Son aylarda Hindistan’ın ölümlerle anılmasına kamuoyu alışmış olabilir. Korona virüs (covid-19) bahane edilerek meydana gelen ölümlerin hepsi salgın hastalığa mal ediliyor. Ülkede mahkeme kararı olmadan gözaltına alınan siyasi tutuklular bilerek ve tasarlanarak öldürülmeye başlandı. Hapishanelerde yıllarca yargılamayı bekleyen yüz binlerce siyasi tutukluya tıbbı tedavi verilmeyip ölümüne sebebiyet verilerek devlet eliyle resmen cinayet işlenmeye devam ediliyor. İşgal altında bulunan Cammu Keşmir bölgesinde 78 yaşındaki Tahrik-i Hürriyet Partisi’nin Başkanı, kanaat önderi, alim ve mütefekkir Muhammed Eşref Sehrai polis gözetimde bilinmeyen(!) nedenle hayatını kaybetti.

Hem ırkçı hem de Müslüman düşmanı olan Narendra Damodardas Modi beceriksiz politikalarıyla ülkesini gerçekten felakete götürüyor. Siyası rakiplerini sandıkta yenemeyen ve halen devam eden yerel seçimlerde büyük bir hezimet almaya başlayınca ülkede siyasi cinayetler yaşanmaya başladı. Yaklaşık iki hafta önce Modi’nin politikalarını eleştiren Hindu asıllı liberal görüşlü bir politikacı Mumbai’de seçim çalışmaları esnasında suikasta kurban gitti. Aradan bir hafta geçmeden Pencap eyaletinin Ludhiana kentinde yine Modi karşıtı ve bölgenin sevilen Sih asıllı bir politikacısı öldürüldü.

Şimdi ise Hindistan’ın işgali altındaki Cammu Keşmir bölgesinde Tüm Hürriyet Konferans Parti üyesi ve Tahrik-i Hürriyet Partisi’nin Başkanı Muhammed Eşref Sehrai, aylarca tıbbı tedavi talebi yerine getirilmeden hapishanede ölüme terk edildi. İddiaya göre Salı günü hapishanenin doktoru 78 yaşındaki Muhammed Eşref’i hastaneye sevk etmek zorunda kaldı. Ancak hastaneye geldiğinde darp edildiği, normal hastalığının üzerine işkence gördüğü, aldığı darbeler neticesinde özgürlük mücadelesi verdiği topraklarda hayata gözünü yumduğu ifade edildi.

Hastane, özgürlük lideri Muhammed Eşref’in ölüm nedenini ve raporunu açıklamıyor. El altından işbirlikçi ve yandaş Hindistan gazetelerine Muhammed Eşref’in korona virüs hastalığı geçirdiğinden dolayı ve ülkedeki oksijen tüpünün olmamasından dolayı öldüğünü yaymaya başladı. Bu söylemi doğrulayacak hastane ve doktor raporu ortada olmadığı gibi darp, kafa bölgesi ve vücuttaki morlukların sebebini açıklayacak adli tıp raporları yok. Hindistan yönetimin işlemiş olduğu siyasi cinayetin üzerini örtüyor. Rapor olmadan Muhammed Eşref’in ölüm nedeninin covid-19 olduğu yalanını yayarak dosyayı kapatmak istiyorlar.

Talep etmesine rağmen tıbbı tedavi uygulanmadı

Muhammed Eşref’in oğlu Mücahit Sehrai babasıyla 10 gün önce konuştuğunda hapishanede kendisine tıbbı müdahale etmediklerini, yazmış olduğu onlarca şikayet ve talep yazılarına cevap verilmediğini anlatmış. Ayrıca hapishane şartlarının çok kalabalık ve çok pis olduğunu, gözaltındaki kişilerin burada salgın ve havasızlıktan öldürülmek istendiğini ifade etmiş.

Eşiyle yaptığı telefon konuşmalarında ise ayni konulara değinen maktul Muhammed Eşref, hapishanede tıbbı yardım alamadığını, hapishanedeki revire çıkamadığını, doktora ulaşamadığını, kendisi gibi hasta ve rahatsız olan onlarca siyasi lider ve tutuklunun acil tıbbı yardıma ihtiyacı olduğunu anlatmış.

Yürek burkan bu konuşmalar neticesinde aile bireyleri defalarca mahkemelere müracaat etmiş. En son oğlu Mücahit 16 Nisan günü bölge mahkemesine dava dilekçesini vermiş. Ancak bölge mahkemesi adeta “istiklal mahkemeleri” gibi çözüm odaklı değil, muhalifleri öldürmek odaklı çalıştığından şikâyet dosyasını almış ancak olumlu veya olumsuz hiçbir cevap vermemiş.

