Afganistan’da barışın sağlanması için Moskova ve Doha’dan sonra 24 Nisan – 4 Mayıs arasında aralıksız, tarafların anlaşmadan masadan kalkmamak şartıyla toplanması kararlaştırılmıştı. En son söyleyeceğimi burada en başta söylemek istiyorum. İstanbul veya başka bir yerde yapılacak böylesi bir görüşmeden gerçek anlamda ateşkes veya Barış çıkması çok zor. Çünkü katılan taraflardan ziyade işin başında olan aktörler acaba gerçekten barış istiyor mu? Toplantıya geçmeden önce aktörlerle bu konu müzakere edilmeli.

Taliban, NATO şemsiyesi altında Afganistan’da bulunan ABD’yi işgalci, ABD’de Taliban örgütünü terörist olarak kabul ediyor. Yani iki tarafında birbirine güveni yok. Bu anlaşılır bir durumdur. Ancak Taliban kimdir, kaç Taliban vardır, söz konusu örgüt kimden ve nerelerden talimat alır, en önemlisi Taliban gerçekten ne istiyor? Bununla birlikte hangi ABD barış masasına oturmak istiyor, derin ABD mi yoksa çukur alan mı? Bunları çözmeden barışa ulaşmak zor.

Türkiye çok iyi niyetle, kardeş Afganistan’da yarım asırdan beri akan kanın bir şekilde durmasını istiyor. Bombaların patlatamadığı, mayınların olmadığı, bu mübarek ramazan ayında insanların rahatça ve huzur içerisinde iftar ve sahurlarını yapmasını istiyor. Bu ayın sonunda gerçekleşecek olan Ramazan Bayramı’na Afganlı çocukların, kadınların, yaşlıların korkarak değil, sürur ve güven içerisinde bayram namazına giderek meydanlarda eş-dost kucaklaşarak bayramlaşmasını ve bu ana şahitlik etmek hepimizin gönlünden geçendir.

Ancak emperyalistler ve bunların oyuncağı olanlar savaşın bitmesini, bizim ve Afganlı çocukların bayram etmesini istemez. O karanlık odaklar kan ve kaostan beslenir. Taliban örgütü de tek başına karar alabilen, kendince hareket eden bir örgüt değildir. Ülkemizin başına bela olan bebek katili PKK ile Taliban örgütü birbirine benzer. Nasıl ki PKK’nin arkasında 42 farklı devlet varsa, hepsinin hedefi Türkiye’yi zayıflatmaksa ayni, terörü destekleyen, ülkeler Afganistan’da Taliban’a yatırım yaparak Afganistan’da huzurun gelmesini istemiyor.

Ülke ’de 2 bin 500 askeri bulunan ABD çok iddialı bir şekilde ülkeye giriş yapmıştı. Terör örgütünü çok kısa(!) zaman içerisinde bitireceğini iddia etmişti. Haklı olarak pek inanan olmamıştı. Taliban ülkenin yaklaşık yüzde 70’ine hakimken ABD helikopterleri sivilleri veya düğün evlerini havadan vurarak Taliban’ın yanında olmayan halkı da onların safına itmekten başka ne yaptı? Bırakın huzur getirmeyi Ruslardan daha beter ülkeye kan ve gözyaşı getirdi. Taliban Batılı emperyalistlerin zulmü ve baskısı yüzünden adeta bir kurtarıcı(!) gibi görünmeye başlandı.

ABD katliamlarıyla Taliban’a destek oldu

Afganistan topraklarının yüzde 70’nde asayiş ve ticaret tamamıyla Taliban’ın elinde. Kente giren mallardan vergiyi veya haracı Taliban alıyor. ABD’nin müttefiki olan merkezi Afganistan hükümetinin temin ettiği mazot ve petrol halka değil kentlerdeki savaş baronlarına veriliyor. O savaş baronları da Taliban ile ortak çalışıyor. Yani dolaylı yönden veya masa altından herkes birbiriyle el sıkışıyor. Üsttekilerin cebine hem para giriyor hem de otoritelerini korumuş oluyor. Böylesi fasit bir ortamda kim barış ister ki?

