Sri Lanka’da bir ay önce, 21 Nisan’da Hristiyanlar için kutsal Paskalya ayini sırasında Kochchikade’deki St. Anthony’s, Katana’daki St. Sebastian ve Batticaloa’daki Meryem Ana kiliseleri ile başkent Kolombo’daki beş yıldızlı Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury otellerine bombalı saldırılar düzenlenmesinin ve 253 kişinin ölmesinin ardından ülkedeki Müslümanlara yönelik şiddet olayı arttı. Söz konusu bombalı saldırıların esas hedefinin Müslümanlar olduğunu o zaman dile getirmiştik.

Terör örgütü DEAŞ her ne kadar bombalı saldırıyı üstlenmiş olsa da bu katliamın uluslararası emperyalistler tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Ülkemizdeki bebek katili PKK ve vatan haini lanetli FETÖ terör örgütlerinin yürüttüğü vekalet savaşlarının aynisini DEAŞ yürütmektedir. Bunlar gibi taşeron örgütlerin Müslümanları zor duruma düşürecek ne kadar katliam varsa hepsini olaydan birkaç gün sonra üstlendiğini görüyoruz.

Sri Lanka’da Müslümanlar toplam nüfusun yüzde 10’unu teşkil ederken varlık mücadelesi vermektedirler. Ülkede terörist Budist örgütleri sık sık Müslümanlara saldırarak katliam yapmaktadır. Özellikle Myanmar’ın işgali altındaki Arakan bölgesindeki Müslümanlara yönelik saldırı gerçekleştiren Ashin Wirathu liderliğindeki 969 hareketiyle iltisaklı gruplar ülkedeki Müslümanları hedef alarak saldırı gerçekleştiriyor.

Terörist başı Wirathu Sri Lanka’ya oldukça sık ziyaret yaparak ülkedeki ılımlı ve Buda’nın barışçıl öğretilerini tatbik etmek isteyen Budistleri kendi terör örgütüne katmak için yoğun çaba harcadığı bilinen bir gerçektir. Para karşılığında Müslümanlara yönelik terör eylemleri yapan Budist örgütlerinin sayısında artış olduğunu bizzat Sri Lanka devleti itiraf etmektedir. Söz konusu Budist terör örgütlerinin saldırılarını bertaraf edemeyen bir azınlık neden kendileri gibi azınlık ve fakir olan Hristiyan topluluğuna böylesi bir günde acımasızsa katliam gerçekleştirsin? Elinde böylesi imkân olanlar ilk önce kendini korur.

Müslümanlar katlediliyor ve malları yağmalanıyor

Dolayısıyla ülkedeki Müslümanların söz konusu katliamla hiçbir ilgisinin olmamasına rağmen son zamanlarda sistematik olarak Müslümanların mallarına ve canlarına yönelik ciddi ve organize edilmiş saldırılarda artış yaşanmaktadır. Terör örgütleri katliamlara “çete “ süsü vermek için bir isim ve işaret belli etmeden belirledikleri alan ve kentlerde Müslümanlara ait önemli ticaret merkezlerini ve katma değeri yüksek olan alanlardaki Müslümanların evlerini hedef almaktadırlar. Puttalam bölgesinde ticaret alanında iyi durumda olan Müslümanların iş yerleri birer birer kundaklanmaktadır. Ana cadde üzerinde ve önemli ticari potansiyele sahip olan işletmeler gece “gizli” eller tarafından yağmalandıktan sonra ateşe veriliyor.

Terör gruplarına kendi imkânlarınca müdahale eden Müslümanlar hunharca katledilmektedir. Ortalıktaki polis ve güvenlik güçleri ise her ne hikmetse hiç görünmemektedir. Katliam yapıldıktan, soygun ve dükkanların ateşe verilmesinden sonra sözde güvenlik birimleri olay yerine gelip yalandan araştırma yapmaları hiç inandırıcı olmadığı gibi çok da komik duruyor.

Müslümanlara yönelik artan terör olaylarının önüne geçmek için Sri Lanka devleti sokağa çıkma yasağı ilan etti. İlk bakışta kulağa hoş gelmiş olsa da Müslümanların can ve mal varlıklarına yöneltilen tehdidin azalmadığını eskisi gibi devam ettiğini üzülerek görmekteyiz. O zaman bu sokağa çıkma yasağı kime karşı ilan edildi? Teröristler nasıl oluyor da dükkânları yağmalayıp yakabiliyor. Söz konusu eylemleri yapanların bir kısmının derin devletin teröristleri olma ihtimali var. Bir başka deyişle bu teröristleri devletin bazı birimleri koruyor.