Zaten yıllardan beri bu mahkemeler ayni suçu işlemeye devam ediyor. İşin bir başka yanı da her önüne gelen bölge mahkemesine gidip şikayet davası açamaz. Bunun için oldukça yükle rüşvet verilmesi gerekiyor. Hindu idareciler rüşvet paralarını almalarına rağmen dosyaları incelememeleri hukukun ve insanlığın ne kadar ayaklar altına alındığını göstermektedir.

Ülkedeki Modi karşıtı siyasi parti yetkilileri hükümete bir çağrıda bulundu, salgın hastalık nedeniyle siyasi gözaltılar durdurulsun ve siyasi tutukluların serbest bırakılması istendi. Bırakın hukuksuz gözaltların ve tutukluların serbest bırakılmasını kaldıkları hapishanelerdeki zaten kötü olan şartları daha da berbat ve dayanılmaz hale getirildi. Esaret hayatı yaşayanların hapishanenin bahçesine çıkıp temiz hava almaları bile yasaklandı. Modi sadece Müslümanlara değil kendi Hindu inancına sahip olan ancak politik görüşleri farklı muhalif gruplara bile acımasızca saldırı ve suikast eylemeleri yaptırıyor. Artık zülüm ve hukuksuzluğa Hindistan devleti el atmalıdır.

Normal şartlarda Hindistan devleti kendi içerisinde ağır aksak da olsa bir yargı sistemine sahipti. Keşmirlilere karşı her zaman aşırı ve sert oldular. Bu konuda hepsi birden ayni fikirde birleşiyor. Ancak kendi aralarında hukuk nispeten işliyordu. Modi geldikten sonra artık Hindular da güvende değil. Ya fanatik ve aşırı Hindutva terör yanlılarının yanında ya da karşı olanlar diye kendi halkını bile iki sınıfa ayırdı.

Hiçbir suçlama yokken esarete mahkum edildi

 Hindistan’ın işgali altındaki Cammu Keşmir’de görev yapan devlet güvenlik birimleri şüpheli gördükleri, tipinden hoşlanmadıkları veya yerel halktan hukuksuz bir talepte bulunup da talebi yerine getirilmediğinde, 1978 yılında, faşistçe çıkarılan “Kamu Güvenliği Yasası” (PSA)’ya göre görevli, hiçbir yere hesap vermeden kişiyi gözaltına alabiliyor. Söz konusu kişi 2 yıl boyunca sorgusuz ve mahkemeye çıkmadan hapishanede gözaltında kalabiliyor. Tahrik-i Hürriyet Partisi’nin lideri mütefekkir Muhammed Eşref Sehrai hukuki dayanağı olamayan yasa gereği polis gözetiminde hapishaneye atıldı.

Sicili o kadar temiz ve saf ki Hint yargıçları ve güvenlik birimleri kendisine isnat edecekleri bir suç ihdas edemediler. Sadece “kamu güvenliğini tehlikeye atmaktan” gözaltına alındığını belirtmişler. Aynı zamanda Hindistan Cemaat-i İslami üyesi olan Muhammed Eşref Sehrai, anavatan topraklarının işgalden kurtarılmasını, BM’nin Keşmir toprakları için almış olduğu referandum kararlarının uygulanmasını istemekten başka bir eylemi olmamıştır. Halka sorulsun, dedi! Eğer halk işgalin devam etmesini istiyorsa o zaman sorun yok. Hindistan işgaline devam edebilir. Pakistan’a bağlanıp özgürce yaşamayı tercih edecekse o zaman ona da saygı duyulacak. Üçüncü seçenekte ise halk ne Pakistan’a ne de Hindistan’a bağlanmayıp bağımsız bir ülke olmak istiyorsa ona da saygı duyulmasını savunuyor.

Eğer Cammu Keşmir’de referanduma gidilecek olursa halk Hint işgalinden ve hukuksuz zulmünden bıktığı için kendini tercih etmeyeceklerini bildiğinden referanduma gitmekten kaçınıyor. 1948 yılından beri BM’nin bu kararını yerine getirmiyor. İç politika da sıkışan Modi dikkatleri dağıtmak için Cammu Keşmir topraklarını resmen ilhak etti. Böylece aşırı Hinduların oylarını konsolide ederek seçimi tekrardan kazandı. Modi, ikinci hükümetinde Hindistan Anayasası’nın 370. Maddesini 5 Ağustos 2019’da iptal ettirdi. Bu maddeye göre Cemmu ve Keşmir Hindistan içerisinde özel statülü bir bölgeydi.

İşgal altındaki Cemmu ve Keşmir’in özel statüsü iptal edildikten sonra, Hindistan Parlamentosu, ağustos ayında eyalet statüsüne son vererek Cammu Keşmir’i 31 Ekim 2019’da merkeze bağlı Cammu Keşmir ve Ladakh “Birlik Toprağı” olarak ikiye ayırdı. Böylece ilhak edilen bölgeye kendisinin istediği demografik değişikliği, topraklara el koyma veya bölgeye Hinduların resmi olarak göç etmesini sağlayabilecek. Kısacası Cammu Keşmir bölgesi hukuk oyunlarıyla Hindistan’ın bir parçası haline getirilmek istenmesine bölgedeki tüm gruplar itiraz etti. Maktul Muhammed Eşref’te bu liderlerden biridir.

