literatür eksikliği, bilinirliğin az olmasına sebep olur. Bundan dolayı da akademisyen dostlarımıza oldukça önemli görevler düşmektedir. Anadolu ve Güney Asya’da bilgelik havzasını keşfetmeye kendini adamış akademisyen ve araştırmacılar, iki toplumun kutup yıldızları olacaktır. Bu kutup yıldızları, güney ve kuzey yarım kürede Anadolu diasporasının mihenk taçları olacaklar” dedi.

Adıbelli: Pakistan Nükleer Silaha Sahip tek Müslüman Ülkedir

Akademisyen Dr. Barış Adıbelli ise, Güney Asya’nın Türkiye’de ülke bazında bilinen ama bölge bazında çok bilinmeyen aslında ülke bazında da çok fazla bilgi sahibi olunmayan bir bölge olduğunu vurguladı.

Türkiye-Pakistan ilişkilerine ilişkin konuşan Adıbelli,” Pakistan ve Azerbaycan’ın Türkiye için ayrı önemi var. Her iki ülke de kardeş ülke olarak sınıflandırılıyor. Türkiye ile Pakistan arasında askeri savunma alanında çok önemli ilişkiler var. Dostluğumuz, kardeşliğimiz çok öncelere dayanıyor. Pakistan Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin terörle mücadelesinde, Kıbrıs meselesinde her zaman BM mekanizmasında her zaman Türkiye’nin yanında durmuştur. Türkiye de özellikle Pakistan’ın Hindistan ile olan sorunlarında, Keşmir konusunda destek vermiştir. Türkiye Pakistan’a 30 ATAK helikopteri verecek. Yine iki ülke arasında ortak tatbikatlar yapılıyor. Gelecekte iki ülke arasında bir nükleer işbirliğinin gündeme gelmesi sürpriz olmayacaktır. Pakistan nükleer silaha sahip tek Müslüman ülkedir.” dedi.

Balcı: Türkiye Güney Asya’ya Çok Uzak Değil

Gazeteci-Yazar Aslan Balcı, Güney Asya’nın Türkiye’ye çok uzak bir bölge olmadığını vurguladı. Türkiye’nin son dönemde Güney Asya’ya yönelik politikasını değiştirdiğini belirten Balcı şöyle devam etti:

“Biz Avrupa ile ilişkilerimizin yanına Güney Asya’yı da katmış olduk. Türkiye bunu “Yeniden Asya” projesi olarak değerlendiriyor. Biz onlara bir şeyler verebiliriz, onlar da bize bir şeyler verebilir. Peki bu neden gerçekleşmiyor? Kültürlerimiz farklı. Bizler bölgenin dinamiklerini baz alarak oraya yönelik işler yapabiliriz. Sri Lanka ile ilişimiz Osmanlı öncesine dayanıyor.  Kurtuluş Savaşı’nda da oradaki insanlar o zor zamanlarda elini taşın altına koyarak yardım etmişlerdir. Bölgede en stratejik ortağımız Pakistan’dır. Pakistan ile stratejik ilişkiyi MİLGEM Projesi ile ortaya koyduk. 2018’den beri başlayan projede 2 gemi Tuzla’da 2’si Pakistan’da üretiliyor. Ancak ticari olarak hedefimiz 5 Milyar dolar olmasına rağmen halen 1 Milyar dolardayız bu çok düşük. Hindistan ile ilişkilerimiz çok ilerde değil bunun sebebi de Keşmir bölgesidir. Hindistan 1947’de devletlere ayrıldığında Keşmir Pakistan’a katılma kararı aldı. Ancak Keşmir stratejik bir bölgede olduğu için Hindistan bırakmak istemiyor. O zamandan beri Cammu Keşmir işgal altında kaldı, bizim Kıbrıs gibi ikiye bölündü. Hindistan hiçbir BM kararını kabul etmedi İsrail gibi. Biz hep Pakistan ile aynı noktadayız. Bundan dolayı Hindistan bize hep düşmanlık besler. “ dedi.