Yıllardan beri istikrarsızlık ve çaresizlik içerisinde olan normal bir Afganlı her ne pahasına olursa olsun barış olmasını ister. Ancak normal halk ne yazık ki karar alma mekanizmasında değil. Onların adına yıllardan beri birileri karar alıyor. Ama Afgan halkı hiçbir zaman mutlu ve huzurlu değil. Hala ekmeğe ve yardıma muhtaçlar. Afganlılar çok mert ve dürüst insanlardır. Normalde bir şey istemek veya dilenmek onlar için ayıp vesilesidir. Ancak yıllardan beri devem eden savaşlar ve iç çatışma bu denli onurlu ve savaşçı bir halkı bir çuval una ve şekere mahkûm ettiler.

Eski ABD Başkanlarından Barack Obama ilk kez Taliban örgütüyle doğrudan görüşerek ülkeden çekilmeye yeltendi. Obama da kendi devletini yeni tanımaya çalışıyordu. O barış görüşmelerini başlattığı günlerde Taliban ABD askerlerine, ABD askerleri de Taliban birliklerine saldırarak görüşmeler daha başlamadan sabote edildi. Bu senaryo her zaman devreye sokulur. Ayni senaryoyu biz PKK’ya silah bıraktırmak için başlattığımız “çözüm sürecinde” de devreye soktular. Barış masasından kalkan bebek katilleri kendilerini çukurlarda ve mezarda buldu.

Ülkenin tüm madenlerine el koyan ABD derin devleti Afganistan’da asla barış ve huzur istemez! Taliban o madenlerin olduğu yerlere hiç saldırmıyor. Uyuşturucu ticaretini üst düzey teröristler ve devlet idarecileri yapıyor. Onlara da kimsenin dokunduğu yok. Ancak halkı pazara gidip bir avuç pirinç alacaksa ve çocuğuna kitap alacaksa ona karşı bütün aşırı gelişmiş silahlar devreye giriyor ve Pazar yerleri kana bulanıyor. Taliban gerçekte kimin adına hareket ediyor? Bunun cevabını bir veya birkaç cümleyle ifade etmeyi gerçekten isterdim. Ama maalesef bunun cevabini veremeyeceğim gibi Taliban’da tam olarak veremez. Çünkü patronlar konjonktüre göre değişiyor. Hindistan bile Taliban üzerine söz söyleyebilecek konuma geldi.

Pakistan askerlerinin ve istihbaratının hala Taliban üzerinde etkisi olduğunu kabul ediyorum. Ancak Pakistan’ın hakimiyeti çoktan kayboldu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirlikleri (BAE) ilk başta Pakistan’la ortaklaşa hareket ediyordu. Sonra odaklar ve çıkarlar değişti. Bugün BAE İsrail ile birlikte tüm İslam beldelerindeki terör örgütlerini finanse eden ve her türlü desteği veren bir virüs haline geldi. PKK’nin en büyük destekçileri bu şer odaklardır. Ayni odaklar Taliban ve DEAŞ terör örgütünü de destekliyor. Böylesi şeytanlardan para alan bir örgüt onların çıkarı gözetilmeden barış masasına oturmasını beklemek saflık olur.

Taliban İstanbul konferansına katılmayacağı açıkladı

Malumunuz Taliban örgütü Katar’da siyasi büro açtı. Çılgın Başkan Donald Trump idaresindeki ABD ve diğer aktörler de buna onay verdi. Genelde uluslararası arenada yapılacak olan görüşmeler ve önemli haberler bu büro üzerinden duyuruluyor. Taliban sözcüsü Muhammed Naim Vardak, yabancı güçler ülkeden çekilmeden Afganistan konulu hiçbir konferansa katılmayacağını duyurdu.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan sözcü Vardak, Taliban’ın tüm işlerinde istişare sonrası karar verildiğini, bu nedenle yabancı güçler ülkeden çekilmeden Afganistan konulu hiçbir konferansa katılmayacaklarını belirtti.

Açıklamaya bakınca çok fazla yadırganacak bir tarafı yok gibi gözüküyor olsa da durum aslında hiçte öyle değil. Katar’ın başkenti Doha’daki toplantıda gelecek görüşmenin İstanbul’da yapılacağını taraflar biliyordu ve bunu kabul ettiler. Bunun üzerine açıklamalar yapıldı ve toplantının tarihi ve davet edilecekler duyuruldu. İşte burada birileri düğmeye bastı. Türkiye’nin başarısını gölgelemek için Siyonist çeteler kuklalarına emirler vererek toplantının yapılmamasını sağlıyor.

