Rusya’nın öncülüğünde, Moskova’da yapılan ve 11 ülkenin davet edildiği toplantı, Taliban ile Afganistan hükümeti arasındaki görüşme sürecini meşrulaştırmak olarak okunabilir.

Şanghay İşbirliği Örgütü‘ne üye ülkelerin tam ortasında yer alan Afganistan‘a, ABD’nin 2001 yılında işgal hançerini saplamasıyla bozulan bölgedeki dengeler, bir türlü rayına oturtulamadı. Taliban‘ı yanına alarak bölgede elini güçlendirmeye çalışan Rusya’nın, geçtiğimiz hafta Moskova’da düzenlediği toplantı, pek de istediği şekilde sonuçlanmadı. Ama yine de Ruslar, “İlk adım her zaman önemlidir” ifadesini kullanarak, toplantıdan istenilen sonucun alındığını savunuyorlar. 1979’da işgali başlatarak, Afganistan’ın bu hale düşmesine sebep olan Rusya’nın, bugün ABD’yle savaşan Taliban’ın yanında yer alması ne anlama geliyor?

ABD raporları: Afganistan’da Taliban’la anlaşmak mecburiyetindeyiz

Afganistan’ın yeniden yapılanması için kurulan Afganistan teftiş kuruluna, ABD eski başkanı Barack Obama tarafından 2012 yılında özel başmüfettiş olarak atanan Brookings Enstitüsü’nden John F. Sopko, geçtiğimiz günlerde ABD Kongresine bir rapor sundu.

2008’de faaliyete başlayan ABD’nin Afganistan teftiş kurulu, ülkede yeniden yapılanma ve kalkınma projelerini takip ederek halkın talep ve şikayetleri üzerinden oluşturduğu raporlarını kamuoyuyla paylaşıyor.

Ülke genelindeki güvenlik durumu, kamu kurumlarının performansı ve ABD harcamalarının genel değerlendirilmesinin yapıldığı raporda Sopko, Afganistan topraklarının yarısının Taliban’ın kontrolünde olduğunu üst perdeden itiraf eden en yetkili ABD’li oldu. Raporda, ABD ve Afganistan yönetimlerinin ülkede sürdürülebilir barış ve güvenliğin Taliban ile uzlaşı ve siyasi anlaşmadan geçtiğini kabul ettiğine de yer verildi.

Ülkenin eski cumhurbaşkanı Hamid Karzai döneminde imzalanmayan ABD-Afganistan güvenlik anlaşması, Eşref Gani tarafından imzalanarak, ABD ve müttefiklerinin Afganistan’ın egemenliğini tehdit edecek derecede ülkede üs kurma dahil ciddi bir hareket kabiliyeti elde etmesine imkan sağlamıştı.

Afganistan’ın durumu

ABD’nin 2001 yılındaki işgali sonrası “istikrar” için milyarca dolar harcadığı, 2017 yılı verilerine göre yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranının yüzde 55’e yükseldiği Afganistan’da, uyuşturucu ekonomisine bağımlı hale getirilmeye çalışıldığı iddia edilen merkezi hükümet, ülke topraklarının yarısını kontrol edemiyor.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisine (UNODC) göre, ABD’nin Afganistan’a müdahale ettiği 2001’den beri afyon üretim sahaları 4 kattan fazla genişleyerek 328 bin hektara yükseldi. Afyon üretiminden elde edilen gelirin, gayrisafi yurtiçi hasılasında (GSYH) yüzde 19-32 arasında bir paya karşılık geldiği ve piyasa değerinin yaklaşık 5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Afganistan’da 407 idari bölgenin 226’sı devlet kontrolünde bulunuyor. Ancak, NATO Destek Misyonuna göre, Afganistan hükümeti son 3 yılda kontrolündeki bölgelerin yüzde 16’sını kaybetti. Taliban ve diğer örgütlerin etkisi altına giren bölgeler yüzde 5,5 oranında artış gösterirken, ilçelerin yüzde 32,4’üne karşılık gelen 132 yerde ise hükümet güçleri ile örgütlerin hakimiyet mücadelesi yaşanıyor.

Ancak 17 yıldır bölgedeki varlığına rağmen anlaşma yükümlülüklerini yerine getirmeyen ABD’nin ülkedeki varlığı, -barış görüşmelerinde- ‘ABD, Afganistan’ı temsil edemez” şeklinde yüksek sesle sorgulanır hale geldiği görülüyor.

Afganistan hükümetinin ümidi Halilzad

Rusya’nın öncülüğünde, Moskova’da geçtiğimiz cuma günü yapılan ve Taliban ile Afganistan hükümeti arasında ilk üst düzey doğrudan görüşmelerin gerçekleştiği toplantıya, ABD, Hindistan, İran, Çin, Pakistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan temsilcilerinin davet edilmeleri, Taliban ile Afganistan hükümeti arasındaki görüşme sürecini meşrulaştırmak olarak okunabilir.

Toplantıya katılmayan ABD’nin yeni atanan Afganistan özel barış elçisi Zalmay Halilzad, Taliban’ı savaşa son vermeyi kabul etmeye iknaya çalıştığı bir dönemde, Rusya’nın düzenlediği çok taraflı bu toplantının başarılı olması halinde kendi çabalarının boşa çıkmasından endişeleniyordu.

