Dünyanın en büyük seçim organizasyonu olan Hindistan Genel Seçimleri’nin 11 Nisan’da başlayan ilk aşaması geride kaldı. Bu aşama, yedi etaplı seçim sürecinin ilk haftasını temsil ediyorken; bu aşamanın sonuçlarını öğrenmek için ise altı aşama sonrasına karşılık gelen 19-23 Mayıs tarihlerini beklemek gerekmektedir. Andhra Pradesh, Telangana, Uttarkand, bazı kuzey doğu eyaletleri ve bazı Birlik Bölgeleri’ndeki seçmenler ilk ve tek oy kullanma tarihleri için sandık başına gitmişlerken; Assam, Bihar, Chhattisgarh, Cemmu ve Keşmir, Maharashtra, Odisha, Uttar Pradeş ve Batı Bengal gibi yerler için de seçmenler oylarını belli seçim bölgelerinde kullanmaya başlamışlardır. Neticede Lok Sabha sandalyelerinin altıda birine karşılık gelen 91 milletvekili seçiminin sonuçları bu aşamayla belirlenmiş olacaktı.

Seçimler başlamadan hemen önce ilk olarak Kongre Partisi, akabinde de BJP kendi seçim manifestolarını açıklamışlar ve seçimlere giriş yapılırken gündemi kendi öncelik verdikleri konular üzerinden inşa etmeye çalışmışlardı. Bu doğrultuda BJP, özellikle Pulvama saldırısı sonrası gündemden hiç düşürmediği ulusal güvenlik konusunu ön plana çıkarmışken; Kongre Partisi ise manifestosunun merkezine işsizlik ve istihdam konularını koymuştu. Dolayısıyla seçim öncesi Hint kamuoyu, manifestolardaki mesajları, seçmenlerin kaygılarını ne ölçüde aldıklarını ve partilerin iktidar için verdikleri sözlerini yerine getirebilme ihtimallerini tartışmaya odaklanmışlardı. Siyasi partiler ise, birbirleriyle rekabet kadar, adaylarını belirlemeye ve sandalye paylaşım ittifaklarına odaklanmışlardı.

Seçim öncesi gündemdeki diğer önemli bir konu ise siyasilerin birbirlerini kanunlarla belirlenen Model Davranış Kuralları’nı ihlal ettikleri gerekçesiyle Seçim Komisyonu’na şikâyet etmeleriydi. Hatta bu kapsamda Seçim Komisyonu, 10 Nisan’da Başbakan Modi’nin hayatını konu alan filmin yayınlanmasını askıya almıştı ve seçimlerin sonuna kadar seçimleri etkileyebilme ihtimali üzerinden yayınlanmaması gerektiği kararını almıştı. Diğer yandan ise muhalefet, Elektronik Oy Makineleri ile ilgili çekincelerini dile getirmekteydi. Öyle ki Elektronik Oy Makineleri’ni modernize eden BJP’nin seçimleri kendi lehine etkileyebilecek bir müdahalede bulunduğunu iddia ediyorlardı. Son olarak ise ülkede her seçimde kaçınılmaz olarak ortaya çıkan şiddet olayları yeniden ihtimal dâhilinde görülüyordu. Öyle ki 2014 yılında Modi’nin Bihar’daki mitingi sırasında patlatılan bombalar, seçimlerin gidişatını yedi haftalık süreç içerisinde etkileyebilmişti. Seçimlere bu şekilde yoğun tartışmalarla girilmişken, CSDS-Lokniti şirketinin seçimler üzerine yayınladığı anketi, BJP’nin iktidara geri döneceğini, ancak bunun sadece bir koalisyonun parçası olarak gerçekleşebileceğini öngörüyordu. Yani BJP, tek başına iktidara gelebilecek yeterli sayıda çoğunluğa ulaşamayacaktı. Ancak 2014 yılında da benzer tespitlerde bulunuluyorken, Modi dalgası öngörülemeyecek bir zafer kazanmıştı.

Birinci Aşamada Neler Oldu?