Türkiye, Katar ve Birleşmiş Milletlerin (BM) eş başkanlığında, 24 Nisan- 4 Mayıs’ta İstanbul’da Afganistan İslam Cumhuriyeti ve Taliban temsilcileri arasında yüksek düzeyli ve kapsayıcı konferans gerçekleştirileceğini açıklamasından sonra Taliban birden ülkesindeki işgalcileri hatırladı. Ayni Taliban ülkesini taş devrine çeviren işgalci Rusya’ya güle oynayarak gitti. İkinci işgalci ABD ile gizli ve aşikâr görüşmeleri gün gibi ortadayken İstanbul’a gelmekten çekiniyorlar. Bunun hiçbir inandırıcılığı yoktur. İstanbul’da nihai bir sonuç çıkması bekleniyordu. Ancak emperyalistler ve Siyonist çeteler hem barışın olmasını istemiyor hem de bunun İstanbul’da Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapılmasını istemiyor. İşin doğrusu ve gerçeği budur.

Bu barıştan Türkiye maddi olarak hiçbir kazanç elde etmeyecek. Sadece inancı gereği ve tarihi kardeşlik hukuku gereği Afganistan barışına hizmet etmenin sevincini yaşayacak. Tek kazancı siyasi başarı olacaktır. Ancak narko teröristler, silah kaçakçıları, tapınakçı, Mehdici, mezhepçi (hem Şii hem de Vahhabiler) ve işgalci emperyalistler zemin kaybedeceği için barışın olmaması için ellerinden geleni yapıyor.

ABD Afganistan’dan kaçmak istiyor!

Jeo Biden göreve yeni geldi. Gerçekten ABD’nin başkanı mı değil mi, kararları kendisi mi alıyor? Bu soruların cevabı henüz belli değil. Ancak bu anlaşma olursa ve Taliban’la barış anlaşması yapılırsa maden ve stratejik yerlerin dışındaki 2 bin 500 kişilik ordusunu geri çekecek. Bu toplantının ülkemizde olmasını en çok ABD destekledi. Pakistan ve Katar’da destek oldu. Afganistan hükümeti ise her zaman ki ihtiyatlı davranarak ABD görüşünü iyice belli ettikten sonra Eşref Gani İstanbul’da yapılacak toplantıdan memnun olacaklarını ifade etti. Ancak şimdi toplantı günü yaklaşmak üzere, Taliban katılmayacağını ifade ediyor. Taraflar susuyor. Top bir nevi bizim ceza sahamızda kaldı.

Bu organizeyi yapan ABD yeni başkanlarını zayıf ve komik duruma düşürmemek için Siyonist çetenin kulağını çekmesi gerekir. İsrail ve BAE ile Suudi Arabistan, Taliban’ın İstanbul’a gelmesine baskı yapmaları gerekir. Bu toplantı İstanbul’da olmazsa Türkiye fazla bir şey kaybetmez ancak ABD prestij kaybeder! Tabi ki esas olan Afganistan halkına ve devletine olacak. Belki bu toplantıdan bir umut ışığı parlar da ülkeye huzur gelir. Ancak bunu başta Taliban ve yularını elinde tutan şer odaklar istemiyor. Türkiye bu konuda üzerine düşeni yaptı. Taraflara davetini ve tarihini iletti. Gelirlerse barış masasına otururlar ve ülkelerinin menfaatini konuşurlar.

FETÖ, PKK, DEAŞ, Boko Haram ve Taliban gibi vekâlet savaşlarını yürütenler kendi başlarına karar alamazlar. Bundan dolayı Türkiye çok fazla bu olayın içerisine girmemelidir. Çünkü burası gerçekten kör kuyu. Parayla adamların gündelik değiştiği garip bir girdap haline geldi. Libya, Somalı ve Suriye’ye odaklanmalı ve oralardaki yarım kalan projeler tamamlanmalı. Taliban’ı masaya oturtmak ülkemize fazla bir fayda katmaz aksine enerjisini tüketir. Çünkü karşımızda normal bir örgütten bahsetmiyoruz. Dini bile kendi çıkarı için kullanan FETÖ ne ise Afganistan’da da Taliban odur. Moskova’yı protesto etmeyip de ramazan günü İstanbul’a gelmemeyi seçen bu güruhu sahiplerine havale etmekten başka ileriye gitmemeliyiz.

