Afganistan Seçim Komisyonu; 28 Eylül 2019 yılında yapılan, beş ay önceki seçimlere ilişkin nihai kararını 18 Şubat 2020’de açıklayarak, Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin yeniden bu göreve seçildiğini ilan etti. Cumhurbaşkanı adaylarından Abdullah Abdullah, seçim sonuçlarını kabul etmediklerini kamuoyuyla paylaştı. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah, “seçimi biz kazandık” dedi. Gani’nin hileli oylarla seçildiğini iddia eden Abdullah kapsayıcı “paralel hükümet” kuracağını duyurdu. Abdullah taraftarlarından Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Raşid Dostumda yaptığı açıklamada, hileli oylarla seçilen Cumhurbaşkanını kabul etmeyeceklerini ve Abdullah ile “paralel hükümet” kuracaklarını kamuoyuna duyurdu. Cumhurbaşkanı adaylarından; Gülbettin Hikmetyar, Rahmetullah Nabil ve Hakim Tursan seçim sonuçlarını kabul etmediklerini ve bu sonucun kanuna aykırı olduğu konusunda yorumda bulundular.

Paralel Hükümet

2014 Afganistan Cumhurbaşkanlığı seçimlerin de benzer durum yaşanmıştı. Abdullah “sahte bir hükümeti asla kabul etmeyeceğini” ve “Hiç şüphesiz seçimin kazananı biziz” dedi. Abdullah’ın “paralel hükümet” kurabileceğine işaret edilmişti. Müteakiben ABD Afganistan’da “paralel hükümet “ yönünde ki sinyaller üzerine bir açıklama yaparak “güç mücadelesine” karşı tarafları uyarmıştı. Bunu üzerine Abdullah, “paralel hükümet “ açıklamalarından kaçınarak “Biz savaş istemiyoruz, kriz istemiyoruz. İstikrar ve milli beraberlik talep ediyoruz.”  diye  “milli birlik” çağrısında bulunmuştu.

Daha sonra ki günlerde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry arabuluculuğuyla varılan uzlaşma sonucu, Gani’nin Cumhurbaşkanı olmasına, Abdullah’ın da Başkanlık yetkileriyle donatılarak görevlendirilmesine karar verildi. Böylece Afganistan’da ki 2014 yılı hükümet krizi çözülmüş oldu.

Afgan milli birlik hükümetin beş yıllık ortaklık döneminde çoğu zaman anlaşmazlık ve çekişmeler damga vurdu. Böylece hükümet çeşitli sorunlardan dolayı hizmet yapamaz duruma geldi. Ülke liderleri arasındaki anlaşmazlık, Afganistan’ın istikrarsızlığını daha da girift hale soktu ve bugüne kadar süre geldi.

2014 yılında ABD, Afganistan’da “paralel hükümet “ yönünde ki sinyaller üzerine bir açıklama yaparak “güç mücadelesine” karşı tarafları uyarmıştı. 2020 yılına gelindiğinde ise ABD, Abdullah’ın “paralel hükümet” kurma açıklamalarına karşı herhangi bir beyanatı bulunmaması ABD’nin Kabil hükümetinin siyasi krize bir açıklama yapmaması çok manidardır. ABD artık Afganistan yönetiminde yeni şekillenmelere kapı aralığı bırakma niyetinde olduğu bu tavırları ile okunmaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD ile Taliban arasında, 29 Şubat’ta barış anlaşması imzalanacağının beklendiği açıklamasında bulundu.

25 Şubat’ta Afganistan’da ki siyasal krize ABD’den gecikmeli bir uyarı açıklaması geldi. ABD Afganistan özel temsilcisi Zalmay Halilzad; Gani’den yemin törenini ertelemesini ve Abdullah’tan ise yeni valiler atamasını durdurmasını istedi. Böylece ABD, Gani ve Abdullah rekabetine eşit mesafede uyarı mesajını göndermiş oldu.

ABD ile Taliban Görüşmeleri

ABD ile Taliban krizin evveliyatı, 11 Eylül ikiz kule saldırıları sonrası Usama Bin Ladin’in Taliban tarafında ABD’ye teslim edilmemesi neticesinde, 2001 Kasım ayında NATO güçleri ABD önderliğinde, Taliban yönetimini Afganistan’ın başkenti Kabil’den uzaklaştırdı. Küresel güçlerin, Afganistan’a özgürlük getirme mücadelesinde 2020 yılına gelindiğinde, ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilme karşılığında, ABD ve Taliban arasında ki görüşmelerde bir barış anlaşmasının başarılı bir şekilde imzalanması umuda bir yolculuk mesafesinde görüşmeler başlamış oldu.

ABD, Kabil Merkez hükümeti ve Taliban ile bir haftalık “şiddetin azaltılması” yönünde anlaşarak, 22 Şubat Cumartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere yedi gün boyunca Taliban herhangi şiddet ve saldırı olayına başvurmayacak, 29 Şubat’ta Katar’ın başkenti Doha’da ABD ile Taliban yönetimi uzlaşma sağladığı “barış anlaşması” metnini imzalanacağı ilan edildi.

Gani ve Abdullah’ın siyasi rekabeti, ABD – Taliban barış görüşmeleri sürecinde şiddetin azaltılması için gösterilen çabaların sürdüğü zaman diliminde olması, Afgan halkının barış umudunu altüst etme ihtimalinin güçlü olduğunu düşünebiliriz.