Seçimlerin ilk aşamasının, Batı Bengal, Andra Pradeş, Chhattisgarh, Tripura, Maharashtra ve Bihar’daki bazı seçim bölgelerinden gelen tek tük şiddet eylemleri, şikâyet ve itirazın dışında genel olarak başarıyla sonuçlandığı söylenebilir. Öyle ki 18 eyalet, iki Birlik Bölgesi ve diğer muhtelif eyaletlere yayılan 91 seçim bölgesindeki genel seçmen katılımı yüzde 69.43 olarak gerçekleşmiş olup, 2014 Genel Seçimleri’ndeki yüzde 66.44 oranıyla karşılaştırıldığında Hindistan’ın kendine has nüfus yoğunluğu özelinde önemli bir yükselişe şahit olunduğu görülmektedir.

Bu açıdan tek tek bazı bölgeler analiz edilecek olursa, örneğin Andra Pradeş’te yüzde 78.14 olarak seçmen katılımı kayıtlara geçmişken, rekabetin iki ana akım partinin dışında, iki temel bölgesel parti olan Telegu Desam Partisi (TDP) ve YSR Kongre Partisi (YSRKP) arasında geçtiği söylenebilir. bu açıdan N. Chandrababu Naidu’nun TDP’si ve Y.S. Jagan Mohan Reddy’nin YSRCP’si arasında Elektronik Oylama Makineleri’nin hatalı çalışması ile ilgili birkaç şiddetli çatışma yaşanmış olsa da, burada Seçim Komisyonu’ndan sorumlu isimler tarafından yapılan seçimlerin büyük tatmin edici olduğuna dair açıklamalar gelmiştir.

Hindistan’ın en yeni eyaleti olan Telengana’da ise oylama, bir Komünist gerilla hareketi olan Naksalitlere karşı sağlanan geniş çağlı güvenlik organizasyonuyla genel olarak barışçıl bir şekilde ilerlemiştir. Bununla birlikte, genel manada Telengana’da katılım oranlarının oldukça düştüğü raporlara yansımıştır. Yüzde 62.69 gibi bir katılım oranı eyalet genelinde ortaya çıkmışken, Başkent Haydarabad’da ise bu oran yüzde 39.49 sevilerine kadar düşmüştür. Rekabet konusunda ise büyük bir tartışma söz konusu değilken, bugüne kadar Telengana’nın Başkenti Haydarabad ile birlikte ayrı bir eyalet olarak ortaya çıkması gerektiğini savunan Telangana Rashtra Samithi’nin (TRS), Telangana’nın 17 Lok Sabha koltuğunu ezici bir çoğunluk ile kazanması beklenmektedir.

Assam, Tripura, Sikkim, Arunaçal Pradeş, Meghalaya, Nagaland, Manipur ve Mizoram gibi  Hindistan’ın 8 Kuzeydoğu eyaletine baktığımız zaman da katılımın sırasıyla yüzde 68, yüzde 81.8, yüzde 69, yüzde 66, yüzde 67.2, yüzde 78, yüzde 78.2, yüzde 60 seviyelerinde olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle Sol siyasetin eskiden iktidarda olduğu bölgelerdeki katılımın yoğunluğu dikkatleri çekmektedir. Birinci aşama mücadelesi buradaki Kuzeydoğu eyaletlerine yayılmış 25 Lok Sabha sandalyesinin 11’i için gerçekleşmekteyken; 2014 yılında olduğu gibi Kuzey-Doğu’dan çeşitli bölgesel partilerle sıkı bir ittifak siyaseti takip eden BJP, burada 25 sandalyeden 20 ila 22’sini kazanmayı hedeflemektedir. BJP buradaki ittifak politikalarına o kadar hassas davranıyor ki, kendi lideri olduğu ana akım ittifak grubu olan Ulusal Demokratik İttifak (NDA) dışında, burada Kuzey Doğu Demokratik İttifakı (NEDA) adında özel bir ittifak ilişkisi geliştirmeye çalışmıştır.

