Bütün yazılarımızda ve konuşmalarımızda  Asya’nın iki eski ve köklü medeniyetine sahip Türkiye ile Hindistan arasında ilişkilerin iyi olmasını dile getiriyoruz. Hint yarımadasında aynı kanı ve aynı dini paylaştığımız milyonlarca kardeşimiz bulunmaktadır. Her şeyden önce bizim o bölgede kurmuş olduğumuz devletler nedeniyle ortak tarihimiz bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın referandumdan sonra ilk yurtdışı gezisini Hindistan’a yapması son derece anlamlı ve önemlidir. Bu ziyaret öncesinde ve sonrasında oldukça ses getirdi.

Ziyareti baltalamaya çalışan ve hatta iki toplumun birbirine çok uzak olduğunu empoze etmeye çalışan Gezi Zekâlılar oldu. Söylenenin aksine Hindistan tarihinin önemli bir zaman dilimine tekabül eden Türk ve İslam hâkimiyeti zamanından kalma tarihi eserler hala günümüze kadar varlıklarını sürdürmektedir. 300 yıldan fazla süren Müslüman ve Türk hükümranlığı ile halklar arasındaki akrabalık ve dostluk ilişkileri az da olsa hala varlığını sürdürmektedir.

Her ne kadar sömürgeci İngiltere 17 yy. ’da Babür devletini yıkıp kendi hâkimiyetini kurduktan sonra tarihi dostluğumuz ve iyi ilişkilerimiz soğutulmaya ve unutturulmaya başlansa da,  bu fetret dönemi İngiliz sömürgesinin 1947’de bitmesiyle ve bölgeden ayrılmasıyla tekrar gelişmeye başladı. İlişkiler istenilen seviyede olmasa da son yıllarda hatırı sayılır gelişme gösterdiğini ifade etmeliyim. Turizm ve ekonomi halkların arasında adeta bir lokomotif görevi görmeye devam ediyor.

Dünyada en fazla Müslüman Hindistan’da bulunmaktadır. Yaklaşık sayıları 350 milyon olan Müslümanlar azınlık olarak yaşamaktadır. Son zamanlarda Müslümanlar fanatik Hindular tarafından terörize edilmektedir. Dünyada artan İslamofobi furyası Hindistan’da var olan dalgayı bir nevi meşru hale getirdi. Cahil ve fanatik Hindular kışkırtılarak Müslümanların üzerine saldırtılıyor.

Ancak Hindistan’da Hindu dinine mensup olup da Müslüman ve diğer dinlerle gayet iyi geçinen milyonlarca insanın olduğunu da unutmamak gerekir. Eyalet sistemiyle yönetilen ülkede yaklaşık 10 eyalet fanatik Hindu ve Komünist grupların elinde olduğundan Müslümanlara hayat hakkı tanımak istemiyorlar. Ancak 28 eyaletin yaklaşık 15’inde ise Müslümanlara nispeten iyi davranılıyor. Devletlerarası yapılacak ziyaretlerle Hindistan’daki Müslümanların yalnız olmadığı ve Türkiye gibi güçlü bir ülkenin yanlarında olduklarının izlenimini vermek bile önemlidir.

Israrla üzerinde durduğum Hindistan bize uzak değildir tezimi somut ve resmi kayıtlara dayandırarak ifade ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlık forsunda Hindistan’da kurulan Babür imparatorluğunu temsilen bir yıldız bulunur. Belki de birçok kişinin ilk kez okuyacağı veya duyacağı bir konuyu dile getirmek istiyorum. Halen Hindistan’da yaşayan Türkler var ve sayılarının 25- 30 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu ziyaretle bölgede yaşayan dindaş ve soydaş kardeşlerimiz son derece memnun oldu. İki ülke arasında ticaret ve ekonomi işbirliğinin artırılması kararlaştırıldı. Aslında var olan imkânlar gün yüzüne çıkarıldı. Ülkelerimiz arasında ciddi anlamda imkânlar var. Ankara ve Yeni Delhi yönetimleri aradaki dikenli ve ayrık otları ayıklarsa ilişkilerin gelişmemesi için hiçbir neden yok. Yeter ki engel olunmasın.

