Dünya değişiyor ama Hindistan hala eski kafayla ve köhnemiş politikalarla zulmetmeye ve savaş suçu işleyerek komşu ülkelerin topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Cammu Keşmir 70 yıldan beri Hindistan’ın işgali  altında ve bölgede askeri zulüm kanunları uygulanmaktadır. Keşmir halkı artık özgür olmak istiyor. İşgalci Hindistan, halkın tercihine saygı göstermeli ve bölgeyi derhal terk etmelidir.

Hindu’ların kültürünün  bir parçası olan zulüm ve işkence eylemleri ne yazık ki Müslümanlara uygulanıp şiddet eylemlerinde artış olduğuna şahit oluyoruz. Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM), Hindistan’ın Keşmir’de uyguladığı hukuksuz işgali ni ve kanunsuz işkencelerini ele alan bir Panel düzenledi.

Güney Asya’nın Kıbrıs’ı ve Filistin’i konumunda olan ve ümmetin yetimleri olarak tarif edebileceğim Keşmirli’lerin dramının bir kez daha dile getirildiği “Küresel ve bölgesel Politikalarda Keşmir” temalı panele çok değerli uzmanlar katıldı. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliğinin (İDSB) Genel Sekreteri Av. Ali Kurt, Yeni Şafak Yazarı ve TV Net’te program yapan Merve Şebnem Oruç,  İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana bilim dalında Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selman Öğüt ile yine İslam Dünyası üzerine yazılarından tanıdığımız Gazeteci-Yazar dostumuz Mustafa Uzun katıldı.

Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Sohail Mahmud, AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, diplomatlar, STK temsilcileri, İstanbul ve diğer üniversitelerden  akademisyenlerin yanında seçkin bir kalabalığın katıldığı panelin moderatörlüğünü de biz yaptık. Keşmir’in statüsü, BM’de alınan ama uygulanmayan kararlar, Hindistan Hükümeti’nin son derece ürkütücü eylemleri ile son gelişmeler ele alındı.

TBMM Türkiye- Pakistan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Trabzon Milletvekili Sayın Balta’nın açılış konuşmasında  “Keşmir sorununun çözümü, bölgedeki sorunların çözümünün de anahtarı niteliğinde” olduğunu belirtti. Balta, Keşmir sorununu dile getirirken daha önce bölgeye yapmış olduğu geziden ve Hindistan’ın yapmış olduğu insan hakları ihlallerinden bahsetti. Göstermiş olduğu resimler gerçekten son derece ürkütücü ve Hint askerlerinin gerçekleştirmiş olduğu barbarlığı gözler önüne sermesi bakımından çok önemliydi. Özellikle sağlık görevlilerinin ve küçük çocukların gözlerini kör etmek için işkence yapıldığı ve ateşli silahlardan nişan alındığını dile getirdi.

Keşmir sorunu bölgesel değil insanlığın sorunudur

Büyükelçi Mahmud da açılış konuşmasında “27 Ekim gününün kara bir gün olduğunu belirterek Keşmir sorununun çözülmesinin bölge barışı için önemli olduğunu kaydetti. Savaş yerine, bölgede yaşayan  insanların sosyo-ekonomik durumlarının iyileştirilmesi gerektiğine dikkati çekti. Türkiye’nin önemine ve gücüne de değinen Mahmud, “Hiç şüphemiz yok ki, Türkiye, adalete kavuşuncaya ve kendi isteklerine göre geleceklerine karar verebilecek hale gelinceye kadar Cammu Keşmir halkına  ve Keşmir’in haklı davasına desteğini verecektir.” ifadesini  kullandı.

İDSB Genel Sekreteri Ali Kurt, sorunun bölgesel değil, tüm insanlığı ve dünyayı ilgilendirdiğini belirtti. İşgalin temelinde eski sömürgeci ve emperyalist İngilizlerinolduğunun altını çizdi. Anglosaksonsiyasetinin “böl-yönet” veya “böl-bırak” politikalarının bir sonucu olduğunu belirten Kurt, ” Bizler haklı olanın güçlü olduğuna inanan bir medeniyetin çocuklarıyız.” dedi.

Hindistan’ın Keşmir sorununu 1948 yılında Bileşmiş Milletlere (BM) taşıdığını aktaran gazeteci-yazar Merve Şebnem Oruç BM’de alınan onlarca kararın hiçbirinin uygulanmadığını dile getirerek, “Uygulanmayacaksa neden karar alınıyor?” haklı sorusunu gündeme getirdi. BM’nin çarpık ve adaletsizyapısına vurgu yaparak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın devamlı dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” hatırlatmasını yaptı. Keşmir sorununun bir an önce barış ile bitirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Selman Öğüt hocamız ise Keşmir sorunun evrensel hukuk bakımından tam bir facia olduğunu ve Hindistan’ın bölgede yaptıklarının hukukla alakasının olmadığını dile getirdi. Öz eleştiri yaparak, Keşmir sorununun temelinde İngiliz emperyalizminin olduğunu ancak bütün suçu onların üzerine atarak bir kenara çekilmenin kabul edilemez olduğunu haykırdı. Emperyalistler emellerine ulaşmak için şeytanca eylem yaparken Müslümanların ve İslami kuruluşların buna karşı ne yaptığını, daha doğrusu elle tutulacak somut eylemlerin yapılamadığı sorguladı.