Afganistan’daki sorunları 9 günde çözebilecek bir babayiğidin olduğunu sanmıyorum. Taliban “evet” dese bile savaş ağaları “evet” diyecek mi? Pakistan’ın Taliban’ın bir grubu üzerindeki etkisi ne olacak? Suudi Arabistan, BAE, İsrail, Hindistan, Çin, Rusya, Almanya, İngiltere gibi onlarca devlet çıkarlarını çöpe mi atacak? ABD eğer samimiyse ilk önce bu ülkelerle anlaşması gerekir.

Keşke Taliban ataları gibi “Mücahit” olabilse emperyalizmin her türlüsüne karşı dik durabilse. Ahmet Şah Mesud, Celaleddin Hakkani, İsmail Han ve Ruslara Afganistan’ı dar eden diğer Mücahit kahramanlar gibi olabilseler. Tanıdığım Hikmetyar, Sayyaf ve hatta Abdullah Abdullah da eski hallerine dönseler de ülkelerini yılan ve çıyanların ellerinden kurtarsalar. Ortada bunca paranın, ikbalin ve ülkedeki madenlerin geliri iştah kabartmaya devam ettiği müddetçe barış zor gibi gözüküyor. Aslında Afganlılar gerçekten silkinip kendilerine gelirse önlerine ne ABD ne de uyduruk kuklaları duramaz.

Afganistan İran’a ve BAE’ne devredilmesin!

Afganlıların tarihte yazdıkları destanlar bir masal değil gerçektir. Prangalarından kurtulup emperyalistleri def edebilecek kudret kendi ellerindedir. Taliban buna haksız yere engel olmaya devam ediyor. Çünkü Taliban ABD gibi işgalcidir. Halkın özgürce yaşamasına imkân vermiyor. Yapılacak toplantılarda bu güzel dost ve kardeşlerimizi bir terör örgütünün eline bırakmamak gerekir. Ülkedeki savaş baronlarıyla, uyuşturucu işini yapanlarla ülke içindeki yerli ve yabancı istihbarat ajanlarının en önemlisi BAE ile iltisaklı tüm hainlerin bertaraf edilmesi gerekir. Bunu yapabilecek güç var mı?

ABD düştüğü girdaptan kaçarak kurtulmak istiyor ve istediğini aldı. Ülkeyi iç savaşa soktu, uyuşturucu kullanan bir kesim oluşturdu, gece barları açıldı ve alkol kullanılmaya başlandı. Hatta LGBT gibi sapıklar ortaya çıkmaya başladı. Başta lityum olmak üzere madenlere el koydu. Daha başka yapacağı bir şey kalmadığı için çekilmek istiyor. Onun çekilmesiyle BAE’nin beslediği gruplarla İran’ın beslediği Hazaralar birbirlerine saldıracak. ABD eliyle İran yine ülke ’de söz sahibi olamaya başlayacak. Onun yapacağı mezhebi zulmü bahane eden yeni bir örgütün çıkmasına neden olacak. Emperyalistlerin önceki oyunlarının aktörleri değiştirilerek devreye sokulma ihtimali büyüktür.

Taliban veya Şii gruplar Raşid Dostum’a saldırması ve kışkırtmasıyla Türkiye olmadığı kadar işin içine çekilebilir. ABD çekilirse yerine ne gelecek onun hesabı yapılmalı? Eğer gerçekten Afgan halkı gelecekse hiç sorun yok. Onların “Ehli hal ve’l akd” veya “Loya jirga” gibi danışma meclisleri var. Onlar kendi sorunlarını kendiler çözer. Yeter ki dışarıdan müdahale olmasın. İran ve BAE gibi para dağıtarak adam satın alınmasın.

İstanbul barış konferansı Afganistan için bir şanstır. Taliban’ın ipini elinde tutan aktörler ve Pakistan bu konuda ağırlığını ortaya koymalıdır. Rahmetli Ziya Ul Haq zamanında olduğu gibi Afganistan’a kardeşçe elini uzatmalıdır. Taliban’ın İstanbul’a gelmemesiyle Türkiye bir şey kaybetmez ancak emperyalistlerin kazancı daha büyük olacağını unutmamak gerekir.

Taliban artık ülkesini düşünerek meşru bir aktör olabilir. Bunun için özgürlüğünü ilan etme vakti geldi. Eski haline devam edecekse, “ABD Afganistan’dan çıkmıyor, o nedenle toplantıya katılmıyoruz” gibi bayatlamış numaralarda Taliban ancak kendini kandırır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here