Ünlü: Çatışmalar Maliyetlidir Ama Bazen İşbirliği Çatışmadan Daha Maliyetli Olabilir

Akademisyen Dr. Hayati Ünlü, ilişkilerin yumuşak güç bağlamında geliştiğini ama meselenin stratejik boyutunu da meseleye dahil etmek gerektiğini vurguladı.

“ Bütün ülkeler 15-20 yıl sonrasında savaş alanının nasıl olacağını tartışıyorlar” diyen Ünlü, şöyle devam etti:

“Türkiye’deki tartışmalardan biri de Türkiye’nin savaş tarzını değiştirmesi gerektiğidir. Yeni tartışmalar üzerinden ilişkiler derinleştirilebilir mi tartışmasını daha fazla yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sadece Pakistan ile değil aynı zamanda Sri Lanka ile de, Bangladeş’le de ne kadar aktör varsa bu tartışmayı belki bu dinamikler üzerine oturtabiliriz. Çatışmalar maliyetlidir ama bazen işbirliği çatışmadan daha maliyetli olabilir. Türkiye 1970’lerden bu yana daha çok terörle mücadeleye endeksli bir savaş tarzı geliştirdi ama ABD stratejisinin başına artık caydırıcılığı koyuyor. Güncel tartışmalarda teknolojiye önem veriliyor ama gelecek savaşın teknolojinin bittiği yerde başlayacağı düşünülüyor. Çünkü eğer sistemler kitlenirse en ilkel koşullarda hazırlanmak gerektiği konuşuluyor. Biz yıllardır yumuşak güç ve kültürel ilişkileri arttırma üzerinden gittik, bunlar çok önemli. Pakistan ve Hindistan ile konuştuğumuzda hem Türkiye’nin yükselen teknolojisi hem de NATO’da ikinci güç olması dikkatle takip ediliyor.” dedi.

Ermağan: Dünyada Sadece Avrupa ve ABD Yok

Akademisyen Prof. Dr. İsmail Ermağan da bu organizasyonları çok önemsiyorum. Türkiye bu organizasyonlar üzerinden kendini var edebilir.

Güney Asya’daki ülkelerin kültürünü, coğrafyasını, ekonomisini, Türkiye ile olan ilişkilerini nasıl irdeliyoruz? Ne kadar gündemimizde alıyoruz? Dünyada sadece Avrupa, ABD, Rusya yok. Asya Pasifik ülkeleri de var ve verilere 2050’lerde dünyanın en büyük 1. ekonomisi Çin, 2. Ekonomisi Hindistan olacak.  Hindistan bu anlamda büyük önem arz ediyor. Türkiye’nin 2019’da “Yeniden Asya” stratejisi, girişimi başladı. Asya Pasifik ülkeleri ile ilişkilerde emekleme dönemindeyiz ama ilişkileri geliştirmeyi öğreneceğiz. Hindistan ile ilişkileri geliştirmeyi öğreneceğiz. Hindistan ve Çin Türkiye ile ilişkileri geliştirmeyi düşünecek. Çünkü bu dünyanın sepeti çeşitleyen dış politikaya ihtiyacı var. Her ülkenin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin bu ülkelere karşı dış ticaret açığı var. Bunun neden böyle olduğunu ve ilişkilerin nasıl gelişeceğini irdelemek lazım. Dünyada 600 milyonluk bir Avrupa var. 130 milyon ABD, 650 milyonluk Latin Amerika var. 1,5 milyar nüfusu olduğu söylenen Afrika var. Fakat Türkiye Asya Pasifik’in yükselen önemini çeşitli alanlarda görüyor.  Türkiye ticarette yüzünü Doğu’ya dönmelidir.” dedi

Etkinliğin sonunda DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak panelistlere ve katılımcılara teşekkür ederek etkinliğe katkılarından dolayı GASAM’a ve Asya Pasifik Topluluğuna teşekkür etti.

Etkinlik, panelistlere hediye sunumunun ardından sona erdi.

Haber: Yusuf Atlıhan (07 Aralık 2023)

GASAM
GASAM
GÜNEY ASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ & SOUTH ASIA STRATEGIC RESEARCH CENTER

İlgili İçerikler

Son Yazılar