Hilekar ve fitneci İngiltere’nin şeytanca oyunları 

Makbuza Keşmir dediğimiz, Hindistan’ın işgali altında bulunan bölgede son yaşanan olaylardan yola çıkan Gazeteci-yazar Mustafa Uzun, üçüncü dünya savaşının Ortadoğu bölgesinden değil Pakistan-Hindistan arasındaki Keşmir sorunu yüzünden çıkacağına inandığını belirtti. Temmuz ayında Burhan Wani isimli aktivistin hunharca katledilmesinden sonra baş gösteren şiddet olaylarının aralıksız devam ettiğini ve Müslümanların kendi öz yurdunda adeta esaret hayatı çektiklerinin atını çizdi.

İngiliz emperyalizmi bölgeyi 1947’de terk etti. Ama geride enkaz ve kaos bıraktı. Bütün bölgeler ve ülkeler arasında sınır sorunu bırakarak halkı birbirine düşman ederek ortalıktan çekilmiş gibi oldu. Habis ve şeytanca oyunlarıyla bölgeyi kendine bağımlı hale getirdiğini hepimiz biliyoruz. Myanmar’da yaşayan Müslümanlara yapılan zulümden tutun da Tayland’daki Patanılı Müslümanlara kadar yaşanan tüm işgal ve sömürgenin baş müsebbibi İngilteredir. Hilekar ve fitne çıkarmakta mahir olan bu emperyal güç için ‘Bir durgun suda iki balık kavga ediyorsa, az önce oradan mutlaka bir İngiliz geçmiştir.’  ibaresini kullanmakta bir sakınca görmüyorum.

Tarihi M.Ö 232’ye dayanan Keşmir’deki Maharacelerın sarayında paralı askerlik yapan  Türkler kısa müddet sonra idareyi ele alıp bölgenin hükümdarı oldu ve kurdukları İslam devleti 1589′da kadar devam etti. Daha sonra gelen Babürlüler de 1819 yılına kadar varlıklarını sürdürmüşler. Ne zamanki bölgeye “beyaz şeytan” olarak tarif edilen İngilizler geldi, hem bölgenin demografik yapısı, hem de halkın yaşantısı değişti. Devlet ve yönetim nedir bilmeyen, Sahtekâr Hindu ruhbanlarının zulmü altında esaret hayatı yaşayan Hinduların İngilizlere şartsız ve koşulsuz teslim olmaları nedeniyle bölgede söz sahibi olmaya başladılar.

Sahtekârlıkla ve hilekârlıkla Hint yarımadasını ele geçiren İngiltere bölgeye sözde ticaret yapmak için gelmişti. Bir şirket kurup adına da “East India Company” dediler. Kısa zaman içinde ülkenin her tarafında şubeler açan bu şirkete kendilerinin organize ettiği teröristlerce kanlı baskın ve yağmalama eylemleri yapıldı. Can ve mal güvenliğinin korunması için şirket kendi bünyesinde “özel güvenlik” birimleri istihdam etmek için akılsız ve şuursuz Maharacelerden izin koparınca ülkenin işgaline cevaz verdiklerini çok sonradan anladılar.

Keşmir Keşmirli’lerindir!

Kısa zaman için yüzbinlerce silahlı güce sahip olan İngiltere ayak oyunları, suikast ve kahpece planlarla koca Hint yarımadasını 1846 yılında tamamen işgali altına aldı. İşte o zamandan beri bölgede devletler kurmuş, fen, edebiyat ve sanat alanlarında altın çağını yaşatmış olan Müslümanlar ötekileştirilmeye, zulüm ve katliam yapılmaya başlandı. Keşmir de zulüm ve işgal hala devam ediyor.

Bölgede bulunan 3 büyük ve nükleer güç olan Hindistan, Çin ve Pakistan arasında 3’e bölünen Cammu Keşmir aslında Pakistan’a ait olması gerekiyordu. 1947 yılında Hindistan ile Pakistan ayrılırken Keşmir Bangladeş ile birlikte Pakistan’ın bir parçası olmuştu. İngilizlerin fesatlığı, Hinduların aç gözlülüğü nedeniyle Keşmir Hindistan tarafından işgal edildi. Sahte belgeyle Keşmir’in Hindu Racasının bölgeyi Hindistan’a sattığı veya devrettiği iddia edilmiş olsa da şimdiye kadar böyle bir belgenin varlığı ispatlanamamıştır. 

Pakistan kendisine ait olan Keşmir için Hindistan ile 3 kez savaşa girmiştir. Savaşlar neticesinde Pakistan tarafında kalana Azad Keşmir, Hindistan tarafına Makbuza Keşmir ve Çin tarafında Ladik bölgesindeki kısma ise Aksa-i Keşmir denilmektedir. Yaklaşık 15 Milyon Keşmirlinin yüzde 90’i Müslümandır. Vatanlarının ellerinden kayıp gitmesini bir türlü kabullenemiyor Keşmirliler özgür olacağıgünü “dört gözle” beklemektedir. Bunun olmaması için bugünlerde Pakistan iç ve dış güçler tarafından karıştırılıyor. Sözde siyasetçiler anayasa ve kanunlara aykırı gelerek seçilmiş hükümeti devirmeye çalışıyorlar.

Panel ‘in sonunda Hindistan’ın işgale son vermesi, BM kararlarında alınan referandum yapılması, halkın görüşü alınarak kendi yönlerini belirlemelerine imkân verilmesi ve Keşmir toprakları Keşmirli’lerindir vurgusu yapıldı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here