Birinci aşama seçimleri için ilginç bir gidişat ise Uttar Pradeş, Maharashtra ve Bihar’da gerçekleşmektedir. Genellikle katılımın düşüklüğü ile bilinen söz konusu eyaletler, geleneğin dışına çok fazla çıkmayıp katılımda sırasıyla yüzde 63.7, yüzde 56, yüzde 50 bantlarında kaldığı görülmüştür. Ancak son yıllarda özellikle eyalet seçimlerinde BJP katılımı arttırmayı başararak ittifaklarıyla birlikte buralarda belli bir başarı kazanabilme kabiliyeti geliştirmişti. Bu açıdan en yüksek sandalye sayılarına sahip olan eyaletlerin başında gelen Uttar Pradeş, Maharashtra ve Bihar gibi yerlerde arzu ettiği oy oranı ve sandalye sayılarına ulaşamayacak bir BJP’nin iktidardaki konumunun da eskisi gibi güçlü olması beklenemeyeceği tartışılmaya başlanmıştır. Nitekim seçim öncesi anketiyle BJP’ye güven yükleyen CSDS-Lokniti Direktörü Sanjay Kumar’ın yeni saha çalışmaları tahminlerinin değişmesine yol açmış ve örneğin Uttar Pradeş’teki düşük seçmen katılımının BJP adına beklenen 32-40 arası bir sandalye sayısı yerine, sadece 20-25 arası bir sandalye kazanımına yol açabileceği iddialarını doğurmuştur. Bu tahminler de Mart-Nisan 2019 aylarından NArenda Modi’nin onaylanma oranlarının yüzde 55.28’lerden yüzde 43.25 seviyelerine düştüğünü açıklayan CVOTER-IANS araştırmasıyla aynı yönde olduğu görülmektedir.

Son olarak BJP ve Modi’nin ülkede yükselen en büyük rakipleri olan Trinamool Kongresi ve lideri Mamata Banerjee’nin en önemli rekabet alanı olan Batı Bengal’i ihmal etmemek gerekmektedir. Her ne kadar birinci aşamada 42 sandalyenin sadece 2’si için yapılan bir mücadele söz konusuysa da, yüzde 81’lik bir katılım oranı rekabetin sertliğini ortaya koymuştur. BJP ile Trinamool Kongresi arasındaki mücadele bir taraftan Modi ve Mamata arası karizmatik siyaset, diğer taraftan da Hindu milliyetçiliğine karşı Bengal bölgesel milliyetçiliği üzerinden tüm hızıyla devam ettiği görülmektedir. Çin’in Hindistan’a giriş yapabilme adına en büyük kozu olan Mamata’nın Batı Bengal’deki Çin mahallesinden aldığı destek ise seçimlerden şu ana kadar yansıyan ilginç anlardan birine karşılık gelmiştir. Tabi BJP ve Trinamool Kongresi arası mücadele kadar, uzun yıllar Batı Bengal’i yöneten Hindistan Komünist Partisi (Marksist)’in seçimlerden nasıl bir sonuçla çıkacağı merak edilen diğer bir noktadır.

Birinci Aşamadan İlginç Notlar

Hindistan seçimlerinde genel olarak kast ve sınıf siyaseti her zaman merkezi bir konum elde etmişken, bunun yanında birinci aşama, yeniden koalisyon siyasetinin, bölgesel parti ve meselelerin, yükselen işsizlik ve istihdam meselelerinin ve değişen sosyolojik yapıdaki kadın ve genç kesimlerin rolünün yükselmeye devam ettiğini ortaya koymuştur.

1970’lerden bu yana yükselen koalisyon siyaseti, yine bu seçimin de anahtarı olacak gibi görünmektedir. Birinci aşama seçim bölgeleri için BJP’nin birkaç eyaletteki koalisyon ortaklarıyla ittifakını sürdürmekte başarılı olduğu görülmekteyken;  Kongre Partisi ise özellikle Uttar Predeş’te BSP ve SP gibi partilerle BJP’ye karşı bir ittifak kurmada başarısız olmuştur. Kongre Partisi’nin ittifak deneyimleri, partinin seçimlerden önce kurduğu ittifakların aksine, seçimlerin sonucuna göre sandık sonrası kurduğu ittifaklarda daha başarılı bir profil çizdiğini ortaya koymaktayken; diğer yandan BSP ve SP’nin kendi aralarındaki ittifak ise Uttar Pradeş’te oyunun kurallarını alt üst eden bir girişim olmuştur. Uttar Predeş’te eskiden beri birbirlerine büyük bir rakip olan BSP ve SP’nin ittifakları BJP’nin sadece eyalette değil, ülke genelindeki kaderini de etkileyecek gibi görünmektedir. Daha sonraki aşamalar için de örneğin Delhi’deki Kongre ve Sıradan İnsanlar Partisi’nin ittifak görüşmeleri şuan büyük bir ilgiyle takip edilmektedir.