Moskova’daki toplantıdan bir gün sonra Afganistan’a gelen Halilzad, Pakistan, Katar ve BAE’yi ziyareti kapsamında geçen ay gerçekleştirdiği görüşmeler hakkında Cumhurbaşkanı Gani’yi bilgilendirerek, Afgan Hükümeti ve Taliban’ı resmi müzakereler için ekiplerini kurmaya çağırdı.

Taliban üzerindeki baskının ülkede barış yolunu açacak anahtar olduğunu düşünen Afganistan hükümeti, Halilzad’ın çabalarının devam edeceği ve somut sonuçlara erişileceği konusunda umutlu. Halilzad bir heyetle birlikte, 8 – 20 Kasım tarihleri arasında barış görüşmelerinin ikinci ayağı olarak Afganistan, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ı tekrar ziyaret edecek.

Rusya barış görüşmelerinden umutlu

Afganistan’ın istikrara kavuşturulması ve barış getirme çabaları konusunda ABD’den rol çalma hamlesi olarak adlandırılabilecek ve doğrudan müzakerelerin başlatılması için yapılan Moskova’daki toplantıda, tarafların, görüşmelere devam etme hususunda anlaşmaya vardıkları belirtiliyor.

Toplantının açılış konuşmasında, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Afganistan’ın jeopolitik oyunların oynandığı bir yer olmaması gerektiğini, Afganistan’ın problemleri sadece siyasi yollarla çözülebilir, bu müzakerelerin ülke topraklarında ulusal uzlaşma sürecini ve barışın yeniden tesisi için ortak diyalog kurma yolları aramayı amaçladığını dile getirdi. Lavrov, dış sponsorların desteğiyle terör örgütü DEAŞ’ın Afganistan’ı sıçrama tahtası haline getirmeye çalıştığına da işaret ederek, “Bu planı önlemek, Afganlara yardım etmek ve terör tehdidini ortadan kaldırmak bölgedeki tüm ülkelerin ve çok taraflı yapıların görevidir.” açıklamasında bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov ise 12 Kasım’da yaptığı açıklamada Moskova’daki toplantıyı, Afganistan’daki kapsamlı müzakerelerin “ilk adımı” ve “benzersiz” olarak nitelendirdi. Kabulov, aynı açıklamasında, Kabil temsilcilerinin görüşme talebine rağmen, Taliban temsilcilerinin, ABD’nin kontrolünde olduğu iddiasıyla Afgan hükümetiyle görüşmeyi reddettiğini de duyurdu.

ABD’nin desteklemediği görüşmelerin ön aşamasında, tarafları bir masada toplayamadıklarını itiraf eden Kabulov’a göre Taliban’ın müzakerelerde tam katılımcı olma ısrarı, Rusya’ya bir rahatsızlık vermeyecek. Kabulov, bir sonraki toplantıda Afganistan Yüksek Barış Konseyi heyeti yerine, hükümet temsilcilerini görmeyi ümit ettiklerini de dile getirdi.

Taliban, Afgan hükümetinin ülkeden yabancı birliklerin çekilmesi hususunda ABD ile bir takvim üzerinde anlaşmasını, güven artırıcı önlem olarak tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını ve 1997’den bu yana kendilerine uygulanan yaptırımların kaldırılmasını, masaya oturmasının ön şartı olarak talep ediyor

Taliban’ın Doha’daki siyasi ofisinin uluslararası meşruluğunda bir sorun görmeyen Rusya, ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi ile Aralık ayında Moskova’da görüşeceklerini ve taraflar arası müzakerelerde bir yol haritasının kabul edilme olasılığının dile getirilme fikrinin önemli olduğunu düşünüyor.

Afgan hükümet heyeti her ne kadar “görüşmenin dostça geçtiğini” ifade etse de, Kabil’deki hükümeti meşru görmeyen Taliban heyetinin, “ABD ile arasındaki sorun çözülmeden hükümetle doğrudan görüşmeyi reddediyoruz.” açıklaması tarafların, aracısız görüşme şartları hususunda anlaşamadıklarını gösteriyor.

Toplantı öncesi NATO’dan sürpriz ziyaret

Rusya’nın düzenlediği uluslararası toplantının hemen öncesi NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Afganistan’ın başkenti Kabil’e 7 Kasım ‘da sürpriz bir ziyarette bulunarak, Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile görüşmüştü. Stoltenberg, NATO’nun her açıdan Afganistan’ın yanında olmayı sürdüreceğini, ‘Afganistan’da barış için güçlü bir zemin oluştuğunu ve Taliban’ın devletle savaşmasının sonuç vermeyeceğini, bu nedenle de Taliban’ın barışa katılmasını istediğini, farklı şekilde vurgulamış oldu.

Zalmay Halilzad ve Jens Stoltenberg’in son açıklamalarını dikkate alırsak, Taliban ve DEAŞ’ı yıllardır aynı terör kategorisinde değerlendiren ABD’nin, Afganistan’da çözüm üretmek adına, dikkat çekici bir şekilde Rusya’nın çizgisine geldiği söylenebilir.

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here