ABD Başkanı Trump seçim kampanyasında askeri birliklerin eve dönüş vaadine binaen, 2018’de ABD ile Taliban barış görüşmeleri başladı. ABD ve Taliban yaklaşık 19 yıl savaş sonrası, barış görüşmelerine devam kararı, ülke ve bölgeye nefes aldıracağı umudunu doğurdu. Taliban, Kabil hükümetini ABD’nin “kuklası” olarak gördüğü için barış görüşmelerini direk ABD ile yürütülmesinde ısrar etmektedir. Eğer, ABD ve Taliban barış anlaşması imzalarsa, Taliban ve Afgan liderleri ülkenin geleceğini inşa etmek için bir masaya oturacaklardır.

Kabil yönetimi, barış görüşmelerinin bir parçası olan Taliban ile yüz yüze oturduğunda geniş siyasi bir uzlaşma kritik öneme sahipken, Gani-Abdullah siyasi rekabeti barış müzakerelerinde Afgan hükümetinin siyasal gücünün yetersizliği söz konusu olabilir. Bu durum Kabil hükümetinde idari kurumsal parçalanmaları artıracaktır. Afgan barış görüşmelerinde Taliban ile yüz yüze oturduklarında Kabil yönetiminin daha zayıf bir pozisyon ihtimali olacaktır.

Taliban ile barış görüşmelerine oturmadan önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucunu reddeden siyasi liderler ve Gani yönetimi arasında güven oluşturmak çok zor görünmektedir. Mücadeleyi sürdürmenin yanı sıra, Afgan hükümeti, işsizlik, kötüleşen güvenlik sorunları ve çökmekte olan ekonomi de dâhil olmak üzere sosyoekonomik meselleri de beraberinde getiriyor. Seçim sonuçları demokratik sürecin devamı için gerekliydi. Hiçbir siyasi grupla yapılacak bir seçim tartışması anayasal, demokrasi ve son yirmi yılın genel başarılarını aksatmamalı idi. Ne yazık ki bu başarı sağlanamadı.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi

2019 Eylül seçimlerinde oy sayımı başlangıçtan bugüne tartışma meselesi oldu. Seçim yetkililerin teknik meselelere, dolandırıcılık iddialarına yeterli cevap verememeleri seçimin güvenirliği zedelendiği için seçim sonuçlarını adayların birçoğu tarafından kabul edilmedi. Kesin sonuçların beş ay sonra ilan edilmesi şüpheleri daha da derinleştirdi.

Taliban’ın Cumhurbaşkanlığı seçimleri boykot etmesi, seçmeni tehdit etmesi, Afganlı seçmeler üzerinde tesir ettiğinden dolayı seçimlere katılım çok düşük oldu. Afganistan Bağımsız Seçim Komisyonu 18 Şubat 2020’de Gani’nin Cumhurbaşkanı olarak yeniden kazandığını ilan etti. Akabinde Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah seçim sonuçlarını hileli olarak ret etti.  Ülkedeki demokratik sürecin geleceğine gölge düşürmemek adına seçin sonuçlarını kabul edilemeyeceğini açıkladı. Abdullah geniş kapsamlı bir hükümet kuracağını ilan etti. Gani destekçilerin ise seçim sonuçlarının her şekilde uygulanması gerektiğini söyleyerek Abdullah destekçilerin iddialarını reddetti. Abdullah’ı dar siyasi çıkarlar peşinde koşmakla suçlandı.

Cumhurbaşkanı Gani, cumhuriyetin korunması ve demokratik anayasal siyasi süreç konusunda seçim sonuçlarının önemli olduğunu vurguladı. Ancak Abdullah ve koalisyon ortakları, yeni geçici bir hükümet aracılığıyla siyasi etkilerini tescil ederek güç savaşında varlıklarını sürdürmeyi stratejik planlarını oluşturacaklardır. Afganistan’da “Paralel Hükümet” istikrarsızlığı, ekonomiyi, güvenliği ve ülkenin uluslararası kamuoyuyla ilişkilerini daha derinden etkileyecektir.

İnsani Kriz

BM raporuna göre Afganistan’da son 10 yılda iç savaşta ölen veya yaralanan sivil sayısının 100 bini geçtiği tespit edilmiştir. BM Genel Sekreterinin Afganistan Özel Temsilcisi Yamamoto, Afganistan’da neredeyse her sivilin süregelen şiddetten bir şekilde şahsen etkilendiğini belirterek “Barış çok gecikmişken tüm tarafların çatışmayı durdurmaya sarılması kesinlikle mecburi. Sivil yaşamlar korunmalı.” dedi. Afganistan’da sivil yaşamın hayat alanı bulamadığı bir dönemde, yerel siyasi erklerin, bölge veya uluslararası güçlerin Afganistan’da güç savaşını ısrarla sürdürmeleri Afgan halkın yaşam hayatını sonlandırma riskini daha da artıracaktır.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, tüm Afgan halkının barış sürecini ulusal birlik içinde desteklemeleri gerektiğini kaydederek “Bu süreçte tüm sorumlu siyasi güçler diyalog yürütmeli ve Afganlar için öncelik olan barış sürecine odaklanmalıdır.” açıklamasında bulundu.

Afganistan’dan Türkiye’ye düzensiz göç 2018 yılında 100.841 iken, 2019 yılında ise bu sayı 201.437 (GÖÇ İGM) ulaşmıştır. Bu demektir ki Türkiye, Afganistan da ki insani ve siyasi istikrarsızlıktan en çok etkilenen en önemli ülkelerden biridir. Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığı nezdinde Afganistan ki barış görüşmelerine duyarsız kalması söz konusu olamaz. Çünkü Türkiye’de ki Afgan kökenli Türk vatandaşların akraba ilişkileri ve tarihten bugüne, Afgan toplumun tüm kesimlerinin Türkiye’den beklentilerine duyarsız kalmak, düzensiz göç dramlarının daha da derinleşeceğine seyirci kalmak demektir.

Umudumuz, tüm tarafların, bu savaşa sonsuza dek son verebilecek ortak bir hedefe ulaşmasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here