Türkiye heyetinin başında Sayın Erdoğan’ın olması her ne kadar büyük fırsat ise de Hindistan heyetinin başında başbakan Narendra Modi gibi bir kişinin olması da bir o kadar olumsuz oldu. Çünkü Modi ülkesinde çok fazla sevilmeyen ve başarılı bulunmayan bir siyasi figür olarak biliniyor. Ekonomide bir varlık gösteremedi. Ülkenin ticari hacmi her geçen gün daha da kötüleşmeye başladı. Sanayici ve iş adamları bu durumdan şikâyetçi. Ancak ayrımcı, ırkçı ve Hindu dinini siyasete alet ederek seçimlerde başarı elde edebildi.

Kongre Partisinin içindeki lider eksikliği yerini Modi liderliğindeki ırkçı Bharatiya Janata Partisi’ne (BJP) bırakması ülkenin ilerlemesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Daha çocukluğundan beri İslam ve Müslüman karşıtlığı yapan Modi Babrı Mescidin 1992’de yıkılmasından tutunda da yüzlerce Müslümanının  haksız yere katledilmesine ve Keşmir’deki şiddet olaylarının baş müsebbibidir. İyi ve şeffaf bir yönetim sergileyemeyen Modi ticari ve sanayi kalkınmada da başarılı olamayınca popülist politikalarla ve İslam karşıtlığıyla yönetimi elinde tutmaktadır.

Oysa Hindistan çok kültürlü ve çok dinli bir mozaik yapıya sahip olmasıyla bilinirdi ve bununla da övünürdü. Modi ve grubu bu görünüme gölge düşürdü. Ülkedeki sanayici ve işadamları bu ziyaretten son derece memnun oldu. Karşılıklı yapılabilecekler oturup konuşuldu. Hindistan’dan Türkiye’ye gelebilecek yatırımcıların yanında Türkiye’nin Hindistan’da yapabileceği iş sahaları belirlendi.

Pakistan’la dostluğumuz Hindistan ilişkilerine zarar vermez!
Türkiye her zaman Hindistan ile iyi ilişki içinde olmak istemiştir. Şimdiye kadar önümüze devamlı olarak Keşmir, Pakistan ve ülkedeki 350 milyon Müslüman azınlığın hakları çıkmıştır. Bu olumsuzluklar bir kenara bırakarak anlaşmış olduğumuz konular üzerine yoğunlaşmak istiyoruz. Anlaşma sağlanamayan konular için birer komisyon kurulsun. Bu komisyon kendi arasında problem ve çözüm yollarını tartışabilir. Bunu ana gündem haline getirmek ancak beceriksiz ve iş yapmaktan kaçınan beceriksizlerin işidir.

Pakistan’la olan dostluğumuz ve kardeşliğimiz Hindistan ile yapacağımız işbirliğinin önüne engel değildir. Birbiriyle kıyas dahi edilemez. Pakistan’la bir aile gibiyiz. Keşmir konusunda arabulucu olabileceğimizi daha önceki yazılarımızda dile getirmiştik. Nitekim sayın Cumhurbaşkanımız da Hindistan ziyaretinde bu teklifi yapsa da Hindistan tarafından nazikçe kabul edilmedi. Zaten bu teklifin ilk etapta kabul edilmesi beklenemez. İlişkilerin artmasıyla ve bizim iyi niyetli olduğumuz anlaşılınca bu teklifte belki bir gün kabul edilecek ve Keşmir’de 1947’den beri devam eden iç savaş belki barışla sonuçlanacak.