Bölgesel parti ve meselelerin önemi de ilk aşamada yeniden fark edilmiştir. Ne Kongre ne de BJP’nin Andhra Pradesh ve Telengana’daki 42 Lok Sabha sandalyesinin çoğunu kazanmaları beklenmektedir. Andra Pradeş’teki hem TDP hem de YSRCP’nin, Telengana’nın ortaya çıkışından doğan yerel Kongre karşıtı düşünceleri nedeniyle merkezdeki Kongre Hükümetini desteklemekte pek istekli olmayacakları tahmin edilmekle birlikte, BJP’ye de destekleri garanti edilememektedir. Örneğin TDP lideri Chandrababu Naidu’nun, BJP ve Kongre’ye alternatif olarak “Üçüncü Cephe” fikrine karşı olmadığı bilinmekteyken; Telengana’nın KCR’sı, TRS yönetiminde, çoğunluğu kazanacak tek bir partinin olmaması durumunda, ulusal “king maker” olma konusundaki tutkularını gizlememiştir. Diğer yandan BJP’nin merkezde çoğunluk hükümeti kurabilmesi için kuzeydoğudaki 25 Lok Sabha seçim bölgesinden iyi bir destek oranı alması gerekiyor. BJP’nin bunu sağlamak için geçen yıldan bu yana tartışmaya açtığı Vatandaşlık Değişikliği Yasası (2016) ve Ulusal Vatandaşlık Kaydı meselesi ise partinin desteğini ne kadar arttıracağı büyük bir soru işareti. Özellikle Müslüman nüfustan büyük bir tepki toplayan tartışmalar nedeniyle BJP, Asam’daki AGP ile olan ittifakını geçici olarak tehlikeye atmıştı. Bu açıdan tartışmaların ters tepme ihtimalini öngören analistler ile ve de yasanın olumsuz dalgasını teşvik eden Kongre politikasıyla, BJP’nin Kuzey-Doğu ülkelerindeki başarısı kesin görünmemektedir.

Bölgesel meselelerin ötesinde ülke geneli bir oy trendini teşvik eden ulusal gündem meseleleri ise istihdam ve işsizlik, ekonomik kriz, tarımsal huzursuzluk gibi başlıklardan oluşmuştur. BJP, bu meselelerdeki zafiyetini kapatmak için seçimlerin temel dinamiğini ulusal güvenlik meselesi üzerine çekmeye çalışsa da, Kongre ise bu noktada işsizlik ve istihdam konusunda vurgu yapmaya kararlı. Nitekim seçim manifestosunun merkezine de işsizlik ve istihdam tartışmalarını yerleştirmişti. Diğer yandan Demokratik Reformlar Derneği’nin 270.000’den fazla seçmen üzerinden yapmış olduğu anket, hem kırsal hem de kentlerde seçmenin birinci önceliğinin istihdam olduğunu ortaya koyması seçim gündemi için kritik olmuştu. Son olarak Kongre ve BJP manifestoları ülke kamuoyunda tartışılırken, Azim Premji Üniversitesi’nin Sürdürülebilir İstihdam Merkezi (CSE) tarafından yayınlanan bir raporu, Modi’nin meşhur belli banknotları tedavülden kaldırma (demonetization) politikasının bir sonucu olarak 5 milyon istihdam kaybının yaşandığını vurgulaması ülkedeki işsizlik konularını seçimlerin merkezine oturtmuş gibi görünmektedir.