Şimdiye kadar yüzlerce Müslümanın konutu ve işyeri kundaklandı. Onlarca cami ve mescit ise yakılıp kullanılmaz hale getirildi. Bazı köylerden Müslümanlar toplu halde göç etmek zorunda kaldı. Özellikle başkent Kolombo ile birlikte Kiniyama, Bingiriya ve Kurunegala kentlerinde son günlerde cami ve mescitlere yönelik saldırılarda artış var. Güvenlik birimleri ne yazık ki bu kentlerde gerekli tedbirleri almakta geç kalıyor.

Hristiyanlarla Müslüman azınlığı birbirine kırdırma

Müslüman azınlık ülkenin temel unsurundan birisidir. Orta sınıf olan Müslümanların çoğunluğu ticaretle uğraştığı için halkın geneline yakını tarafından sevilen ve saygı duyulan insanlardır. Ancak bir takım gizli odaklar bu ülkenin rahat olmaması ve turizmden elde ettiği geliri kesmek için böylesi kanlı bir katliamın yapılmasını planladı.

Ülkedeki Hristiyanlar yüzde 8’lik bir nüfusla sahiptir. Azınlıkta olan bu kişiler Müslümanlara oranla daha fakir ve kendi halinde olan insanlardır. Müslümanlarla aralarında şimdiye kadar hiçbir husumet olduğu kayıtlara geçmemiştir. Böylesi bir ortamda sözde Müslümanların kalkıp Hristiyan azınlığa saldırması akıl dışıdır. Devlet birimleri burada dikkatli olması gerekir söz konusu iki azınlık arasında kan davasına dönüşecek olayların önüne geçmesi önemlidir.

Cami ve mescitlere saldıranların Hristiyan olduğu iddia edilmiş olunsa da bunun ispatlanmadığı ve ülkedeki Hristiyanların da böyle terör eylemi yapacak anlayış ve kapasite olmadığını biliyoruz. Emperyalistler iki küçük azınlığı birbirine düşman ederek ortalığın kan gölüne dönmesi arzulansa da Müslümanlar sağduyulu davranarak şimdiye kadar yapılan katliam, soygun ve kundaklama eylemlerine emperyalistlerin istediği şiddet yoluyla karşılık vermemesi sevindiricidir.

ABD ve Çin’in çekişmesini masumlar kanlarıyla ödüyor   

Ülkedeki bir diğer azınlık olan Hindu asıllı politikacılarda halkı sağduyulu olmaya davet etti. Hindu asıllı Tamil Ulusal İttifakı şiddet olaylarına karşı acil tedbirler alınmasını istedi. Sri Lanka hükümetine ülkesini ve halkını korumasını tavsiye ediyorum. Gezip gördüğüm ve birçok dostumun olduğu bu barış ülkesinin terör eylemlerine kurban verilmemesi gerekir. Fanatik Budist teröristler derhal tespit edilmeli ve onların dış bağlantıları ortaya çıkarılmalıdır.

Çin’in son zamanlarda CPEC projesiyle Sri Lanka’ya kadar uzanmak istediğini bilen kan emici ABD veya onun pis işlerini yapan Siyonist çeteler böylesi vahşi bir katliamı yaptı. Böylece hem Sri Lanka devletini masaya oturtmak, hem Çin’in ilerleyişini ve Hint Yarımadasındaki enerji yollarına ulaşmasını engellemek hem de Müslümanlara “terörist” iftirası atarak huzursuz olmalarını sağladılar. Öte yandan Hristiyanlarla Müslümanların arasındaki husumetten yararlanarak ülkenin istikrarsızlaşmasını ve ABD’nin bölgedeki yeni jandarması olma yolundaki Hindistan’a yanaşmasını planladılar. Bu katliamdan sonra genel olarak yukarıda dile getirdiğim konular gerçekleşti.

Bugün dünyanın bir tarafında katliam ve insan hakları ihlalleri yaşanıyorsa bunların müsebbibi ABD gibi emperyalistler olduğunu unutmamak gerekir. Ancak resmin tamamını göremeyenler ise ancak görmesine müsaade edilen kısmıyla yetinerek yan komşusuyla düşmanlık edip hem kendinin hem de komşusunun enerjisini bitiriyor.

Paylas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here