İlhak ve işgal kararına karşı çıkanlar toplu gösteriler ve protesto eylemleri düzenledi. Bunun üzerine Modi hükümeti eylemcilere ağır silahlarla karşılık verdi. Sokağa adımını atanlar oracıkta katledildi. Cenazeler toprağa gömülemedi. Hindular gibi ölülerin yakılması istendi. Bazı cenazeler alınamadı.

Halk topluca cezalandırıldı. Telefon, internet, radyo ve televizyon yayınları ve elektrikler kesildi. Aylarca sokağa çıkmak yasaklandı. Bölgeye dünyadan hiç kimse girip çıkamıyor ama her bir kişiye 9 asker düşecek şekilde Hint işgal gücü resmen çıkarma yaptı. Bu hukuksuz tutum hala devam ediyor. Tüm evler en az 7’şer kez arandı ve aranmaya devam ediyor. Aramalarda askerlerin yaptıkları gayri insanı hareketleri ve uğursuzlukları mahkemeler kabul etmiyor.

İşgal edilen Cammu Keşmir ilhak edildi

 Faşist Modi ve hükümeti cennet vadisi gibi güzel Cammu Keşmir bölgesini adeta yaşanmaz hayalet bir bölgeye dönüştürdü. Yaklaşık 3 yıldan beri halk dışarı çıkamıyor. Bağına ve tarlasına gidemiyor. Tüccar ticaretini yapamıyor. İnsanların yiyecekleri kalmadı. Bölgeyi terk etmek isteyenlere yolları açıyorlar. Anayurdunu terk etmek istemeyenlere ise insani yaşam imkanı vermiyorlar. Bu duruma isyan eden ne kadar kanaat önderi, siyasi lider, STK liderleri, alim, entelektüel, aktivist, gazeteci ve yazar varsa hepsi yukarıdaki yasak gereği gözaltına alınıp hapishanelere tıkıldı. Kimin hangi hapishanede olduğunun bilgisi bile birçok aileye verilmiyor. Küçük çocuk ve kadınlar kaçırılıp kötü amaçlar için kullanılıyor.

İşgal ettiği bölgeyi tüm dünyadan izole ederek ve sözü dinlenebilecek ne kadar kişi veya lider varsa hepsini sindirdiğini zanneden Modi bunca zulme ve baskıya rağmen bir türlü istediğini elde edemedi. Hindistan Cammu Keşmir’de battıkça batıyor. 78 yaşındaki Muhammed Eşref Sehrai gibi onlarca Müslüman Keşmirli lideri hapishanede veya faili meçhul olarak infaz etti. Yapılanların hepsi Modi’nin sıyası infazlarıdır. Şimdilik ABD ve özellikle bebek katili Siyonist İsrail’in desteğini alarak bölgede istediğini yapıyorsa da bu zulmün çok uzun soluklu olacağını tahmin etmiyorum.

İşgal altındaki Cammu Keşmir bölgesinde siyaset yapan ve Hindistan işgaline karşı birleşen Tüm Hürriyet Konferans Partisi tarafından yapılan açıklamada, Muhammed Eşref Sehrai’nin ölümünden Hindistan ve bölgedeki zulüm yasalarını uygulayan işgalcilerin sorumlu olduğu, Modi’nin uyguladığı gayrimeşru abluka ve insan hakları ihlallerinin bir an önce son bulması gerektiği vurgulandı.

Hapishanelerde temel haklardan mahrum edilen ve tıbbı yardıma ulaşamayanlara derhal müdahale edilmesi gerekir. Hint yargısının özellikle kadın ve çocukları bir an önce serbest bırakması, insan onuruna yakışmayan işkencelere son verilmesi ve hapishanelerin tarafsız kuruluşlarca teftiş edilmesine yanaşması gerekir. Hukuksuz şekilde insanları katleden Modi gibi tüm yetkililer için uluslararası yargılamanın önü açılmalı. Bölge BM nezdinde koruma altına alınmalıdır.

Hindistan’a uluslararası müdahale olmazsa fanatik Modi, covid-19’u bahane ederek yaklaşık 12 milyon nüfuslu Keşmir’in bir kısmını abluka nedeniyle, bir kısmını hapishanelerde işkence ve zulümle, bir kısmını da toprağından sürerek bölgeyi tamamen Müslümanlardan arındıracaktır.

Not: Bu makalede yer alan görüş ve düşünceler yazarın kendisine ait olup GASAM için hiç bir bağlayıcılık ve sorumluluk içermez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here