Son olarak geçtiğimiz hafta muhalefet partilerinin oylama sürecinde Elektronik Oy Makineleri ve Davranış Kuralları’nı ihlal eden çeşitli adaylara ilişkin usulsüzlüklerle ilgili şikâyetleri de Hindistan medyasına hâkim oldu. Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin eylemsizliği nedeniyle eleştirdiği Seçim Komisyonu, BJP’den iki ve iki de muhalefet partisinden olmak üzere dört politikacıyı siyasetçilerin yasal olarak uyması gereken Davranış Kodları’na uymadıkları gerekçesiyle cezaya çarptırdı. Buna göre, BJP’li Uttar Pradeş Başbakanı Yogi Adityanath ve Samajwadi Partisi’nden Azam Han’a 72 saat boyunca ülke çapında bir kampanya yasağı konulmuşken; yine BJP’li Maneka Gandhi ve BSP lideri Mayavati’ye ise 48 saatlik bir yasak getirildi. Ayrıca Tamil Nadu’da 18 Nisan’daki tek oy verme tarihine kadar olan dahilinde, Gelir Vergisi departmanı ve Seçim Komisyonu’nun görevlileri tarafından seçmenlere rüşvet vermek için biriktirilen parayı ele geçirmek için baskınlar düzenlendi. Tarihi bir ilk olarak, Vellore seçim bölgesinde para gücünün kötüye kullanılması konusundaki tespit nedeniyle oylama iptal edildi.

İkinci Aşamada Bizleri Ne Bekliyor?

Yedi aşamalı oy verme sürecinin ikincisi 18 Nisan Perşembe günü başladı. Bu ikinci aşamada, seçimlerin 12 eyalete ve Puducherry Birlik Bölgesi’ne yayılmış olarak toplam 97 seçim bölgesinde ilerlemesi planlanıyor. Seçimler Assam, Bihar, Chhattisgarh, Cemmu ve Keşmir, Maharastra, Manipur, Orissa, Tripura, Uttar Pradeş ve Batı Bengal eyaletlerinde devam edecek. Bu aşama diğer yandan Karnataka eyaleti için 28 sandalyenin 14’ünün neticeleneceği iki seçim aşamasının ilki olacakken; Kongre, bölgesel parti olan Janata Dal (Secular) ile birlikte BJP’ye karşı mücadele verecek. Yine bu aşama Tamil Nadu için ilk ve son oylama tarihine karşılık gelmekte. Tamil Nadu’daki seçimler, iki kutuplu bir yarışmaya sahne olacakken; bir cephede BJP ve AIDMK ittifakı, diğer cephede ise Kongre ve DMK ittifakı yer alacak. AIDMK ve DMK liderlerinin rekabete iyice dahil olmasıyla, yerel kast temelli ittifakların mobilizasyonu belirleyici olacakken; ötekileştirmenin tekstil endüstrisi üzerindeki etkisi, çiftçiler arasındaki ekonomik huzursuzluk ve bir Sterlit tesisinin inşasına karşı protestolar gibi bölgesel meseleler de rol oynayabilecektir.

Seçimlerin Kuzey Doğu kanadında ise Ulusal Vatandaş Kaydı (NRC) uygulaması, BJP’nin doğudaki Assam ve Batı Bengal eyaletlerinde kilit seçim vaadi olarak vurgulanmaya devam edecektir. Bununla birlikte, BJP’nin Hindu olmayan göçmenleri sınır dışı etmek için bölücü eğilimi göz önüne alındığında, bu kampanyanın Seçim Komisyonu’nun Model Davranış Kuralları’na da uymadığı görülmektedir. Bu açıdan şikayet etmesi kesin olarak beklenebilecek muhalefet partileri sonrasında, Seçim Komisyonu’nun nasıl bir karar vereceği seçimlerin sonucunu da etkileyebilecektir.

Son olarak, önümüzdeki hafta Delhi’de Kongre ve AAP arasındaki ittifak görüşmeleri büyük bir önem arz edecek gibi görünmektedir. Yine iki büyük ulusal partinin manifesto vaatlerinin daha fazla medya analizini ve sonraki aşamalarda oy verme tarihlerine sahip seçim bölgeleri için henüz ilan edilmemiş aday adaylarının bazılarını görmeyi bekliyoruz. Ayrıca unutmamak gerekiyor ki hem birinci hem de ikinci aşama seçimler tamamlanacak olduğunda bile, sonuçlar 19-23 Mayıs tarihlerine kadar bilinemeyecek. Ancak yine de bu aşamaları takip etmek önemli, çünkü en azından seçmen katılımı bile bizlere belli fikirler verebilmektedir. Ayrıca partilerin seçimlerin gidişatına göre de strateji değişiklikleri ve kampanyalarında yeni açılımlara gitmeleri de bizlere sonuçlara ilişkin ilham olmaya devam edecektir.

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here