Biz adil ve hakkaniyet ölçüsünde Keşmir sorununu bitirmeye muktediriz. Ancak buna tarafların hazır olması her şeyden önce Hindistan’ın iyi niyetli olması gerekir. Hindistan’ın Keşmir sorununu bitirmek istemediği ve konuyu hem dini hem de milli mesele olarak kullanacakları görülmektedir. Bu konuları bir kenara bırakarak sanayi, turizm ve ticaret konularını konuşalım. Her iki ülkenin halklarının dostluklarını pekiştirelim. Bu ziyaretle bu konuda oldukça mesafe alındı. Medyada çıkan haber ve analizlere baktığımızda çok olumlu bir havanın yaşandığını anlıyoruz.

Ancak bizim düşmanımız ve başımızın belası olan lanetli FETÖ ve Haşhaşı ekibi Hindistan’da da karşımıza çıktı. Bu vatan hainleri ülkemizi karalamak ve milletimize iftira atmaktan çekinmiyor. Cumhurbaşkanımızın fahri doktora aldığı ve konuşma yaptığı Camia Milliye-i İslamiye üniversitesi önünde yaklaşık 20 kişilik Haşhaşi bir grup Erdoğan’ı protesto etti. Bu işin başını FETÖ Haşhaşileri ve ülkemizde bunların okullarında okuyan birkaç nankör Hindistanlı çekti.Hindistan’dan sonra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de FETÖ’cü hainlere fırsat vermeyeceklerini açıkladılar.

Hindistan düğünleri ülkemizde yapılabilir
Yaklaşık 1,5 milyar nüfuslu bir ülkede 20 kişinin yapmış olduğu eylem sanki çok önemliymiş gibi bazı Hindistan medyası buna ilgi gösterdi. Yalan ve iftiralarla dolu konuşmaları  yayınladılar. Hindistan’a kaçarak ülkemizi karalamaya çalışan şeref yoksunu FETÖ’cü hainlerin bu eylemi çok cılız da olsa medyada yer alması bu köle ve uşak ruhlu kişilerin medya kanallarıyla olan alakasının devam ettiğini göstermektedir.

Ülkelerimiz arasında ciddi iş ve ticaret potansiyeli var. FETÖ, ABD ve İngiltere’nin araya girmesine müsaade etmeden yolumuza bakmalıyız. Ülkede demiryolların yanında hava ve deniz limanlarının inşaatı, konut yapımı ile karşılıklı turizmi canlandırmalıyız. Hindistan’daki bilişim ve uzay araştırmaları konusunda ortak yatırım derhal başlatılmalıdır. Bu ilişkiler her iki tarafın hayrına olacak adımlardır. Kimse kimseyi sömürmeyerek hakça ve adaletle iş bölümü yapılacak. Halklar bundan memnun olur ama emperyalistler rahatsız olacak. Ticaret hacminin 10 milyar dolar belirlenmesi bile tarafların kararlığını gösteriyor.

Hindistan kültürünün bir parçası olan insanın doğumu ile ölümü arasında önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen düğünler çok önemlidir. İmkanı olan elinde ve avucundaki her şeyi düğününde harcamak ister. Bu bir kültür ve artık bir sektör haline geldi. Ülkede 100 milyon civarında zengin olduğu düşünüldüğünde bu sektörün getirisinin yüksek olduğu bir gerçektir. Yurt içinde ve dışında yapılan bu düğünler daha çok İngiltere, Tayland ve Endonezya gibi ülkelerde yapılmaktadır. Oysa ülkemiz bunlara alternatif imkanlar sunabilir. Bu ziyaretten sonra bunlar konuşulmaya başlandı. Yakında ülkemizde gösterişli ve şaşalı Hint düğünleri görebiliriz.

Hindistan’ın komşusu Pakistan’la husumetini bitirmesini, ülkedeki azınlık Müslümanlara kanuni ve insanı hakların tanınması ve Keşmir’de devam iç savaşın sonlanması için ön adım atarsa bölgede barışın temelini atmış olur. Bizim gibi ülkelerde Hindistan’la kültürel, ticari ve turizm alanında işbirliği yapmamızın önünde engel kalmamış olur.

Paylas

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER